Bir İngiliz doktorun sömürge topraklarında yine İngiliz soylu bir kadının yardım isteğini reddetmesi ile başlar her şey. Amok koşucusu düşüne düşüne deliren bir insanın koşmaya başlayıp önüne gelen herkesi öldürmesine söylenen bir tabirdir. Bu doktor da bu yardım çağrısını geri çevirdikten sonra adeta çıldırmaya başlar. Yaptığı şeyin pişmanlığı altında ezilir. Adeta bir amok koşucusu gibi o kadının etrafında koşmaya ona ulaşıp yardım etmeye çalışır. Ama maalesef çabaları sonuçsuz kalır ve kadın ölür.
Zweig'in yine duygu yoğunluklu ve soyut betimlemelerinin yoğun olduğu bir kitabıydı.
En basit içtimai davaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim. Türkiye'de ecnebi mekteplerin kuvvetli silindirleri altında yamyassı olan bu kafaların kesilmesinden başka çare görmüyordum.