9/10
·120 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:46
Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü – Adelbert von Chamisso Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, kısa olmasına rağmen düşündürdüğü şeyler açısından oldukça yoğun bir kitaptı. Hikâye ilk bakışta fantastik bir masal gibi başlıyor: Peter Schlemihl, sonsuz zenginlik karşılığında gölgesini şeytana satıyor. Ancak çok geçmeden gölgesiz yaşamanın, parasız yaşamaktan çok daha zor olduğunu fark ediyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, gölgenin aslında sadece bir gölge olmamasıydı. Bana göre burada gölge, insanın kimliğini, toplum içindeki yerini ve hatta vicdanını temsil ediyor. Peter ne kadar zenginleşirse zenginleşsin, insanlar onun farklı olduğunu fark ediyor ve onu dışlamaya başlıyor. Bu yüzden kitap, para ile mutluluk arasındaki ilişkiyi oldukça etkileyici bir şekilde sorguluyor. Hikâye çok eski bir dönemde yazılmış olmasına rağmen şaşırtıcı derecede güncel hissettirdi. Çünkü bugün de insanlar bazen başarı, para ya da statü uğruna kendilerinden önemli parçalar vermeyi göze alabiliyor. Peter’in yaşadığı şey bana biraz bunun sembolik bir anlatımı gibi geldi. Kitabın dili masalsı ama altında ciddi bir yalnızlık hissi var. Peter’in toplum tarafından dışlanması, sevdiği insanlara yaklaşamaması ve giderek yalnızlaşması beni en çok etkileyen bölümler oldu. Özellikle zengin olmasına rağmen mutlu olamaması, hikâyenin en güçlü yönlerinden biri. Bir diğer sevdiğim tarafı ise kitabın sadece fantastik bir hikâye anlatmakla yetinmemesi. Aynı zamanda insanın değerleri, seçimleri ve bedelleri üzerine de düşündürüyor. Peter’in önüne çıkan ikinci teklif, yani gölgesini geri almak için ruhunu vermesi gerektiği an, hikâyenin asıl kırılma noktasıydı. Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, bana bazı kayıpların parayla telafi edilemeyeceğini düşündürdü. Kısa ama anlamı oldukça büyük
Peter Schlemihl'in Olağanüstü ÖyküsüAdelbert Von Chamisso · Kolektif Kitap · 20161,782 okunma
4/10
·200 syf.·
2026 14. kitabı
Merhabalar, Bu sefer kitapla alakalı bir inceleme ve değerlendirme yapmaktan ziyade ilk defa Virginia Wolf okuyacaklara minik bilgilendirme ve uyarılarda bulunmak istedim. 1-Öncelikle, yazar bilinç akış tekniği ile yazıyor ve 210 sayfalık bu kitapta sadece 1 günde yaşananlardan bahsediyor. Süreç şöyle, en basit örnekle anlatıyorum, mesela yolda yürürken aklımıza bir şeyler geliyor ya, kendimizi düşünüyoruz, kafamızdan geçenler oluyor, yolda birisini görünce fikirlerimiz ona kayıyor, bilinç akışı bu. Aslında kafamızdan geçenlerin bir anlatısı. Günlük hayatımız süregelirken.. Yazar bu tekniği kullandığı ve insan kafasındaki fikirler sürekli değiştiği için, oluşturulan karakterlerin fikirleri sürekli bir devinim halinde ve anlatı bir karakterin bilincinden diğer karakterin bilincine hızlı bir şekilde geçebiliyor. 2-Dolayısıyla kitabı okurken sakin kafayla ve çok acele etmeden okumanızı tavsiye ediyorum. 3-Dili güzel, yer yer bir delinin kafasındaymış gibi hissettiğiniz ve bağlayamadığınız olaylar oluyor ama sakince okursanız farklı bir deneyim olacaktır diye düşünüyorum. 4-Son olarak karakter sayısı çok fazla. Bu karakterlerden, Clarissa Dalloway, Richard Dalloway, Peter Walsh, Sally Seuton, Hugh Whitbread, Miss Killman, Septimus Warren Smith, Lucrezia/Rezia Warren Smith ve William Bradshaw baskın olanlar. Bunlara dikkat ederseniz, okumanızda kopuşlar en aza indirgenmiş olur. İyi okumalar diliyorum. Sevgiyle kalın.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·192 syf.··
