Tasarrufâtını aynen alırsak İngiliz'in,
Fransız'ın, ne olur hâli, sonra, şivemizin?
Lîsanın olmalıdır bir vakâr-ı millîsi,
O olmadıkça müyesser değil teâlîsi.
Beliriyor yalnız bir yelkenli
Denizin mavi dumanında.
Bu uzak ülkede nedir aradığı?
Nedir bıraktığı öz yurdunda?
Deniz çalkantılı, ıslık çalıyor rüzgar,
Eğiliyor direk, gıcırdıyor...
Yazık, ne mutluluktur aradığı onun
Ne de mutluluktan kaçıyor!
Üstünde güneşin altın ışınları
Altında mavi bir akıntı, parlak...
Fırtınadır o isyancının aradığı
Sanki fırtınada dinginlik bulacak!
Ve o ülkede ki bazen
Akıllar soğuk ve serttir taş gibi
Fakat zamansız bir tasayla ezilir güçleri
Dingin alevi iyiliğin söner erkenden.
Daha başlangıçta bir yüktür orada yaşam
Ve azarlanış gelir ardından sevinçlerin
Tutsaktır ve zincir altında inler orada insan
Dostum!
İşte o ülke yurdumdur benim!
(1829)