Puan vermedi
Bugün kitabın son sayfasını kapatıp masaya koyduğumda, içimde hem derin bir sızı hem de tarifi imkansız bir umut vardı. Bazı kitaplar sadece okunup geçilmiyor, insanın ruhuna dokunuyor; Laetitia Colombani’nin "Saç Örgüsü" de benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. ​Dünyanın üç farklı ucunda yaşayan Smita, Giulia ve Sarah’nın hikayelerini okurken, kadın olmanın da, mücadelenin de coğrafyasının olmadığını iliklerime kadar hissettim. Hindistan’da kızının geleceği için canını ortaya koyup kaçan Smita'nın cesareti içimi titretirken; İtalya’da ailesinin emeklerini kurtarmak için tek başına direnen Giulia’nın azmine sarılmak istedim. Kanada’da kariyerinin zirvesindeyken kanser olduğunu öğrenen Sarah’nın o güçlü maskesinin ardındaki kırılganlıkla yüzleştiği sahnelerde ise gözyaşlarımı tutamadım. ​Kitabın kalbimi en çok sızlatan tarafı, bu üç kadının birbirini hiç tanımadan kaderlerinin birbirine bağlanmasıydı. Smita’nın bir tapınakta inançla kazıttığı saçlar, denizleri aşıp Giulia’nın ellerinde emekle işleniyor ve en nihayetinde kemoterapi yüzünden saçlarını kaybeden Sarah’ya bir peruk, yani yeniden yaşama tutunma umudu oluyor. Birinin fedakarlığı, diğerinin emeğiyle birleşip bir başkasının hayatına can üflüyor. ​Saç Örgüsü, biz kadınların dünyanın neresinde olursak olalım görünmez iplerle birbirimize bağlı olduğumuzu hatırlatan sıcacık, naif bir başucu kitabı. Yalnız olmadığını hissetmek ve kalbine dokunacak bir umut hikayesi okumak isteyen herkesin bu kitaba sarılmasını kalpten isterim. İyi ki okumuşum.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
9/10
·95 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:11
Kitaba giriş yapmadan önce biraz yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. Yazarımız Ryunosuke Akutagawa, "Japon kısa hikâyeciliğinin babası" olarak kabul edilir ki Japon edebiyatının kayda değer ödüllerinden olan “Akutagava Ödülü” onun adını taşımaktadır. Büyük romanlar yerine vuruş gücü yüksek, ironik, psikolojik derinliği olan ve insan doğasının bencil yönlerini açığa çıkaran kısa öyküler yazmıştır. Doğduktan kısa bir süre sonra annesi akıl sağlığını kaybetmiştir. Bu yüzden yazar, dayısı tarafından büyütülmüş ve soyadını ondan almıştır. Hayatı boyunca annesi gibi delirme korkusu yaşadığından hayatının son yıllarında ağır uykusuzluk, halüsinasyonlar ve derin bir varoluşsal kriz (melankoli) yaşamıştır. Henüz 35 yaşındayken, arkasında "Geleceğe Karşı Duyulan Belirsiz Bir Kaygı" yazdığı bir intihar mektubu bırakarak yüksek dozda uyku hapıyla yaşamına son vermiştir. … Kitabın da adını aldığı ayrı zamanda ilk öyküsü olan Raşoman; kıtlık, sefalet ve amansız bir fırtınanın ortasında işinden yeni kovulmuş ve açlıktan ölmek üzere olan çaresiz bir uşağın, ölülerin saçlarını yolup peruk yapan yaşlı bir kadınla karşılaşmasını konu alıyor. Yaşlı kadının hayatta kalmak için bu eylemi yapmak "zorunda" olduğunu savunması üzerine, başlangıçta kadının eylemine tiksintiyle yaklaşan uşak, ahlaki değerlerini bir kenara bırakarak kadını soyup eşyalarını çalarak kaçar. Öykü, büyük bir açlık ve sefalet karşısında toplumsal ahlakın, vicdanın ve dürüstlüğün saniyeler içinde nasıl yok olabileceğini sarsıcı bir şekilde gözler önüne sererken bizlere "İnsanlar hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilir?" sorusunun trajik cevabını anlatıyor. Anlatı boyunca yazarın kendi akıl sağlığının bozulma süreci, yaşadığı ağır şizofrenik ve paranoid sanrılar, doğrudan birinci ağızdan
RaşōmonRyunosuke Akutagava · Tokyo Manga Yayınevi · 20232,425 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·448 syf.··
2018 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #birharfbirkitap etkinliğinde ikinci ayımızdayız ve "B" harfi için seçtiğim kitabım Baykuş Daima Gece Avlanır... Ormanın ortasında kuş tüyleri üzerine yatırılmış, ağzında çiçek, başında peruk, etrafında pentagram şeklinde dizilmiş mumlar, dahası vücudu da aynı şekle sokulmuş, hayvan yemiyle beslenmeye zorlanmış ve boğularak öldürülmüş 17 yaşında çıplak bir genç kız cesedi... Bu esrarengiz cinayeti çözmek Holger Munch ve ekibinin görevi. Yakın zamanda görevden alınan zeki ama kendince psikolojik sorunları olan dedektif Mia Krüger'de işe dahil edilince müthiş bir araştırma başlıyor. Çok beğendiğim bir polisiye gerilim okudum. Beklemediğim sürpriz gelişmelerle çözüldü olay. Beni en çok etkileyen cinayet ya da soruşturma kısmından çok, kurbanların ölüme hazırlanış şekilleri oldu. Hayal etmesi bile tüyler ürperten cinsten bir kurgusu var. Bence güzel taraflarından biri de temposunun hiç düşmemesi. Bitmeden hemen önce ters köşe yapmayı da başardı ayrıca. Tavsiye eder keyifli okumalar dilerim. 28.04.2018
Baykuş Daima Gece AvlanırSamuel Bjork · Pegasus · 201883 okunma
Üç kadın, üç hayat, üç kıta...
