Biz Azerilerin nasıl fenotipi var arkadaş. Erkek hâlimizle bile bir peruk taksak kaç canlar yakarız 😀 Videoyu pardon vidyonu tamaşa elemenizi tövsiye eliyirem 😀 (Bende Azeriyim güme gitmeyeyim 😀): instagram.com/reel/DWbTIwxjED...
“İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadığı gibi inanmaya başlar.”
İnancı yüzünden gözyaşı döken, tercihleri yüzünden özgürlüğünden olan, eğitim hakkı elinden alınan, emeğiyle kazandığı ödülleri sırf başörtüsünden dolayı alamayan kadınlar oldu bizim ülkemizde. 28 Şubat yalnızca başörtü savaşı değildi, açık mı kapalı mı üzerinden bir kimlik savaşıydı. En temel hakkı olan eğitimi için gireceği sınavlara eşarbının üzerine peruk takarak giren annelerimizi, teyzelerimizi, ablalarımızı unutmayın. Her şeyi bir kenara bırakarak yalnızca inandığı dinin gerektirdiklerini özgürce yaşamaya çalışan kadınların açık-kapalı olarak ayrıştırılmadığı günlere…
Reklam
ESKİ TARİHLERDEN İSLAM’A ÖRTÜNME
Türk tarihine göz atıldığında İslam öncesi Türk kadınının giyim kuşamının günlük yaşamında sıkıntı yaratmayacak basitlikte, kendine yakışan ve son derece özgür olduğu anlaşıldı. Aslında eski Türk kadınıyla eski Türk erkeği arasında giyim kuşam konusunda esaslı bir farklılık yoktur. Türklerin 8. yüzyıldan sonra Müslüman olmalarıyla birlikte kadın giyim kuşamı tartışılmaya ve farklılaşmaya başlamıştır. Aslında kadının örtünmesi İslam’la başlamış değildir. Örtünme İslam’dan çok önce de vardır. Kadınların başörtüsünden söz eden ilk metin Hammurabi Kanunlarıdır. MÔ 4. bin yılda Babil Kralı Hammurabi'nin hazırladığı kanunlarda "Kadınlar sokağa çıkarlarken başlarını açmayacaklardır" denilmektedir. Başörtüsü kavramı, Babiller’in öncüsü Sümerlerde de görülmektedir. "Genel kadın" görevi yapan Sümer rahibelerinin diğer kadınlardan ayrılmaları için başlarının örtüldüğü görülmektedir. Daha sonraları MÔ 1500'lerde bir Asur kralı yaptığı bir kanunun 40. maddesi ile evli ve dul kadınları da başlarını örtmeye mecbur etmiştir. Fakat kızların, cariyelerin ve sokak fahişelerinin örtünmesini yasaklamıştır. Bu gelenek zaman içinde Yahudilere geçmiştir. Yahudi kadınları evlenince saçlarını tıraş ettirip, başlarını bir peruk veya başörtüsü ile örtmüşlerdir. Çarşaf ise ilk olarak Hititlerde ortaya çıkmıştır. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde pişmiş toprak kabın üzerindeki bir kadın resmi günümüzdeki çarşaflı kadınının birebir kopyası gibidir. Antik Yunan'da ve eski Mısır'da da başörtüsü vardır. Heraklit, eski Yunan ve Mısır kadınlarının başörtüleri hakkında şu bilgileri vermektedir: "Giysilerin başa gelen kısmı öyle sarılır ki, yüzün tümü peçeyle örtülmüş gibi görülür. Zira sadece gözler ortada kalır. Yüzün diğer bölümleri ise giysinin bir parçası ile tamamen
Büyük bir Louis XV Style Yaldızlı Bronz Malakit Saati ve kaide Paris, yaklaşık 1880. BLOT & DROUARD / PARIS / E.D/ 111O damgalı hareket, yapraklı çiçekli çelenk üzerine kanatlı bir putto maskesi ile merkezli bir kaide üzerinde yükseltilmiş yaprak kayış ile çevrilmiş köşeler, koç başlık olukları ile monte edilmiş bir konveks kare tabanında kayışlı akanthus parantezleriyle biten köşeler Peruk ayaklar. Ledoux-Lebard, Maison Drouard'ı 19. yüzyılın ikinci bölümünün önemli bir üreticisi olarak listeledi. Atölye Rue du Bac 72 adresinde bulundu ve Tardy 1908 yılına kadar Rue Taitbout'ta saatçi Blot'u listeledi. Mevcut lottaki saat modelini, 1765 yılı dolaylarında Alexander Pradère, French Furniture Makers, Sotheby's, p.265. İlk olarak XV. Louis Başbakanı olan Duc de Choiseul-Praslin'e aitti ve 1770'lerde Choiseul'un evinin iç mekanlarından Van Blarenberghe tarafından gouachelerden birinde tanınabilir. Sotheby's. Koleksiyon.
