Hayatımızdaki büyük değişimlerin çoğu, sandığımız gibi büyük kararlarla başlamaz. Bazen ne bir plan vardır ortada, ne de uzun uzun düşünülmüş bir yol haritası. Her şey küçücük bir soru işaretiyle başlar.
Kitabı elimize aldıran da odur.
Bir şehre gitmemize sebep olan da.
Bir insanla konuşmaya başlamamızı sağlayan da.
Çoğu zaman cevaplar değil, sorular değiştirir yönümüzü.
Çünkü cevaplar bir yere ulaştırır. Sorular ise yola çıkarır.
Belki de bu yüzden insan hayatının en önemli anları, kesinliklerden değil, tereddütlerden doğar. "Acaba?" dediğimiz o küçücük anlarda, henüz farkında olmadığımız kapılar aralanır. O kapının ardında ne olduğunu bilmeyiz. Hatta bazen açmaya cesaret edip etmeyeceğimizi de bilmeyiz. Ama yine de elimiz kapının koluna gider.
Sonra bir gün dönüp geriye bakarız.
Bir dostluğun başlangıcında bir soru işareti vardır.
Bir sevdanın başlangıcında bir soru işareti vardır.
Bir yolculuğun başlangıcında bir soru işareti vardır.
Hatta insanın kendini tanımasının başlangıcında bile.
Hayatın ilginç yanı şudur: O an önemsiz görünen bir merak, yıllar sonra dönüp baktığımızda kaderimizin dönüm noktası gibi görünür. Oysa başlangıçta sadece küçük bir soru vardı.
Belki de bu yüzden soru işaretlerini küçümsememek gerekir.
Çünkü bazen insanın hayatına yön veren şey, büyük cevaplar değil; sessizce zihninin bir köşesine düşen küçücük bir "acaba"dır.
Ve kim bilir...
Belki şu an içinde taşıdığın bir soru işareti de, henüz başlamadığını sandığın bir hikâyenin ilk cümlesidir.
🌬Yasemen Birses🌬