Gördükleri eğitim sayesinde her şeyi kavrayabilen erkekler bir kadın için sevdiği adamın düşüncelerini anlayamamaktan daha korkunç bir şey olmadığını bilemezler. Bizden daha bağışlayıcı olan bu Tanrısal yaratıklar ruhlarının dilini anlamadığımız zaman seslerini çıkarmazlar; duygularının üstünlüğünü göstermekten çekinirler, acılarını da, anlaşılmamış zevklerini de büyük bir sevinçle gizlemeyi bilirler. Ama sevda işinde bizden daha tutkulu oldukları için erkeğin yalnızca yüreğine sahip olmakla yetinmezler; onun tüm düşüncesini de ele geçirmek isterler.
Bilimin tıpkı bir kadın gibi kocasını elinden aldığını anlayınca, damarlarındaki İspanyol kanı başkaldırdı; kıskançlık yüreğini kemiriyor aşkını yeniliyordu. Ama bilime karşı elden ne gelir? Onun durmadan büyüyen o zorba gücüyle nasıl başa çıkılır? Görünmeyen bir düşman nasıl yok edilir? Doğanın sınırlı güçte yarattığı bir kadın, insana sonsuz hazlar veren, çekiciliği her zaman yepyeni bir düşünceyle nasıl savaşabilir? Düşüncelerin, zorluklar içinde daha da güzelleşen, tazeleşen ve bir erkeği en sevdiği şeyleri bile unutturacak kadar dünyasından uzaklaştıran işvesine karşı ne yapılabilir?
Kocasının gözüne kusursuz görünen sakat bir kadın, erkeğin başka türlü istemediği topal bir kadın ya da genç gösteren yaşlı bir kadın, kadınlar dünyasının en mutlu yaratıkları sayılmaz mı?..