"Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o. Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: Sana ayna olacak insanı bul!"
Bu çorbayı yapan nasıl bir
El idiyse artık, yemekteki bütün
Tatlara ayrı ayrı hükmedebilmişti
Sanki.
Terbiyedeki yumurtanın kokusunu
Saklayarak
Çorbaya sadece kıvam ve tokluk
Vermesini emretmiş, limonun
Tadını ve kokusunu ise öne
Çıkartıp
Tavuğun keskin lezzetini
Bir güzel ehlileştirmişti.
Sofradaki tuz ve biber kaplarına
Kimse elini uzatmamıştın
Çorba her damağın keyfine göre
Kendini nizama çekiyor gibiydi
Çünkü ....