1000Kitap
Maskeli bahar...
Günümüz dünyasındaki samimiyetsizlik, gösteriş merakı ve değerlerin yozlaşması çok öne çıkmış olup toplumlar bir "illüzyon" içinde yaşamaktadır âdeta... Maskeli Bir Bahar: Modern Dünyada İmaj ve Hakikat Çatışması İnsanlık tarihi boyunca "görünmek" ve "olmak" arasındaki fark, felsefenin ve sanatın en temel uğraşlarından biri olmuştur. Ancak yaşadığımız çağda bu uçurum, hiç olmadığı kadar derinleşmiş durumdadır. "Bir bahar ki içi güz" dizesinde vurgulandığı gibi, dışarıdan canlı, taze ve umut verici görünen pek çok olgunun içinde, aslında çürümeye yüz tutmuş bir sonbahar hüznü ve boşluğu saklıdır. Görünüşün Aldatıcı Gücü: Vitrin ve Vicdan Modern birey, çoğu zaman dış dünyaya sunduğu imaj ile iç dünyasındaki gerçeklik arasında sıkışıp kalır. "Yüzü güney, ardı kuz" diye ifade edilebilecek bir insanın sergilediği sıcak ve aydınlık yüzün hemen arkasında yatan soğuk ve karanlık gerçekliği de işaret eder. Bizler, manzaranın güzelliğine ve "çiçek böcek" canlılığına kapılıp giderken, aslında arka planda dönen oyunları, yani "tamzara" ritmindeki o sinsi devinimi görmezden geliyoruz. Bu durum sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal değer yargılarımızda da kendini gösterir. Sahte bir bilgelik (hikmet) satışı, etiketsiz olduğu halde "etiketliymiş gibi" sunulan fason değerler, hayatımızın her alanını kuşatmış durumdadır. "Kel Kabak" ve Sahte Hikmetler "Peruk takmış kel kabak" şeklinde ifade edilebilecek insan tipi için denilebilir ki, bu görünüş liyakatsizliğin ve sahteliğin en somut görünüşüdür. Bilgiye sahip olmadan bilginin otoritesi gibi takılanlar, kalbi "put dolu bir tabak" gibi dünya hırsıyla doluyken maneviyat pazarlayanlar, günümüzün en büyük illüzyonistlerinden biridir. İçerisi boş olanın dışarıyı süslemesi, hakikatin değil, sahteliğin pazarlamasını
Bismillahirrahmanirrahim Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. (Hûd, 11/18) iyi bilinki mazlum duası bir oktur o oku hedefine Cenabı Hak ulaştırır bu yüzden mazlumdan alan el olmayın İnsan ancak yaptıkları ile değer kazanır ve yaptıklarımız bazen bir sokak başında bazende ahiret kapısında bizleri karşılar O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. (A’râf, 7/44) Cennet ehli cehennem ehline seslenir Biz rabbimizin vaad ettiği gerçeği bulduk Siz o gerçeği buldunuzmu Onlar evet derler hakkı inkâr ederler Kim Rabbini inkâr ederse şirke düşer Allah’ın lâneti zalimlerin üzerine olsun Onlar Allah yolundan alıkoyar Elbet her iki cihanında bir ehli var İnkârda direnen cehennem ehlidir Allahı inkâr zalimliğimizden ileri gelir Saçlarına aklar düştü ise bunu bir hikmet sebebi bil Allah zamanı gelince her siyahı beyaza çevirir onu peruk ile kapatıp güzel olana gölge düşürme çünkü efendimiz SAV peruk ve saç takana lânet etmiştir Peygamberimizin bedduası Allah katında kabul olunan en makbul duadır Efendimiz SAV heykel ve canlı resim yapana sınırı aşana faiz yiyene beddua etmiştir bela ve zillet okuna hedef olmak istemiyorsan hadisi şerif oku ve her anını Cenabı Hakka yakın geçir inşAllah amin Allahın lânet ve azabı peygamberimizin bedduası bidat ehline mutlaka dokunur İsyan edip şirke düşmek dinden çıkartır
Din
Reklam
Reklam