Sana her şeyi en baştan anlatmak istememi sabırla karşıla sevgilim, şu on beş dakika boyunca bıkmadan beni dinlemeni rica ediyorum, ben ki seni ömrüm boyunca sevmekten hiç bıkmadım.
...Olanaksızı başarıp ışık hızında yolculuk edebilsek bile evrenin sınırına ulaşmamızın kırk altı milyar yıldan fazla süreceğini, bu süreninse evrenin yaşının üç katı olduğunu bilerek yatağımda uzanmak hoşuma gitmiyordu. Asıl kötüsü, evren öyle bir hızla genişliyordu ki biz evrenin bugünkü sınırına ulaşana kadar evren de büyümeyi sürdüreceğinden o sınıra asla ve asla ulaşamazdık.
Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, sonsuza dek ortada bir yerde, aslında hiçliğin ortasında kalakalmıştık.
Her yönde genişleyen hiçlikle çevrelenmiş, açık mavi bir noktada yaşamak hoşuma gitmiyordu.
Belki büyümenin getirdiği bir şeydir bu. Belki büyüdükçe yaşamımızdaki insanlarla aramıza, türlü yalanlarla doldurabileceğimiz kadar büyük bir mesafe giriyordur.