“Ama her şey içimizde büyüdü. Büyüdü. İnsan sevgisi zaman zaman yalnızlığımızın boyutlarını aştı, zaman zaman da insanlar yalnızlığımızı birbaşınalığımızdan daha derin,
daha dayanılmaz boyutlara iteledi. O zaman kentin denizlerini izledik. Dalgaların köpüklerinin sonsuzluğu anımsattığı bir zaman ışığında. Kuzey rüzgarının mavi-yeşile bürüdüğü suların yüzeyinde. O kentte kimse mutlu olmadı, ama kimse de mutsuz değildi. Çünkü kimse inanmaz mutluluğa.”
"Kralların, seyyahların ve yazarların büyümeden ya da yaşlanmadan önce neye
benzediklerini göstermenin daha iyi olduğunu düşünüyorum; çünkü aksi takdirde
her şeyi önceden bildikleri ve hiçbir zaman
genç olmadıkları izlenimi uyandırırlar. Bu
yüzden de çocuklar devlet adamı, seyyah
ve yazar olamayacaklarını düşünür, oysa
bu doğru değildir.