2026 219. kitabı
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına ders veriyordu. Onlara dedi ki: "İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş, iki kurt arasında." "Bu kurtlardan birisi; öfkeyi, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibri, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Diğeri ise; huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliği, dostluğu, anlayışı ve merhameti temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer bütün insanların içinde de var." Çocuklar söylenenleri anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına: "Hangi kurt kazanacak?" diye sordu. Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı: "Hangisini beslerseniz o kazanacak
Peter PanJ. M. Barrie · İş Bankası Kültür Yayınları · 20199,3bin okunma
Büyümeyi Reddeden Çocuk
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:27
Çocuklar her daim hayaller kurar ve gerçek hayatta göremeyeceğimiz mucizelerin varlığına inanırlar; bu, onlar için nefes almak kadar kolay ve gerekli bir eylemdir. İşte Hiçbiryer de bu şekilde doğmuştur; çocukların sonsuz hayal güçlerinin yaratıcı tezahüründen. Ve yalnızca küçükken rüyalarımızda ziyaret edebildiğimiz bu büyülü adada hiç büyümeyen bir çocuk yaşamaktadır. Peter Pan bir gün yetişkin olacağı kaderini reddeder ve henüz daha bir bebekken odasının penceresinden uçup gider. Hiçbiryer'de yaşayan Peter, başka çocukları da adasına getirerek orada onlara sonsuz bir macera ve oyun vaat eder. Tıpkı o malum gecede Wendy ve kardeşlerine yaptığı gibi. Bu masal, pek çok farklı film ve tiyatro uyarlaması ve sayısız retelling'i ile aslında ortaya çıktığı andan itibaren hepimizin çocukluğunun da bir parçası hâline gelmiştir. Nitekim ben de Peter Pan'ın büyülü hikâyesiyle birlikte büyüdüm. Bazıları daima çocuk olarak kalan bu oğlanı ve onun öyküsünü özgürlükle ilişkilendirirken, diğerleri sonsuz gençlik ya da çocukluğun masumiyeti olarak görüyor. Fakat bana kalırsa bu masal en çok çocukların aşırılığı, iyiyi ve kötüyü tam olarak kavrayamayışı ve bencilliğini vurguluyordu. Mesela Peter'i örnek olarak alalım; bu haylaz oğlan hikâye boyunca bize yanlış gelen pek çok eylemde bulundu. Yine de eğer ona "Bunu neden yaptın?" diye soracak olsaydık, herhangi bir art niyet taşımadığını görürdük. O, eylemlerinin sonuçlarını düşünmeden harekete geçiyor. Yaptığı herhangi bir şeyin kötü olduğunun bilincinde değil ve belki de en kötüsü, kendi duyguları dışında diğer herkesin hislerine kör olması. Bu da ister istemez onu korkutucu bir figür hâline getiriyor. Fark ettiğiniz üzere Peter, hikâye boyunca daimi bir unutkanlık hâlinde. Çevresindeki her şey ve herkes onun için geçiciyken,
1000Kitap
Peter PanJ. M. Barrie · Bilgi Toplumu Yayınları · 20169,3bin okunma
Puan vermedi·840 syf.··
2026 27. kitabı
