“İçimde koyulaşmış olan öfkeyi toplamak zorundaydım, tıpkı çölde kaybolup susuz kalınca yaprakların ve çiçeklerin üzerindeki çiğ damlalarını biriktirip içen insanlar gibi. Öfke, kızgınlık, nadir de olsa isyan kıvılcımları, uyuşmuş onurumu yaşatmak yolunda değerli birer ateşleyici olmuştu.”
“Biliyorum, iflah olmaz iki saf insandık biz! Ama göründüğümüzden daha aklı başındaydık. Hayalini kurduğumuz bu geleceği bizim göremeyeceğimizi biliyorduk artık. Belki çocuklarımız. Belki bir çocuğumuz olacağı için ufkun ötesine bakmaya gücümüz hâlâ yetiyordu .”