Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukken kurduğum hayal dünyam hepsi kafamın içinde yaşayan farklı evrenlerdi benim için. Bu dünyaya ait olmayan yaratıkların, hislerin, senaryoların olduğu bir evren var pek mümkün ve paralelleri de... Şimdi düşünüyorum da şuanda yaşadığımız hayatta çoğu zaman otomatik pilot moduna geçiyoruz gözlerimiz hep dışarıda, anda değiliz. Aslında şuanda burada olduğumuz çok az an var. İşte gece yarısı kütüphanesinin olasılıklarını inşaa ettiğimiz, kodlarını yazdığımız yer burası, şimdi. Ben şuan ne yapıyorum, ne istiyorum, nereye gidiyorum, bundan memnun muyum ? Bu soruları sormayı unutuyoruz kendimize. Hayatı biz yaşamıyoruz,kendi hayatımızda çoğu zaman seyirciyiz. Kitaptaki karakter Nora, sürekli olumsuz düşünen,depresyonda (kitap boyunca görüyoruz ki bu ciddi bir sorun Nora'nın hayatında ve ben yazarın hayatından bu konuda izler taşıdığını düşünüyorum. Depresyon dışarıdan görüldüğü gibi bir şey değil bu konuda bir yorumum yok) ve kurban bilincinden çıkamamış-bir şey olsun biri bir şey yapsın da beni buradan çıkarsın diyen, kendi hayatını elleri arasına alamamış biri benim gözümde- ki kütüphaneci de bayağı sabırlı bir bayanmış Nora karakteri beni çok sıktı açıkçası. Ana fikirden sonrasını okumadım.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,4bin okunma
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:34
Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde İngiltere kırsalında geçiyordu olaylar. Erkeklerin çoğu savaşa gitmiş, birçogunun ölüm haberi, bir kısmının da fiziksel ve psikolojik olarak yaralı bedeni dönmüştü geriye. Bu nedenle oluşan işgücü kaybını telafi ederek tarımsal üretimi sürdürmek ve yiyecek sıkıntısını önlemek için, tarla, bahçe, hayvancılık işlerini yapmak üzere Kara Kadınları Ordusu kurmuştu İngilizler. Geride kalan kadınların bir kısmı, cephede ve hastanelerde hemşirelik yaparken, bir kısmı da bu kara kadınları ordusuna katılarak destek vermeye çalışıyorlardı ülkelerine. Kitabımızın kahramanı Emily Bryce da bu kara kadın ordusunun üyelerinden biriydi. Emily, babasının yargıc olması nedeniyle orta sınıf bir ailede yetismiş, o zamanlarda kadınlar için üstün bir özellik olarak görülen, eğitimli bir genç kızdı. Ailesi sosyeteden uygun bir damat adayı arasa da, evlerinin yakınındaki hastanede tanıştığı Avusturalyalı pilot Robbie Kerr’le tanışması, ailesinin bu konudaki tüm planlarını bozacaktı. Robbie’nin yaşadıkları yerden farklı bir yerdeki hastaneye naklinden kısa bir süre sonra yirmi birinci yaşını dolduran Emily de, hem ailesinin baskısından kurtulmak, hem Robbie’den ayrılmamak, hem de ülkesine hizmet etmek için katılmıştı Kadınlardan oluşan kara ordusuna. Bu Ordu’da şartlar çetindi. Emily gibi fiziksel çalışmaya alışkın olmayanlara göre daha da zorluydu üstelik. Ama, inatçı, kararlı ve aşık bir Emily Bryce’ı vazgeçiremeyecekti yolundan tüm bu zorluklar. Ailesinin kendisini reddetmekle tehdit etmesi ve Robbie’nin iyileşip savaşa geri dönmesi de Emily’nin bu orduya daha sıkı sarılmasını sağlayacaktı. Asıl ailesini kaybetmiş gibi hissetse de, Ordu’da tanışıp tüm zamanını birlikte geçirdiği başta Daisy ve Alice olmak üzere, Maud, Bayan Anson, Maureen, hatta
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 103. kitabı