Merhaba, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki parçaya ayırmak daha doğru olur zannediyorum kitap yorumumu. Olumlu yönlerinden başlayacak olursak, kitap 800 küsur sayfa lakin iki yüz sayfaya yakını notlar ve kaynakçadan oluşuyor ki buda kitabın büyük bir araştırmanın neticesi olduğunun göstergesidir. Geriye kalan 650 sayfa da ziyadesiyle fazla 20-30-40 en fazla 50 sayfalık bölümlere ayrılmış ki buda okunuşunu kolaylaştırıyor. Dili akıcı, çevirisi gayet güzel ve anlaşılır. Ayrıca yazar da alanının önde gelen isimlerinden birisi. Kitap Pers dünyasından başlayarak, ipek yolunun oluşumunu ve bu yollar üzerinde bulunan ticari, kültürel, siyasi ve dini etkileşimleri ele alarak bütüncül bir dünya tarihi anlatısı kurmaya çalışıyor. Olumsuz yönlerine gelecek olursak, Batı merkezli tarih anlatımını yıkmak amacıyla yazılmış bir kitap olsa da yazar bu sefer sarkacı çok fazla doğuya doğru kaydırmış ki bu bana objektiflikten uzak göründü. Ayrıca kronolojik olarakta karmaşık, hatalı bilgiler de içerdiği kanaatindeydim ki, yazarın ülkesindeki akademisyenlerden de benzer eleştiriler gelmiş. Hayata yalnızca kendi bulundukları noktadan bakan batılılara birçok şey öğreteceği aşikar ama zaten Batı merkezli tarih anlatısı çok uzun yıllardır kırılmaya çalışıldı ve bu alanda çok fazla kitap olduğu için bir şeyler bilen okura çok fazla bir şey öğreteceği kanaatinde değilim.
İpek YoluPeter Frankopan · Pegasus Yayınları · 201879 okunma
İşin Aslı – Judit ve Sonrası
8/10
·308 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:04
İşin Aslı – Judit ve Sonrası (Spoiler içerir.) Sándor Márai ve kitapları bana göre yüzleşme demek. Bunu okuyan her okuyucu, kitaplarında az çok hissedebilir. Daha önce Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabını okuduğumda, "Keşke diğer karakteri de dinleme fırsatı bulsaydım, acaba ona hak verir miydim?" diye düşünmüştüm. Bu kitapta ise üç karakteri de dinledim ve bunu çok sevdim. Nasıl bir kitaptı? Anlatımı ve dilinden bahsedecek olursam kesinlikle akıcı; okurken sizi yormayan, boğmayan bir kitap. Ancak üç ana karakteri de ayrı ayrı okuduğunuz için bazı karakterler sizi yorabiliyor. Beni yoran karakterler Judit ve Peter oldu. Peter... Artık tamam, burjuva da burjuva! En çok bu kısımdan sıkıldım. Diğer karakterler kendilerini ve yaşadıklarını anlatırken Peter'ın burjuva sınıfını bu kadar uzun uzun anlatması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geldi. Bu bölümler bende çok akmadı ama bunun da tamamen karakterle ilgili olduğunu düşünüyorum. Judit ise okurken sıkılmaktan ziyade çok sevdiğim bir karakter olmadı. Bana göre içten pazarlıkçı bir kadın gibiydi. Doğduğu toplumu ve nereden geldiğini çok iyi bilen bir kadın. Peter ile evlendikten sonra da burjuva sınıfına tam olarak ait olmasa bile o sınıfa ayak uydurmasını çok iyi biliyor. Gözlem gücü gerçekten harika bir karakter. Bana göre -ki bunu kendisi de sonradan söylüyor- Peter'ı hiç sevmedi. Sevdiğini düşündü, heves etti, evlendi ve hevesini aldı. Peter da aslında aynı şekilde sevmedi. Yaşadığı burjuva sınıfından ve ailesinden çok sıkılmıştı. Zira ilk eşi de onun gibi biriydi; çok benziyorlardı. Peter o çevreden tamamen kopmak istediği için Judit'i sevdiğini düşündü. Ona çekici gelen şey, Judit'in o toplumdan olmamasıydı. Fakat Judit zamanla Peter'ın eski toplumuna ayak uydurunca Peter buna şaşırdı. Hatta şaşırmaktan
Alıntı
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,481 okunma