Nasıl anlatsam? Öyle bir şey ki ;
Böyle bir tarafı acı, genzi yakan ama bir tarafı da ilkbahar güneşi gibi buram buram huzur ve mutluluk kokan...
Sayfa 109 - APRIL Yayıncılık
"Hiç düşündün mü bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever? … "Çünkü o yemekle ilgili muhakkak bir hatırası vardır" demişti
Sayfa 101 - APRIL Yayıncılık
Reklam
Hepi topu dört tat vardır ama lezzetler sonsuzdur. 
Sayfa 99·Kitabı okuyor
"Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o. Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: Sana ayna olacak insanı bul!"
Sayfa 240
“İsmini duymayı özlemektir yalnızlık…”
Sayfa 280·Kitabı okudu
Alıntı
Maharetli ellere yakışan da bu..
Bu çorbayı yapan nasıl bir El idiyse artık, yemekteki bütün Tatlara ayrı ayrı hükmedebilmişti Sanki. Terbiyedeki yumurtanın kokusunu Saklayarak Çorbaya sadece kıvam ve tokluk Vermesini emretmiş, limonun Tadını ve kokusunu ise öne Çıkartıp Tavuğun keskin lezzetini Bir güzel ehlileştirmişti. Sofradaki tuz ve biber kaplarına Kimse elini uzatmamıştın Çorba her damağın keyfine göre Kendini nizama çekiyor gibiydi Çünkü ....
Alıntı
Reklam
Reklam