Nohutlupilav

"Selanik'te başlayan İstanbul'da devam eden aleyhindeki propagandaların tesiri altında Conkbayırı taarruzlarında: bir dakika onu tetkike ihmal etmedim. Zekasını çürütmek için söylenenlere ve söyletilenlere tamamıyla zıt yaratılışlı idi. Hırsı yoktu. İkbal sever değildi. O yalnız mahvedilmek istenen sevgili millet ve memleketi kurtarmak için her an kendini feda etmekteydi."
Sayfa 126
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Arıburnu'nda fırkasıyla düşmana göğüs geren Mustafa Kemal, ne Saroz'a ne de Edremit'e düşmanın çıkacağını kabul etmemişti. Bilakis düşman ordusunun çıkarma sahasının Anafartalar olacağını, lazım gelenlere hem yazı ile hem de arazi üzerinde göstermişti. Arazi vaziyetini tetkike gelenlere istihfafla gülerek ''düşman buraya çıkamaz'' gibi fikirlerin manasızlığını büyük bir sukunet ve metanetle karşılayan kumandanım, yalnız mütaalasını ısrarla tekrar etmiş ve ''çıktığı vakit görürüz'' diyerek Kocaçimen heyetini uğurlamıştı."
Sayfa 70
"Var olmak mı, yok olmak mı, işte bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun...."
" Ve istikrarsız dönemlerde, prens hep güvenebileceği adam sıkıntısı çeker; çünkü böyle bir prens, yurttaşların devlete gereksinme duydukları sakin dönemlerde gördüklerini temel almaz; çünkü o dönemde herkes koşturur, hrkes vaatlerde bulunur ve herkes ölüm uzakta iken, onun için canını vermek ister; ama devletin yurttaşlara gereksinme duyduğu zor zamanlarda, o zaman çok az yurttaş buunur. Üstelik, bu deneyim son derece tehlikelidir, çünkü ancak bir kez denenebilir. Bu yüzden, bilge bir prens, yurttaşlarının her zaman ve her koşulda devlete ve kendisine gereksinme duymalarını sağlayacak bir yol düşünmelidir; o zaman hep bağlı kalacaklardır ona."
"Her insanda olduğu gibi inançlı komünistlerde de kader ve ölüm kaygısı vardır. Hiçbir varlık olumsuz bir tepki olmadan kendi yokluğunu kabul edemez. Totaliter devletin dehşeti, tebaasını dehşete düşürme ihtimali olmasa anlamsız olurdu. Ancak kader ve ölüm kaygısı, kişi kimin dehşetinin tehdidi altındaysa o bütünün bir parçası olarak varolma cesaretine dahil olur."
Sayfa 114