Kopkoyu bir sislerin içine dalarım. Ne varsa bunda, böyle başkasız olmakta. Kopkoyu bir çirkin denizlerin içlerine dalarım...
Bir gül zamanı böler karanlıkta...
Masanın üstünde sigara küllüğü vardı. Biçimsiz. Kim koymuş onu kitapların önüne? Kaptığım gibi pencereden sokağa fırlattım. Kapalıymış, cam kırıldı. Karşı apartmanın yüzünde bir perde kalktı; bir kadın kımıldamadan sokağa baktı. Yoksa o mu? Perde indi. Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?