Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu. Bir kız vardı mesela, sürekli plan yapıyordu. Tiyatro, konser, yemek, davet, sergi, sinema, açılış, workshop, bilmem ne tadımı, tatil... Planlarından arta kalan zamanda yaşıyor gibiydi. Sanki başka bir hayatı yoktu. İzlediği filmi anlatmayı bitirip izleyeceği tiyatronun hayalini anlatıyordu, döndüğü tatili anlatmayı bitirip gideceği eğitimin onun için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyordu. Hayatı planlardan ibaretti. Bunu öyle iştahla anlatıyordu ki en ideal yaşam biçiminin bu olduğuna kendi de inanmıştı. Beni de buna inandırmaya çalışıyordu.
— Ne yaptın? Akhilleus'la Agamemnon seni dinlemediğinde ne yaptın? — Kolay. Seni dinlemedikleri yeni bir plan yaparsın.
Sayfa 279 - İthaki Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Seyyid Kutub’un şu eserleri bulunmakta: “Tarihte fikir ve yöntemler” ve “Yoldaki işaretler”. Şehid kardeşimiz, büyük İslam düşünürü Muhammed Kutub’un: “İslami terbiye yöntemi”, “İslami sanat yöntemi” ve yazılı olup da gün ışığına çıkmasını Allah’tan dilediğimiz “İslam tarihi yöntemi” ve daha burada sayamadığımız diğer kitaplar. Şüphesiz ki bunlann hepsinin sayısı, bir elin beş parmağım geçmez. Bu alanda sahip olduğumuz eserlerin hepsi de genel ve kapsamlı bir görüşle çıkış yaparak, bütün bölümlerin o mükemmel geometrik plan içerisindeki tabii yerlerini almasını sağlamaktadır. Bu konulara ek olarak. Peygamber efendimizin (s.a) hayatını ve hareket yöntemim, gerçekten de öğrenmeye çok ihtiyacımız var. Kainatta beşerin sarfettiği sözlerin en yücesi olan, adet itibariyle onbinleri bulan, bu büyük hadis hazinesi, gökyüzündeki yıldızların dağınıklığı gibi dağmık bir şekilde durmaktadırlar.
Sayfa 14 - Nehir Yayınları
Çok farklı bir savaşın içine düşmüştüm.Eski ve yeni ,güçlü ve zayıf ,gerçek ve yalan bir aradaydı.Tek bir plan,tek bir yol yoktu.
Sayfa 316
Sekizinci Fasıl
Plân ve Program 60 - Hükümetin bütün iş sahaları üzerinde plân ve program, zamanın akıcılığı ve mekânın yıpratıcılığına karşı, donuk ve deri üstü formüllere dönmemek, köksüz ve mevzii ıslâh çarelerinden ibaret kalmamak için, eşya ve hâdiselerin sabit kanunlarını ve mahrem temellerini fethedici bir ide-olocya örgüsü içinde teker teker çekip çıkarılacak ipuçları halinde temsil ve ifade ettiğine inanır. Büyük Doğu mefkûre-sinin bağlı olduğu Devlet ve Idare şekli Cumhuriyetin en ileri, gerçek ve mefküreleştirilmiş nevidir.
Sayfa 34 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Annem, "Atatürk zamanında bizim ülkede de öyleydi. Hep ne olursa olsun kendi malımız, yerli malı kullanılsın istemişti Atatürk" diyor. Halk da öyle yapıyormuş, ama demokrasi diye ikinci parti gelince, görmemişler gibi dışarıdan ne varsa getirtilmeye başlanmış. Karşılığında satılacak doğru dürüst malımız da olmadığından, elde avuçta olan paralar bitmiş. Bu kez bütün devletlerden borç istemişiz. Şu son zamanlarda artık borç isteyecek ülke kalmamış, Almanlara başvurmuşuz. Alman Maliye Bakanı gelerek, bizim hükümete, aldığımız borcu ne yapacağımızı sormuş. Ona sağlıklı bir plan gösterilmediği için bırakıp gitmiş. Ben bunları pek bilemiyorum; çünkü, derslerle uğraştığımdan, ülke sorunlarıyla hiç ilgilenmiyorum. Ama annemin "yeni savaştan çıkmış, yanmış yıkılmış bir ülkeden nasıl utanmadan para istenildi?!" diye üzüldüğünü biliyorum. Bunun arkasından bir olay annemi daha da çok üzdü. O da, birlikte çalıştıkları bir Alman profesör, anneme "Size borç veremediğimiz için çok üzüldüm, ama siz de hak verin! Alınacak borcun kendi ülkenize veya dünya ekonomisine nasıl bir yarar sağlayacağı gösterilemezse, o istenen borç bir tür dilencilik olmaz mı?" demiş.
1000Kitap