Maurote

"Travma" kelimesini Yunanca kökenindeki anlamı "yara". Farkında olsak da olmasak da davranışlarımızın çoğunu, sosyal alışkanlıklarımızı ve dünya hakkında düşünme biçimlerimizi belirleyen şey, yaralanmışlığımız veya onunla nasıl başa çıktığımızdır. Yaşamlarımız için en büyük öneme sahip konularda rasyonel düşünceye sahip olup olmadığımızı bile belirleyebilir. Birçoğumuz için, en yakın ilişklerimizde başını kaldırır, türlü türlü ilişki hasarına neden olur.
Sayfa 28 - Hep Kitap·Kitabı okudu
Reklam
Keyifli bir okumanın ardından...
10/10
·240 syf.··
2022 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2022 23:29
Genç, azimli ve oldukça yetenekli bir yazar Sinem Demirdöven. İlk eseri olan Gören Gözler, daha önce hakkında herhangi bir bilgimin olmadığı birçok konu hakkında başlangıç seviyesinde bilgileri keyifli bir kurgu içinde sunuyor. Anunnakiler, şamanlık, çakralar, numeroloji, semboller, reenkarnasyon bu birçok konunun bir kısmı...severek okuduğum bu güzel eserin yazarı ile de tanışma ve kitap söyleşisine katılma fırsatı yakaladım, ve bu sayede yazarın Gören Gözler' in ortaya çıkma serüvenini de bizzat kendisinden dinleme şansım oldu. Bana yepyeni ufaklar açan, uzun bir zaman sonra içimde merak kıvılcımları oluşturan, içinde dolup taşan bilgileri bizimle paylaşmak suretiyle kaleme aldığı bu güzel eser için Sinem Hanıma teşekkür ediyor, yepyeni eserlerini merakla bekliyorum. Bakalım benim için çok yeni olan bu serüven beni nerelere götürecek...:)
Hayat ve İnsan
Gören GözlerSinem Demirdöven · Pika Yayınevi · 031 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2022 127. kitabı
DİPÇE : "Görmek değil de bilmek bu sanki. Bu ağacın böyle kudretli olduğunu tüm varoluşumla bilmişim. Ulu meşe, diyorum içimden, sen, ne kadimsin!" Bir yanma, pişme, yeniden vücuda gelme hikayesi Gören Gözler. Evet bir yolculuk hikayesi. Bu haliyle bakıldığında aklımıza ilk gelen kişisel gelişim değişim algısı oluyor. Esasında kitaba nasıl baktığınızla ya da dokunduğunuzla ilgili bu tanımlamalar. Fakat bu kişisellikten azade bir yolculuk. Esin karakteri kolektif bir anlam yüklenmiş, çok geçmeden anlıyoruz ki bu varoluşumuzun ,dünyamızın hikayesi... İşte bu noktada bazı okurların yakından bildiği bazılarının da henüz ilgi alanına girmeyen bir dünya seriyor önünüze yazar. Esin'in hikayesine az insan, çok işaret eşlik ediyor. Sembol skalası geniş bir metin bu. Doğa bütün ahkamıyla semboller bütünü olarak yer alıyor, rüyalar hakeza... En çarpıcı olanı, Anunnakiler'den iki güçlü karakter hikayede boy gösteriyor. Karmayı en yalın belki de en sağlam şekliyle diyaloglara aktarmış yazar. Bu haliyle okura bir seçki sunuyor : Anunnakiler, Şamanizm, reiki, rüya eğitimi, numeroloji.... Kitaptaki mekanlar da mekan olmanın ötesine geçiyor Esin'in hikayesinde. Ayasofya, Nemrut, Yazılıkaya... Mekanların dilini çözüyor adeta ve okurla mekanlar arasındaki perdeleri kaldırıyor, Esin'in işaretlere yüklediği anlamları bir elinde tutan okura onlarca işaret hediye ediyor. Böylelikle okunan sadece Esin'in hikayesi olmuyor, kimbilir kaç göz görmeye başlıyor, kaç sembol birleşip kaç uyanış vuku buluyor... Kitabı okumaya başladığımda durağan her şeyin hareketlendiğini hissettim. Kadının gücünü ve misyonunu...Neden girift olduğunu... Kadının sezgiselliğine, geçirgenliğine, doğurganlığına ve ayakta dimdik duruşuna adanmış bu eser. Uyanışa ve  mütekamil ruhlara... Spirütel yaşamını , akademisyen
Gören GözlerSinem Demirdöven · Pika Yayınevi · 031 okunma
Bazı yaralar sevginin merhemiyle iyileştirilmeyi beklerlerdi.
Sayfa 345 - Norgunk Yayınları 2. Baskı
İşte bu nedenle, soluğu buz gibi olan kimselerden uzak durmak gerek.
Anneannem  derdi ki: Biz insanlar her ne kadar içimizde bir kutu kibritle doğmuşsak da, onları tek başımıza yakamayız, tıpkı deneyde gördüğümüz gibi, oksijen ve mum ışığı gerek. Diyelim ki oksijen, sevdiğimiz insanın soluğundan bize ulaşabilir; mum ise, çeşitli gıdalar olabilir, müzik, okşama, söz ya da ses gibi ve bunlardan biri parlama nedeni olup kibritlerden birini yakar. Bir an, derin bir heyecanla kendimizden geçeriz. İçimiz sımsıcak olur, ama zamanla söner gider, ta ki yeni bir patlamayla yeniden canlanana değin. Yaşamak için, her birimiz kendimizdeki alevlendiricileri keşfetmek zorundayız, çünkü bunlardan biri harekete geçtiğinde, ruhumuz için gerekli enerjiyi sağlar. Bir başka deyişle, bu alevlenme ruhumuzun gıdasıdır. "Eğer kendimize özgü alevleyicileri zamanında keşfetmezsek, içimizdeki kibritler nemlenir ve bir daha asla, hiçbirini yakamayız. "O zaman ruhumuz vücudumuzdan koparak, zifiri karanlıklarda dolaşmaya başlar ve kendine boşuna besin arar, oysa onun besini, yalnızca terk ettiği vücuttadır, gücü tükenmiş, soğuktan titreyen o vücutta." İşte bu nedenle, soluğu buz gibi olan kimselerden uzak durmak gerek. Bu kişilerin salt varlığı bile, en şiddetli alevi söndürebilir ve bunun ne sonuçlar doğurduğunu da görmüş bulunuyoruz. Onlardan ne denli uzak durulursa, soluklarından korunmak, o denli kolaylaşır.