Üye, Babaya dönerek, bir iki öksürdü:
"Ben bir Sayıştay üyesiyim ... Daha doğrusu üyesiydim ...
Bir ay kadar önce emekli oldum . . . " dedi.
"Cumhurbaşkanı da olabilirsiniz ama Türkiye'yi tanımıyorsunuz.
Hiç bir şey bilmiyorsunuz. Rahatlığınız bir duvar
gibi örmüş sizi..."
"Çok iyi tanıyorum hem. Türkiye bir cennettir. İnsanlar
hayatından memnundur. Bal gibi memnundur. Ama bu
keratalar ortalığı bom bok ediyorlar . .. "
"Doğru, bazıları için cennet. Ama üç beş kişi bunlar.
Geri kalan milyonlar . . . "
İnci:
"Ben hayatımdan memnun değilim Mahmut bey dedi.
Acaba Türkiye'de yaşamıyor muyum?"
"Çalışan insan aç kalmaz!"
Baba kızmıştı. Gözlerini iri açarak:
« Beyefendi dedi, bir ömür boyu karın doyurmak için
yapılan çırpınmalara hayat diyorlar bu ülkede. Oysa hayat, karın doyduktan sonra yaşanılan doğru, haklı, temiz zevklerdir. Bir işçi ya da memur sekiz saat çalıştıktan sonra,
bir de gece işi bulup çalışırsa buna hayat değil işkence
denir. Adam yirmi beş otuz yıl çalışmış emekli olmuştur.
Ama yine de çalışmak zorundadır. Özel bir yerde iş bulur.
Zorunludur buna. Peki nedir bu? Yaşamak mıdır? Ancak
öldükten sonra dinlenebilenlerin çoğunluk olduğu bir ülkeye