Bir iki günde bitirilebilecek, kendisine harcanılan vakte kesinlikle değen bir kitap. Yazarın önceki kitabını da okumuştum. Teknik açıdan ikisi arasında baya bir fark var. Yazarın gelişimi belli oluyor.
Hızlı başlangıçlar, hızlı olaylar ve hızlı çözümlerin kitabı. Daha ilk bölümden ters köşeyle başlayarak okuyucuyu avucunun içine alıyor. Zaman atlamaları ile dikkat dağıtmak yerine karakterler ile ilgili bilmemiz gerekenleri doğrudan vermiyor. Diyaloglar içinde karakterler ile ilgili ufak ufak ipuçları sunarak bir yandan okuyucuyu karakterlerin nasıl insanlar oldukları gizemini çözmeye davet ediyor.
Sonra da "Bak Hasan tahmin ettiğin gibi biri değil aslında, gel sana anlatayım." diyerek yine ters köşeye yatırıyor bizleri. Bir yandan sistem eleştirisi yapmayı da ihmal etmiyor.
Böyle böyle bir bakmışsınız kitap bitmiş. Ne eksik ne fazla. Uzun lafın kısası olmuş. Bol malzemeli ince hamurlu iki dilim pizza gibi.
Son MeydanErkin Kuşçu · Mythos Kitap · 20253 okunma
Okuduğum diğer Ella Maise kitapları kadar beni etkilediğini söyleyemem ama sebebi sanırım kitabı aralıklı bir şekilde okumuş olup tek oturuşta bitiremem. Çünkü işaretlediğim yerlere bakarken aslında ne kadar güzel diyaloglar olduğunu ve kitabı ne kadar çok sevdiğimi fark ettim. Ancak dediğim gibi kitaba tam odaklanamadım sanırım. Henüz Türkçeye çevrilmedi diye biliyorum ancak İngilizcesi de oldukça akıcıydı. Yer yer sırıtıp durmaktan kendimi alamadığım ve BAYILDIĞIM diyaloglar olduğundan dolayı ancak bi Adam Connordan nefret etmek ya da Jason Thorne'u sevmek kadar etkilemediğinden sadece 7 verebildim. Karakterleri özellikle Zoe' i çok sevdim gayet tatlı bi karakterdi. Diğer romcomlardaki o insanı sinir eden main kız karakter enerjisi yoktu. Dylan zaten... o korumacı, kendinden emin tavırları çok hoşuma gitti. Güzel, tatlı bir kitaptı. Tavsiye ederim.
The Hardest FallElla Maise · by Simon & Schuster UK · 202214 okunma
Babil geçen sene okuduğum en iyi kitaplardandı ve Haşhaş Savaşı üçlemesi de epik fantastik alanında kesinlikle belirli bir çıtanın üstündeydi.Durum böyle iken akademide geçen ‘rivals to lovers’ olarak pazarlanan profesörü ona tavsiye mektubu yazabilsin diye cehenneme gitmeyi göze alan karakterler ne kadar da orijinal bir fikir diye düşünüyorsun ama kitap sadece fikir olarak güzel kalıyor maalesef. Uygulama açısından son derece yetersiz aynı zamanda karakterleri kesinlikle derinliksiz yazılmış ve dünya yaratımı konusunda son derece acınası bir yaratım sergileniyor. Tetikleyici unsur olarak kesinlikle yeme bozukluğu, hayvanların istismarı, intihar, istismarcı ilişki (öğretmen - öğrenci) söz konusu bunlara dikkat ederek okumakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bundan sonrası spoiler içereceği için lütfen kitabı okumayı düşünenler devam etmesinler.
Spoiler spoiler spoiler
Alice’ın ne kadar benmerkezci bir karakter olduğu ile alakalı sayfalarca örnekli bir şekilde yazı yazabilirim.İntihar eylemini sadece zayıf karakterli insanların gerçekleştireceği bir duruma indirgeyen, akademideki kadına karşı düşmanlığı sadece kendi çıkarları umurunda olacak şekilde umursayan, hemcinslerine karşı hiçbir yakınlık sergilemeyen son derece anti feminist diyebileceğimiz bir profil çiziyor.Alice ‘ın Amerikalı olup Kanada’da bir tane bile üniversite olmadığını düşünmesi saçmalığı evet Kanadalılar sadece akçaağaç şurubu ve hokeyden ibaret aynen.
Kitaba dair en büyük eksilerden biri kesinlikle yazarın bir şeyleri aşırı denebilecek düzeyde tekrar ediyor olması.Örneğin Alice ve Peter’in eskiden yakın oldukları ama şu an olmadıkları defalarca yazar tarafından bize söyleniyor ama asla gösterilmiyor benzer şekilde Alice 560 sayfalık kitabın 540 sayfası boyunca profesörün istismarcı bir pislik olduğunu
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025655 okunma
Bazen en güzel şey, bir kitabın sayfalarını açıp mutfağa ilhamla girmek…
“Hamur Bizim İşimiz” ile yeni tarifler denemek, ölçüsü tam tutan lezzetler yakalamak ve mutfakta keyifli vakit geçirmek artık çok daha kolay
İster tatlı ister tuzlu…
Her sayfasında denenmiş, pratik ve evde yapılabilir tarifler var.
Ben denedikçe daha çok sevdim, mutfakta bana gerçekten ilham oldu
Eğer siz de mutfakta yeni tatlar keşfetmeyi seviyorsanız, bu kitap tam size göre olabilir
Hamur Bizim İşimiz kitabı, hem nostaljik bir dokunuş sunan hem de modern mutfak ihtiyaçlarına hitap eden çok samimi bir eser.
Eskiden annelerimizin, anneannelerimizin o sararmış, kenarı notlarla dolu tarif defterleri vardı ya, işte o defterlerin içindeki en özel sırlar, şimdi modern mutfaklarımıza konuk oluyor.
Hamur Bizim İşimiz sadece bir yemek kitabı değil, milyonlarca hamur işi sevdalısını aynı sofrada buluşturan kocaman bir topluluğun hikayesi.
Kenarına biraz daha tarçın yazılmış kurabiyelerden, ilkokul veli toplantısı için notu düşülmüş poğaçalara kadar her şey var.
Tam ölçülü tariflerle "Acaba kıvamı tutar mı?" derdine son verilmiş bu kitapta. Klasik tatları günümüz mutfağına uyarlayan bu kitapla, şimdi mayalama ve pişirme sırası bizde!
Kitap okuyorsun ve yapayalnız buluyorsun kendini”
Beni bu eserde en çok etkileyen alıntı olmuştu.
Kitap okurken hiç şikayetçi olmadığım bir durumdur.
Bazen anlamsız bir kalabalıktan ziyade bir kitabın içerisinde yalnızlaşmak daha anlamlı geliyor.
Martinin intiharı üzerinden bir inceleme yazmak istedim.
Çünkü Martin'in intiharı beni oldukça etkilemiş ve düşündürmüştü. Bunun üzerine belli birtakım olgular üzerinden kendime sorular sorup ve bu soruları kendi paradigmam içerisinde yanıtlamaya çalıştım.
Daha sonra ortaya bu şekilde bir analiz çıktı.
İncelemem alıntılar hariç tamamen kendi bakış açım ve cevaplarımdan oluşmaktadır.
Eserin son bölümüne baktığımızda, insanların Martine karşı yaptığı ikiyüzlülük, çıkar gibi sebeplerden ve ait olmadığı bir toplumun verdiği mutsuzluk sebebi ile intihar ettiği düşünülebilir.
Fakat bu intiharın bundan daha fazlası olduğunu düşünmekteyim
Biz bu intiharın gerçek sebebini öğrenmek istiyorsak öncelikle şu soru üzerinden yola çıkmamız gerekiyor
Mutluluk Nedir?
Mutluluk insanın kendi içinde koyduğu zorlu ve hatta bazen imkansız hedefler ve beklentiler olup ve bu hedefler ve beklentilere ulaşabilme umudu taşımasıdır.
İnsan elde ettiği bir sonuç ile asla mutlu olamaz. İnsanı mutlu yapan o sonuca giden yoldur, onu asıl mutlu yapan bu süreçte geçtiği yollardan topladığı umut taneleridir.
Fakat maalesef sonuca ulaşıldığında artık doyum başlar ve bu doyum çok kısa sürer. Doyum tamamlandığında artık elde edilen sonuç hızlıca değer yitirmeye başlar ve bu değer yitirme elde edilen sonuç nötr noktasına gelene kadar devam eder.
O halde Mutlu olmak bir şeyi elde etmek değildir, insanın elde etmek istediği hedefine giden yoldaki umut tanelerini elde etme hazzıdır. Elde edilen haz ise zamana paralel olarak nötrleşen bir duygudur.
Marjinal fayda