Pip

Pip
@philippirripp
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
Çoğu ‘Atatürkçülükleri’ gibi bu da hikâye!
(...) O kadar ki, İsrail’in kuruluşu sıra­sında Türk basını Arapları yermekte, İsrail’i övmekte oybirliği halindeydi. O bir şey değil, işin içine bol mik­tarda ‘irtica edebiyatı’; Atatürkçülüğün ve Misak-ı Milli’nin de, ‘Türkiye’nin güney sınırlarının ötesiyle ilgilenmemesi gereğini koyduğu’ karıştırılarak, bu ayrılık gayrılığı geleneksel bir politika biçimine dönüştürmüşlerdir. Çoğu ‘Atatürkçülükleri’ gibi bu da hikâye!
Sayfa 322
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkleri AraplaraArapları Türklere karşı kışkırtıyorlar
Ortalıkta bir ‘Araplar bize iha­net ettiler’ lâfı dolaşıyordu. Lawrence İngiliz altınlarını çöle dökmüş, Mekke Şerifi başta olmak üzere, Arapla­rı aleyhimize ayaklandırmış! Sonuç: Cumhuriyet’in son­raki kuşakları, güneydeki komşularım sevmiyorlar. Yıllar sonra Paris’te Mısırlı El Barudi’yi tanıyorum, o da bana ‘Türklerin Araplara ve Müslümanlığa ihanet ettiklerinden’ dem vuruyor. Şu işe bak! Sonra sonra, İngilizlerin emperyalist “parçala ve egemen ol” ilkesinin bölgemize bir uygulanışı olduğunu anlıyoruz bunun, Türkleri Araplara Arapları Türklere karşı kışkırtıyorlar, böylelikle bölgeyi denetimleri altında tutabiliyorlar. İki­si birleşti mi, felaket! Önceden yaşanmış dört yüzyıl, Avrupa için o kadar parlak sayılmaz.
Sayfa 321
Alıntı
Mustafa Kemal:
“Panislâmizm’i ben şöyle anlıyorum: Bizim ulusumuz ve onu temsil eden hükümetimiz, doğal olarak yeryüzündeki dindaşlarımızın mutlu ve refah içinde olmasını isteriz: Dindaşlarımızın, çeşitli yerlerde meydana getirmiş oldukları toplumların bağımsız yaşamasını isteriz. Onunla büyük bir coşku ve mutluluk duyarız. Bütün İslâm toplumlarmın, İslâm dünyasının refah ve mutluluğu kendi refah ve mutluluğumuz gibi değerlidir. Ve bütün onların da bizim mutluluğumuzla ilgili olduklarına tanığız. Ve bu her gün apaçık ortadadır. Fakat efendiler, bütün bu toplumların bir imparatorluk halinde bir noktadan sevk ve yönetimini düşünmek istiyorsak, bu bir hayaldir. Bilime, mantığa, fene aykırı bir şeydir.” (Aralık 1921)
Sayfa 320
Alıntı
Mustafa Kemal:
“ ... Türkiye’nin bugünkü mücadelesinin yalnız Türki­ye’ye ait olmadığını bütün arkadaşlarımız ifade etmiş ise­ler de bunu bir defa daha doğrulamak gereğini duyuyo­rum. Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük bir, önemli bir ça­ba harcıyor. Çünkü savunduğu, bütün mazlum milletle­rin, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu nihayete getirin­ceye kadar Türkiye, kendisiyle beraber olan Doğu millet­lerinin beraber yürüyeceğinden emindir.” (Temmuz 1922)
Sayfa 313
Alıntı
Mustafa Kemal:
“Yüzyıllardan beri düşmanlarımız Avrupa ülkeleri arasında Türklere karşı kin ve düşmanlık fikirleri yay­mışlardır. Batılı zihinlere yerleşmiş bu fikirler, özel bir zihniyet vücuda getirmişlerdir. Bu zihniyet hâlâ, her şeye ve bütün olaylara rağmen mevcuttur. Ve Avrupa’da hâlâ Türk’ün her türlü gelişmeye karşı bir adam oldu­ğu, manen ve düşünsel düzeyde gelişmeye elverişsiz bir adam olduğu zannedilmektedir. Bu çok büyük bir ya­nılgıdır. (...) Bizi aşağılanmaya mahkûm bir toplum olarak tanımakla yetinmemiş olan Batı, çöküntümüzü çabuklaştırmak için elinden geleni yapmıştır. Batı ve Doğu zihinlerinde birbirine karşı iki ilke söz konusu ol­duğu vakit, bunun en büyük kaynağını bulmak için Avrupa’ya bakmalı. İşte Avrupa’da aralıksız mücadele ettiğimiz bu zihniyet mevcuttur... ” (Eylül 1923)
Sayfa 312
Alıntı