senden ne yatak isterim ne yiyecek,
ama günün bir anı yoktur ki
seninle olmak istemeyeyim;
çünkü beni sürüklersin, ben de gelirim,
sonra dön git dersin bana,
bense seni izlerim
yelin uçurduğu bir çöp gibi.
zaman yaraları kapatır, duvarlar sır saklar sanıyorsun, ama doğru değil, doğru değil! bir şey içine, ta derinlerine işledi mi bir kez, kimse söküp atamaz artık.
kendi kendime, cahillik yüzünden benliğimi kaybettiğimi, kendimi temelsiz beklentilere kaptırdığımı, bu dünyada yeri olmayan sadık ve mükemmel erkekler hayal etmiş olduğumu söylüyordum. kısacası, bana atfettikleri tüm kusurlar nedeniyle kendimi suçluyordum.
hayatına dair bana bölük pörçük anlattıkları, bu kalbin gençliğini hiç yaşamamış olduğu ve soğuk egoizminin diğer tüm özelliklerinin önüne geçtiği izlenimini veriyordu.