Meral Akman Birben Eseri elime ilk aldığımda beni kapağında yazan ”Unutmanın Kıyısında Bir Kadın”yazısı kendine çekti.İnanıyorum ki bu eser,okuyan herkesin yüreğine dokunacak ve ömrümce unutamayacak. Unutmanın kıyısında olan bu kadın,bir zamanlar uzun,sarı lepiska saçlara sahip olan Birben di.En büyük hayali balerin olmaktı ama annesi asla balerin olmasına izin vermedi.Pilot olan babası balerin olmasına olumlu yaklaşsa da evin huzuru kaçmaması için ikinci evliliğini yaptığı eşinin dominant tavırlarına hayır diyemedi ve kızının yanında olamadı. Bu olay Birben in yüreğinde derin yaralar açtı ve genc yaşta görücü usulü evlendi Evlendiğinde mahallenin en popüler kızıydı.Moda tasarım okuyan Birben muazzam elbiseler çiziyordu.Hemen hamile kalan Birben e,maddi sıkıntı yaşayan damatlarina destek olmak icin ailesi en işlek caddede kızlarına giyim mağazası açtı.Kocası Rıfat,bekarken işlediği suçtan hüküm giyince Birben kucağında çocuğuyla yıkıldı.Eşinin serbest kalmasına cok sevinen Birben in sevgisi kocasını evde tutmaya yetmedi.Anne ve baba sevgisinden yoksun büyüyen Rıfat,sevgisini gösteremeyen,kadınlara sevgi göstermenin acizlik olduğunu kabul eden zavallı biriydi.Uğradığı şiddetlere dayanamayan Birben,Rıfat tan ayrıldı ama sonra da istediği mutluluğu elde edemedi İnsanın çocuklukta aldığı derin yaralar,ömür boyu onunla birlikte yolculuk ediyor arkadaşlar.Bir sahil kasabasında huzurla yaşlanmayı hayal eden Birben,demans hastalığına yakalandığını öğrendiği anda geçmişini unutmadan not almaya başladı.Oğluna yük olmamak icin ömrünün son dönemini huzurevinde herseyi zamanla unuturak yaşamayı seçti.Bu seçim beni üzdü Yazarın psikolojik tahlilleri güçlü ve akıcıydı.Psikoloji ve kişisel farkındalık adına kaleme alınan bu eserde çocukluk travmalarına ve aile bağlarına konuk
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202620 okunma
7/10
·928 syf.··
2026 18. kitabı
Beyaz Leke 2 - Aslı Arslan #okudumbitti #kitapyorumu Öncelikle eline sağlık yazarım, bizi Avukat Eftalya Atalar ve Pilot Tugay Demir Çeviker ile tanıştırdığın için. İkinci kitap oldukça uzundu ve çok fazla olay vardı. Bir kısımda sıkıldığımı itiraf edeyim ama bir kısımda da kitap elimden düşmedi. Karakterlerin derinliği, hikayeleri ve olayın işleyişi çok güzeldi. TAMAMEN SPOİLER İÇERİR Tugay'ın özgür halleri gerçekten çok güzeldi. Çevresinin ona karşı empati yapmaması sinirimi bozdu, adam yeni hapisten çıktı hiç anlayışlı değillerdi. Eftalya ile bakışarak anlaşmaları çok iyiydi, ayrıca Eftalya'nın Gamze ile olan dostluğu da çok güzeldi. Tugay'ın terk edildiği kısım, dram olarak çook iyiydi. Eftalya'nın sebebini pek mantıklı bulmadım, Tugay'a söylese zaten her şeyi hallediyor ama İngiltere sahneleri harikaydı. Kitapta ana konu hain olmasına rağmen araştırma açısından önem verilmediğini düşünüyorum. Tugay çok zeki biri ama haine biraz dikkat etse bulabilirdi. Verilen ipuçları ve güvendiği kişileri çıkardığında zaten geriye tek bir isim kalıyordu. Defne'nin hikayesi kitap ortasında çok havada kalmıştı ama sonunda bir yere bağlanması iyi oldu. Giray'a üzüldüm ama savaş öncesi terk etmesi (geri dönse bile Tugay'a bunu yaşatması) beni ondan biraz soğuttu. Sinan... Belli etmese de çok acı çekti. Marco ile olan saygılı halleri, suya girmesi ve finalde olan olayla birlikte gerçekten çok derin bir karakterdi. Yer yer elbette mantık hataları vardı, bence bu kadar uzatılacak bir konu yoktu. Özellikle Tugay'ın şehri yakması ve gerçekten plansız hareket etmesi yanlıştı. Ülkeye demokrasi getirilme fikrini sonradan benimsemeseler ne yapacaklardı? Yola ilk çıktılarında hiçbir amaçları olmadığını gördük. Ses çıkarmaları bir amaca bağlanmalıydı ama bu amaç yolun ortasında
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,873 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 15. kitabı
İnsan bir kez ehlileştirildi mi buğday tarlasına her baktığında sarı saçlar görür. Ortaokulda okuyup neden abartılıyor bu kadar dediğim kitabı İoanna Kuçuradi’nin seslendirmesiyle bu kez dinledim. Tilki ile olan kısımlarda biraz ağladım. Zaten son kısma da ağladım. Ama değinmek istediğim nokta yazarın gerçekten pilot olması ve çöle düştüğünde 4 gün sonra kurtarılması. Gece uçuşu kitabını da okumuştum ama ikisi çok farklı duygular barındırıyor
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Ez - De Yayınları · 2015280bin okunma
Reklam
Reklam