8/10
·188 syf.··
2026 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 08:50
Birbirinden bağımsız ama farkında olmadan birbirinin hayatına dokunan üç kadını anlatıyor. Beni en çok etkileyen hayat, Hindistan’daki Smita’nın hayatıydı. Kast sisteminin en alt tabakasında olan bir kadın. İnsanların tuvaletlerini temizliyor, sokaktaki dışkıları topluyor. Ayakkabı giymesi bile yasak. Tek isteği çocuğunu okutmak. Kızını okula gönderiyor ama orada da öğretmen ona hizmetçi muamelesi yapıyor. Sonunda kızını alarak kuzeninin yanına kaçmak istiyor. Yolda giderken Tirupati Tapınağı’na hac yolculuğuna çıkıyorlar. Kızıyla birlikte saçlarını kesip Tanrı’ya armağan ediyorlar. Tek dilekleri bundan sonra hayatlarının yolunda gitmesi ve kızının okuyabilmesi. O saçlar daha sonra İtalya’da yaşayan Giulia’nın saç atölyesinde peruğa dönüşüyor. Giulia, babasının ölümünden sonra Hintli yol arkadaşı Kamal ile birlikte hayatta kalma mücadelesi vererek saç atölyesini ayakta tutmaya çalışıyor. Hikâyeye bir de Kanada’dan katılan ünlü bir avukat olan Sara var. İki evlilik geçirmiş, çocuklarıyla yaşıyor ama hayatının odak noktası işi. Çocukları ve özel hayatı arka planda kalıyor. Duygularını kolay kolay dile getiremeyen bir kadın. Bir gün kansere yakalandığını öğreniyor ve saçlarını kaybediyor. Sonrasında Hindistan’daki Smita’nın saçları, İtalya’daki Giulia’nın atölyesinde peruğa dönüşüyor ve bu peruk Kanada’daki Sara’ya ulaşıyor. Sara, kanser nedeniyle dökülen saçlarının yerini alan bu peruğu taktığında, sanki tüm dünyanın onu iyileştirmek için çabaladığını hissediyor ve hayata daha sıkı tutunuyor. Bu kitabı okumaya başladığım yer benim için çok özeldi. Bir bankta oturuyordum, ayaklarım gölün içindeydi. Yanımda çayım vardı, kuş sesleri geliyor, dallarda sincaplar geziyordu. Kitabın bir kısmını da buğday tarlaları ve haşhaş çiçekleri arasından geçen bir araba
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Berbat
1/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Çoğu escinsel hikayesi. Son birkaç öyküsü edebisel. Bur sürü de ödül almis gerçekten bu ülkede ödüller neye gore veriliyor. Bazı hikayeleri mide bulandırıcı. İnstagram da Aysegultatilde isimli kişide görüp almıştım hiç sevmedim param boşa gitti.
Peruk Gibi HüzünlüYalçın Tosun · Yapı Kredi Yayınları · 20181,117 okunma
8/10
·188 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 11:56
Bazı duygular, ağdalı cümlelere, kelime oyunlarına, süslü anlatımlara ihtiyaç duymaz. Duygunun kendisi başlı başına vurucudur, o etkiyi verir zaten. Yaşamın başladığı ilk andan itibaren “kadın” olmanın git gide zorlaştığı, aşama aşama yeni engellerle sınandığı bir dünyada 3 farklı coğrafyadan, 3 farklı karakterde kadının birbirine bir saç örgüsü gibi bağlanan hikayesindeki duygular gibi.. Bağırmadan, “ben buradayım” demeden, yalın bir anlatımla 3 farklı mücadeleyi anlatmış yazar. Size hisleri vermek için ekstra bir çabası yok, dümdüz bir hikaye anlatıcılığı. Ama bunu kötü anlamda söylemiyorum zira günümüzde 3 saniye olan dikkat sürenizi yakalamak için her şeyi abartan, süsleyen, gösterişli hale getiren içeriklerin aksine sadece hikaye derinliğine güvenerek süslemeden anlatıyor hikayeleri. -Spoiler- Smita- Giulia - Sarah Smita, Hindistan’da kast sisteminin en alt kısmında “dokunulmazlar” sınıfına mensup, başkalarının pisliklerini temizleyerek büyüdüğü için gerçek anlamda nefes bile alamayan bir kadın.. Yıllarca kendi kaderine razı olmuş şekilde yaşarken bir gün, kızının da aynı kaderi yaşamaması için her şeyi göze alıp bir umut yolculuğuna çıkıyor. Bu yolda ona en çok inancı güç veriyor. Kızıyla birlikte kuzenlerinin yanına varmadan önce tanrı Vishnu’ya saçlarını adamak için tapınağa gittikleri zorlu yolculukta onlara eşlik ediyoruz. Okumakta en zorlandığım hikaye Smita’nın hikayesiydi. Bir kadın için daha korkunç bir coğrafya, daha korkunç bir kader düşünemiyorum. Ve işin en can yakıcı kısmı HALA aynı şekilde yaşayan kadınlar olması.. Giulia, Sicilya’da babasının atölyesinde baba mesleğini öğrenmiş ve onu sürdüren bir genç kız. İnsanların kestikleri saçlarını alıp laboratuvarda rengini değiştirip tek tek işleyerek peruk haline getiren ve satan bir atölyeleri var.
1000Kitap
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma