Aylar önce aşklı bir şeyler okumak için başladığım ama çok kalın olduğu için ve akmayan ilk 100 sayfa nedeniyle kenara attığım, dün tekrar elime alıp bugün bitirdiğim kitap.
Dram sevmiyorum ya. Aile sırları, dram, bir de değişik kıta işleri derken beni sarmadı başta ama akıcı ilerledi sonra. Biraz da artık yeter, sırlar açığa çıksın düşüncesiyle hızlı okudum bence.
Lise yıllarında okuduğum V. C. Andrews kitaplarını hatırlattı bana. Konu değil, dil değil; hikayenin işleyişi. Gizliden işler, o karanlık atmosfer…
Yine de kötü değildi ama uzatmasalar iyiydi.
Aşk ve Savaşın Şarkısı
Zorba
Başlamanın üstünden bir buçuk yıl geçtikten sonra, sonunda bugün kitabı bitirdim.
100 sayfadan ileri gitmeyip köşede bekledi aylarca, sonra birkaç gün önce bitirmek için elime aldım ve...
Kitapla ilgili düşüncelerim duygularım karmakarışık:
"Neyini sevmişler bunun bu kadar?"
"Bu Zorba ne cinsiyeti bir pislik ya!"
"Ama nasıl güzel ruhu var bir yandan da. Acaba çocukken menenjit falan mı geçirmiş? Öyle kendini bilmez ama öyle de masum sanki."
"Ohoo kadınları insan yerine bile koymuyor!"
"Dönem koşullarına göre düşün Burçin."
"Çok abartmışlar bu kitabı ya. Yunan olması bile kurtarmıyor."
"Ben salağım sanırım, bu kitabın metaforunu anlamıyorum."
"Felsefi sorguları çok mu iyi sanki bir yandan da ya..."
Heh, işte böyle nefret ede ede ama bir yandan da karakterin sevilesi yanını da göre göre, başlar ve ortalarda biraz da Ağır Roman filmini seyreder gibi geldim son 100 sayfaya... Zaten oradan sonra değişti bende mevzu.
Onca erkeğin içinde, bir kadına zulüm varken tek adam sen çıktın ya be Zorba... Kadınları küçümserken bir yandan da hiç kıyamayıp hep vicdanlı davrandın ya... (Acaba Yengeç Burcu muydun ki?)
Ben karakterle böyle barıştım ama bir de o anlatılan yerleri gözümde canlandırırken deniz kenarı anlatıldığında Girit Iraklion'da plajda arkdaşımla buluşup oturduğumuz anda olmam var... Manastır anlatılırken Rodos'ta 300 basamak tırmanıp çıkılan nasılsın Manastır'a çıkışım... Dağdayken, Kalamata'da Dağda gittiğim o ölümü yücelten festival köyündeydim. Ah, hele ki sonlarda Atina'da isim isim bildiğim sokakları gezmez miyiz bir de birlikte...