SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM- LATİFE TEKİN
“Göğsümden sızıp içime yerleştin “ cümlesini okuyunca duygularınızı yoklamanız gerektiğini anlıyorsunuz.
“yüzyıllık yalnızlık” romanının Türk versiyonu olan “Sevgili arsız Ölüm “ çoğunuzun hiç duymadığı bir kitap olarak raflarda okunmayı bekleyen bir değer. Kalıpların dışında, günümüzü anlatan olay örgüsü sizi veya yakın çevrenizi tanıtan cümlelerin çiçek açtığı bir bahçe olarak düşünün.
Günümüzde herkesin mutlaka duyduğu hatta inandığı değerler vardır. “ Batıl inanç “ dediğimiz kalıbın başlıca değerleri; Perşembe günleri duş alınmaz cin çarpar, siyah kedinin gözlerinin içine bakılmaz uğursuzluktur, kapının eşiğinde oturursan evde kalırsın, taşla oynama sakın kıtlık çıkar, yağmur yağınca dil uzatma dilin lal olur... Sayarım saymasına da ne sayarak biter ne okuyarak. Bunlar sadece birkaçı. Bir de bunları dine mal edip sorgusuzca kabul eden insanlar var hala çok da yadırgayamıyoruz çünkü; gelenek ve görenek, coğrafyaları gereğince böyle öğrenmişler. En zoru da bildiği bir şeyin yanlış olduğunu gösterip doğrusunu anlatmak.
İslamın ve içinde bulunduğumuz toplum kültürünün kaynaşması sonucunda yazılan bir eser olarak değerlendiriyorum ben. Kültürlerin değerlerini hafife almamak, varlıklarını devam ettirmeleri için uğraşmak gerek; Kültürümüz bizim hazinemizdir.
Kültür dışında, pedagojik olarak da değerlendirme yapabiliriz. Bir aile yaşantısının kompozisyon değerinde sergilenmesi; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olarak ayrılır.
Kendi yaşantımızdan eser için örnek verecek olursak; hepimizin çocukluğu belki de aynı geçti. Çoğumuz aslında kendi isteğimiz doğrultusunda değil de ailemizin yapısı ve isteği doğrultusunda büyüdük. Onların istediklerini yedik, onların istediklerini giydik, onların istediği yerde ve kişi ile oynadık yine onların
G Ö L G E S I Z L E R
Kitap yarım kalmasın diye , kahvem yarım kaldı bitiremedim. Hikayeye ilk başladığınızda karşınıza çok kalabalık bir halk çıkıyor kimin kim olduğunu yaşadıklarını olaylarla anlıyorsunuz zaten. Ama insanların birbiri ile olan bağlantısına her sayfanın sonunda benim gibi şaşıracağınızı düşünüyorum. Muhtar , bekçi , Rıza , reşit , cennet’in oğlu ve cennet , güvercin , berber , çırağı.. Hiç acele etmedim sindire sindire tanıştım hepsiyle . Hepsinin hikayesi farklı ama hepsinin düştüğü yer aynı aslında. “ kar neden yağar kaaar ? “ bu cümle çok fazla çıkacak karşınıza , şimdiden cevabını düşünün eğer okumaya karar verirseniz. Ama hikaye örgülerine dikkat edin berber dükkanında başlayan hikaye oraya bir daha dönecek mi , yoksa dükkan yok olup gidecek mi ? İşte bunu okuyunca anlarsınız . Kayboluşlar , gerilim , sürprizler ve en güzeli de merakı daima diri tutan tasvirler.. yazarın okuduğum ilk kitabıydı , serisini okumayı da düşünüyorum. Hatta geç kalmış olduğum için en kısa zamanda filmini de izleyeceğim .. İyi okumalar #gölgesizler #hasanalitoptaşokuyorum
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma