Duyunun hissettiğinin ve tinin idrak ettiğinin kendi içinde bir sonu yoktur asla. Ama duyu ve tin, her şeyin onlarda sona erdiğine ikna etmek isterler seni: bu kadar kibirlidir onlar.
Duyu ve tin alettir, oyuncaktır: onların ardındaysa benlik vardır. Benlik bilincin gözleriyle de arar, tinin kulaklarıyla da duyar.
İnsan bir iptir, hayvan ile Üstinsan arasında gerilmiş - bir ip ki uzanır bir uçurumun üzerinde.
Tehlikeli bir öteye-geçis, tehlikeli bir yolda-oluş, tehlikeli bir geriye-bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraklayış.
İnsanı büyük yapan onun bir amaç değil, bir köprü olmasıdır: insanın sevilebilecek yanı bir öteye-geçiş ve bir batış olmasıdır.
Severim batmaktan başka bir yaşam bilmeyenleri, çünkü öte tarafa geçenlerdir onlar.
“İmdi, doğanın insanı donattığı kuvvetlerin, başlangıçtaki amacı, onu dört bir yandan tehdit eden açlığa karşı savaşmaktır. Ama bu savaş bir kez kazanıldığında, insanın kullanılmayan kuvvetleri ona yük olurlar; bu yüzden şimdi onlarla oynaması, yani onları amaçsızca kullanması gerekir: Yoksa, insanın acı çekmesinin öteki kaynağının, can sıkıntısının eline düşer. Bu yüzden, can sıkıntısından özellikle büyükler ve zenginler acı çekmişlerdir.”