Melek

Melek
@pirayemlk
Çocuklar gibi..
8/10
·216 syf.·
Beğendi
·
2022 33. kitabı
F. Kafka'yla yeni tanıştım. Gayet başarılı bir yazar. En sevdiğim iki konu baza alarak yazılmış. (Hukuk+Psikoloji) ölümünden sonra 1925 yılında arkadaşı tarafından okurlara yayınlamış. Peki akıllara kazınan ilk soru, keza benim aklıma okuduğum andan itibaren takıldı. 'Şansi bir dava mı yoksa toplumun çözümlenemeyen sorunlarının davası mı?'  Her ne kadar kurgu da olsa aslı bilinmesi gereken günümüzün en büyük problemlerinden birini ele almış olması. Gayet iyi bir eleştirmen Bahsi geçen karakter Bay Josef K. Hukuki dalda bir çok incelemede bulunmuş ve konuya hakim olan bir insan. Bilmediği ve ne oldukları belli olmayan bir takıp şahıslar tarafından dava açıldığını ve bunun üzerine evde dava sonuçlanana kadar tutuklu kalacağını söyleyenler arasındadır. Aslında oda farkında karşısında ki şahısların hukukî anlamda ne kadar bilgisiz ve yetersiz olduklarının. Hatta şöyle bir cümlede geçiyor kitapta: "Kendilerininde hiç anlamadıkları şeyler konuşuyorlar." Neden, nasıl ve niçin bu durumda olduğunu anlamak için peşini takılıyor bu davanın. Asıl mesele burda başlıyor bilmediği çoğu olayı bu dava sürecinde öğreniyor. Adaletsizliğin kol kol hüküm sürdüğü bir devlette yaşandığının burukluğunu hissettim okurken. 'Bizimde aslında eksik kalır yanımız yok...' Adaletin absürtlüğünü sadece süslü bir kelimeden ibaret olduğunu anlıyor. Çünkü ortada ne bir iddianame var nede mahkeme, yargıtayı bile görmeden sadece davalısınız denilmiş. Burdan bile ne demek istediğini, ne anlatmak istediğini çıkartıyoruz/um   Beni asıl etkileyen ise son satırlardı.. Okurken aklıma "G. Orwell Hayvan Çifliğinde ki söz geldi; 'Bütün hayvanlar eşittir fakat bazıları (domuzlar) daha çok eşittir." Josef K. Çaresiz çırpınışların içinde kendi yaşamının bir önemi olmadığı anlıyor. Yani güçü elinde bulunanlar
Hukuk ve Toplum
DavaFranz Kafka · Öteki Yayınevi · 201663,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Simyacı
Puan vermedi·188 syf.·
2022 23. kitabı
Kıtabın neden bu kadar popüler olduğunu anlamadım. Fantastik bir kurguyu ele almış, tabiki de kötülemiyorum kaleminde gayet başarılı. Anlatılmak isteneni düz yazı şeklinde herkesin anlaya bileceği tarzda okurlara sunmuş. Ama beni bir " Şeker Portakalı " kadar etkilemedi. Öte yandan Simyacı gibi bir kaç roman daha okumuştum. Ana fikir olarak şunları söyleye bilirim ki: Bir şeyleri başarabilmek için önümüze çıkan zorluklarla mücadele etmemiz gerekiyor. Eğer pes edersek, olmak ıstediğimiz yerde olamamakla beraber birde mutsuz olarak devam edeceğiz hayatımıza. İspanya'dan kalkıp "KİŞİSEL MENKIBESİ" ne güvenip, bütün zorluklara rağmen pes etmeyen Santiago sonunda Mısır'a varıyor ve altınlarını buluyor. Benim ise dikkatimi çeken olay çok farklı. Santiago Mısır'a yolculuk yaparken bilmediği bir topluluğa karışıp, bilmediği bir kültürün kutsal olan dini hakkında şöyle bir yorum yapıyor. "YÜKSEK KULELERİN TEPESİNE ÇIKIP ŞARKI SÖYLEYEN DİN ADAMLARI, BUNLARIN CEVRESİNDEN DİZ ÇÖKÜP, ALNINI YERE KOYAN İNSANLAR." Ne yazık ki bunu çok az kişi fark eder. Belki Demogoloji yaparak yumuşatmaya çalışmış olabilir kitap...! Ardından ekliyor "İmansızların tapınmaları" Alenen örseleyici imalar söz konusu. Diyorum ya güzel bir anlatımı var ama anlaya bilene.:)
1000k
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,8bin okunma