Başlığa bitmeyen yüzyıllar yazmayı tercih ettim çünkü klasik eserlerin birçoğu geçen yüzyıllarda yazılmış olsa bile hâlâ güncelliğini koruyan konular ve sorunlar var. Değişim sadece rakamlardan ibaret âdeta.
Zaman değişse de değişmeyen tek şey ölüm. Ölüm insanın kendisine gelmeyecek gibi yaşar ve ölürüz. Kitapta işlenen tema aslında ölüm değil insanlığımızdan kaybettiklerimiz. Olaylar ve karakterler gerçek hayatın karmaşıklığı yansıtıyor.
Emile Zola ölüm sürecini anlatırken, aynı zamanda toplumun sağlık sistemindeki eksiklikleri ve yozlaşmayı da eleştirmiş. Doktorların kayıtsızlığı, hastanelerin yetersizliği ve insanların ilaca ve hizmete ulaşmadaki sıkıntıları gözler önüne serilmiş.
Yakınlarını kaybeden ya da kaybetme aşamasındaki insanların olayı çok çabuk kabulleniş ve normal hayata bu denli hızlı dönüşü yazarın bir şeyleri eleştirmek istemesinden kaynaklanıyor. Her hikâyenin temelinde para mevzusunun olması, insanların para ile her şeyi çok çabuk kabullenmesi ya da ölümü unutması, yazarın güçlü gözlem yeteneğinin bir sonucu olarak esere yansımış.
Ben kendimden ve çevremden yola çıkarak yazarın ölüme bakış açısını toplumsal açıdan doğru yansıtmadığını düşünsem de bunların bazı kesimlerde birer gerçek olduğu aşikâr. Natüralizm akımının güçlü temsilcilerinden olması nedeniyle Zola insanlığın vahşi doğasını, karakterlerinde baskın olarak anlatmış.