Sadık Hidayet’in öykülerini severek okuyorum. Bu öyküsü her ne kadar İran toplumu eleştirisi olsa da her şey o kadar tanıdık ki…Bu benzerlik dinimizden mi benzer coğrafyamızdan kaynaklı bilmem ama aynı sorunları yaşadığımız için okurken hiç yabancılık çekmeyeceksiniz.Kurumların çürümesi, hırsızlık, üçkağıtçılık, kokuşmuşluk, kraldan çok kralcı olma, kendini yetiştirmiş insanların Avrupa’ya kaçması daha nice yabancısı olmadığımız sorunlar…Para tutkunu, her zamanki gibi Allah lafı ağzından eksik olmaz bir Hacı Ağa…