Son yıllarda okuduğum en iyi kurgu dışı kitap.
Antik çağdan itibaren hikaye, masal, anlatıların önce dil ile sonra papirüse dökülmesi ve bu zamana kadar gelen kâğıdın hikayesi. Yazar sıcacık bir dil ile kaleme almış. Sanki kahveni eline almışsın da sohbet ediyormuşçasına çağlar arası gelişmelere, dönüşümlere ve tarihte yer etmiş pek çok olaya götürüyor. Zaman zaman sevdiğimiz kitaplar, yazarlar ve filmler de çıkıyor karşımıza. Yeri geldiğinde kâğıtla olan kendi anılarını da eklemiş. Hatta bazı için kendi fikirlerini nükteli cümlelerle serptirmiş. Bu yüzden okur için çok keyifli, samimi bir yolculuğa dönüyor okuma.
Ve yazar ne kadar teknoloji çağının içinde olsak da kâğıdın her zaman özel oluşunu koruyacağını ekliyor:
"Kitap zamanın sınavından başarıyla geçmiştir, uzun mesafe koşucusu olduğunu kanıtlamıştır.
Ne zaman kalkıştığımız devrimlerin rüyasından veya yaşadığımız insani felaketlerin kâbusundan uyansak kitap hâlâ oradaydi. Kitap, Umberto Eco'nun dediği gibi, kaşık, çekiç, tekerlek veya makasla aynı kategoride yer alıyor. İcat edildiğinden beri daha iyisi yapılamadığı için."
Kitap aşıklarının kesinlikle okuması gereken bir kitap