“Başkalarının hakkımda bilmedikleriyle geçinirim ben.” Peter Handke
Neverland Wendy Peter Pan
Yetişkin Peter Pan özgürlüğüne takık ve sorumluluk almaya alerjisi olan biridir.Bu bir pop psikoloji tabiridir.Bahsi gecen peter pan yetiskin görünümünde ama çocuk kalma arzusunda olan çelişkili bir karakterdir.Yakınlığı yutulma olarak algılama eğilimi vardır.Bu yüzden başlarda çok büyüleyici bir flörtözdür ama ona ihtiyaç duyulduğunda duygusal erişilmezliğiyle yüksek duvarlarını çoktan örmüş olur.Neverland’ini korumak ister ama dünyanın sert gerçeklerindende onu koruyacak bir Wendy’ e yani kurtarıcı bir kadına ihtiyaç duyar. Sevgili Wendy sen erken yaşta büyümek zorunda kalmış, sınır koymakta zorlanan, faydalı olmak için herşeyi feda etmeye hazır koca yürekli bir kadınsın.Peter Pan’in çocuksu kalabilmesi için onun adına kararlar verecek onu zamanla kontrol edecek ve domestikleşeceksin.Peter Pan ise senin tarafından yutulma deneyimine bir çeşit başlarda ‘bakılıyorum’ konforuyla önce müsade edecek ta ki bir gün ansızın firar edene kadar.O firar edecek çünkü ilişkiyle birlikte sorumlulukları artmış olacak.Seni bir romantik partner olarak değil de annesi gibi görmeye başlayacak.Ve senin onu ilk günlerde gördüğün, dahi tatlı çocuk olarak yeniden sevilebileceği yeni bir Neverland arayacak.Bu ebedi çocuğu sen Weny büyütemezsin. Onun büyümesi için Neverland in dışındaki iklimin rüzgarını nihayet teninde hissederse değişim başlar.Wendy ise Peter’a müdahale etmeyi bırakmalıdır.Elektrik faturasını yine ödemediğinden kesilecekse , uyanamadığından işten atılacaksa atılmasına, bu acıyı çekmesine izin vermelidir. Peter ı büyütmeye çalışmaktan vazgeçmelidir. (aysilsusuzlu)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yeni Çağın Güç Denklemi: Küresel Teknoloji Monarşisi ve Türkiye'de Statüko Çıkmazı Modern siyasetin doğası, geleneksel ideolojilerin ve sınırların ötesinde, sermaye ile teknolojinin soğuk ve rasyonel ortaklığı tarafından yeniden inşa edilmektedir. Bugün ulus devletlerin iç siyasi dinamiklerini ve kurumsal yapılarını anlamak, yalnızca yerel parlamento tartışmalarına ya da parti içi kurultay delegasyonlarına bakarak mümkün değildir. Siyaset, siber egemenliğin, yapay zekâ tekellerinin ve küresel finans ağlarının dikey gücüyle şekillenen çok katmanlı bir satranç oyunudur. Bu oyunun kurallarını doğru okumak, hem batı dünyasında milyarderlerin neden tek bir çizgiye geldiğini anlamayı hem de Türkiye'nin içinden geçtiği siyasi tıkanıklığa gerçekçi bir teşhis koymayı zorunlu kılar. Kurumsal Mülkiyet Körlüğü ve Tarihsel Kırılmalar Türkiye siyasetindeki en büyük yanılgılardan biri, köklü siyasi partilerin ve yerleşik kurumların alternatifsiz olduğuna dair duyulan statüko inancıdır. Siyaset elitleri genellikle mevcut büyük yapıların kalıcı olduğunu, bu yapılardan ayrılan aktörlerin ise siyasi bir hiçliğe gömüleceğini vaaz eder. Oysa tarih, kurumsal sınırları ve dayatılan statükoyu bizzat yıkan figürler tarafından değiştirilmiştir. 1980 sonrasında Bülent Ecevit’in mevcut yapılara karşı gösterdiği kararlı duruş ve ardından kurduğu Demokratik Sol Parti ile başbakanlığa uzanan yolu, bu durumun en somut tarihsel reçetesidir. Kurumsal yapılar vizyoner projelerle, teknoloji çağının gereksinimleriyle ya da toplumsal dertlerle bağını kopardığında birer "halat çekmece" oyununa döner. Taraflar vizyon yerine hukuki dehlizleri ve yerleşik bürokrasiyi birer enstrüman olarak kullanarak o halatı kendi tarafına çekmeye çalışır. Ancak bu katı ve uzlaşmaz duruşun nihai sonucu kaçınılmazdır: O
Siyaset
Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir. Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça
Siyaset
Peter Thiel’ın 2009 yılında Cato Unbound dergisi için kaleme aldığı ünlü "The Education of a Libertarian" (Bir Libertaryenin Eğitimi) başlıklı manifestosunun ve Silikon Vadisi’nin neo-reaksiyoner (NRx) kanadının temel teorik özetidir. Thiel’ın kurduğu felsefi denklemi ve neden liberal demokrasiden tamamen ümidi kestiğini iki ana kavram üzerinden parçalayabiliriz: 1. "Kapitalist Demokrasi" Bir Oksimorondur Thiel, 1920’lerden (ABD'de kadınlara oy hakkı tanınmasından) bu yana refah devletinin büyümesini doğrudan seçmen tabanının genişlemesine bağlar. Onun teorisine göre: Yaratıcı Azınlık vs. Tüketici Çoğunluk: Girişimciler, mühendisler ve vizyonerler sermaye ve teknoloji üretirken; genişleyen seçmen kitleleri (kadınlar ve refah devletinden doğrudan yardım alan dezavantajlı gruplar) yapısal olarak daha fazla devlet müdahalesi, daha fazla vergi ve daha fazla sosyal yardım talep etme eğilimindedir. Siyaset Bir Gaz Odasıdır: Bu dinamik yüzünden sandıktan kim çıkarsa çıksın bürokrasi küçülmez, aksine üretken azınlığın parası "hırslı çoğunluğa" dağıtılır. Thiel bu yüzden siyasete girmeyi, tartışmayı veya oy vermeyi tamamen işlevsiz bir zaman kaybı, bir illüzyon olarak görür. Ona göre ses çıkarmak (Voice) sistemi düzeltmez, sadece sizi yıpratır. 2. Büyük Kaçış: Ses Çıkarma, "Çıkış" Yap (Exit) Thiel, Albert O. Hirschman’ın ünlü Şikayet/Ses Çıkarma (Voice) ve Terk Etme (Exit) teorisini alıp radikal bir boyuta taşır. Madem sistem içeriden düzeltilemiyor, o halde geriye tek bir seçenek kalır: Mutlak Çıkış (Exit). Toplumsal sözleşmeyi yırtıp atmak anlamına gelen bu "Çıkış" stratejisi, Thiel’ın doğrudan fonladığı üç ana projeyle cisimleşir: Siber Uzay Bitcoin, Kripto Paralar ve Şifreleme Devletlerin para basma tekeli ile finansal gözetim mekanizmalarını bypass
Felsefe
JD Vance’in siyasi kariyerinin finansörü, akıl hocası ve vaftiz babası gerçekten de PayPal’ın kurucusu ve teknoloji milyarderi Peter Thiel’dır. Vance’in Yale Hukuk’ta öğrenciyken Thiel’ın bir konferansına katılmasıyla başlayan ve ardından Thiel’ın yatırım şirketi Mithril Capital’da çalışmasıyla perçinlenen bu ilişki, sıradan bir "sponsorluk" değil, derin bir ideolojik ortaklıktır. Vance’in dünya görüşünü ve arkasındaki Thiel felsefesini üç ana omurga üzerinden deşifre edebiliriz: 1. Açık Demokrasi Düşmanlığı ve "Teknolojik Otokrasi" Peter Thiel, 2009 yılında yazdığı ünlü makalesinde açıkça şunları söylemişti: "Artık demokrasi ile özgürlüğün birbiriyle uyumlu olduğuna inanmıyorum." Thiel’a göre modern kitle demokrasileri, verimsiz bürokrasiler (idari devlet) ve refah devleti talepleri üreterek teknolojik ilerlemeyi ve gerçek özgürlüğü engelliyordu. Vance’e Yansıması: Vance, Curtis Yarvin (Aka Mencius Moldbug) gibi Thiel’ın da yakından fonladığı "Karanlık Aydınlanma" (Dark Enlightenment) ve "Neo-reaksiyoner" teorisyenlerden besleniyor. Vance’in "Eğer Trump'ın yerinde olsam, devlet kademelerindeki tüm bürokratları kovar, yerlerine kendi adamlarımızı koyar ve Yargıtay bize dur dediğinde onlara meydan okurdum" şeklindeki çıkışları, doğrudan kurumları ve liberal demokrasiyi bypass etmeyi hedefleyen bu otokratik Thiel felsefesinin pratik siyasete dökülmüş halidir. 2. Nativizm (Yerlicilik) ve Küreselleşme Karşıtlığı Silikon Vadisi’nin geleneksel elitleri küreselci, sınırların olmadığı ve serbest ticaretin kutsandığı bir dünya hayâl ederken; Thiel ve onun çizgisindeki "Yeni Sağ", küreselleşmenin Batı medeniyetini çökerttiğini savunur. Vance’e Yansıması: Vance, Hillbilly Elegy (Hillbilly Elegy: Bir Kültürün Anıları) kitabında anlattığı o çöken, yoksullaşan beyaz işçi
Felsefe