(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
Nerede o eski bayramlar yüzsüzlüğü: Siz eski insan mısınız ki?
Bugün bayram diye nenemlere gittik. Bir baktım bizden 1-1.30 saat önce giden teyzem ve kuzenim salonun yerlerini süpürüp koltukları siliyordu. Şaşkınlıktan sonra nenemle selamlaşınca söylediklerinden ayrıyetten sinirlerim bozuldu. Halı süpürüldükten sonra bezle silinecekmiş bir de. Saat 12. 30 olmuş ve bayram temizliği, gün öncesi yerine gününde yapılıyordu. Daha saçlarım bile ıslaktı. Direkt kokacaktık yani, normal hijyen takıntım bayramda son seviyeydi, neyse. Süpürmeye el attım. Kirada kaldıkları ev, dubleksin normal bir kat oluşu gibi büyük ve genişti: Allah kolaylık versindi. "Madem az kişiyiz ve sınırlı süre var. Halılar süpürüldükten sonra suyla şehadetlensin. Bezle temizlenmesi yeterli olmayacak zaten." deyince teyzem "Olsun yine de yapılsın, temiz olsun." dedi. "Sen buna temizlik mi diyorsun, gerçek temizlik istiyorsan böyle olmaz. Ya halı yıkamacıya vereceklerdi ya da günler öncesinden kendileri yıkayıp namaz öncesinde açacaklardı. Benim temizlik ağzımı açtırmayın." diye yükselmiştim biraz. Çünkü bayram anne tarafının ve dayımların ailesi temizliğe dokunmamış. Bize de denmedi. Yoksa sabahtan gidilirdi o zaman duş alınıp geri gidilirdi. Koskoca ev için 4 kişiydik. Sadece dayım ve nenem varken her zaman dip bucak temizlik yapılmıyordu. Tam aile olan dayımların evlerinde yapılması gerekirken onların evi tercih ediliyor ve temizlikte kimse yok, şaka gibi. Onun dışında da ağzımı açmadım. Bayram diye ve Allah rızası için yapıldığından onları fırçalamadım ve eve dönmedim. Dayımda etrafta dolanıp "Yapmayın, oturun. Gerek yok." tarzı laflar ediyor. Var ya kendimi zor tuttum "Yapılsaydı gerek olmazdı ama yapılmadığı için gayette gerek var ve gerizekalı gibi konuşacağına sadece eline sağlık de en fazla ve sus!" demedim. Cevap vermemeyi seçtim ama 5-6' dan sonra "Ne
Gadir-i Hum
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dışsal düzenleme yoluyla içsel regülasyon
“Düzenimin bozulduğunu, plan program yapmam gerektiğini hissettiğim an ilk yaptığım şey evi toplamaktır. Bunun nöroloji-psikiyatride bir karşılığı olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmış ve yine evi toplamıştım.”
Psikoloji
İkisinin birlikteliği ne olabilir? (:
Su: Aşk Us: Akıl ☆ ☆ ☆ Her şeyin zıtlıkla olması birleştirilmesi için. Us' dan suya dönüşme gibi de durabilir ama bir aradalığı da göz kırpmıştı. İkisini birleştirebilenler genelde susmayı tercih ediyor: dinlemeyi. Bu çok güzel ve çokça özel değil mi? En basit haliyle- sıkça duyulan- aşk evliliği mi veya mantık evliliği mi sorusuna "İkisi de: Aklımın reddettiğini sevemem, gönlümün reddettiğini de. Doğru olan ikisini tikleyip gelecektir. Böylece gerçek aşkı buluruz ya da o aşk oluruz en kötüsü." tarzında düşündüm ve devam ediyor. Kötünün kötüsüne ya da kötünün iyisine şartlandırılmışlığım yok hatta iyinin mükemmeline uçmuşluğum vardır: Nasıl olabilir? Biri için akıllarını ya da yüreklerini anca sessize alabilince sevebiliyor oluşları kandırmaca ve çok basit kaçıyor. Bir tarafı yok saymaya ya da katletmeye gerek yok. İkisi dengeli gitsin. Gidemiyorsa ne diye ittirmekle uğraşıp ortaya saçmalıklar zincirlemesi çıkaralım ki?.. Bir de gönül okurken aklın dinlemesi gerektiği için de olabilir. Bu süreci çok merak ediyorum: nasıl dinleniyor ve ne duyuluyor? Farkında olarak mı doğaçlama mı vs. Bu yolun neresindeydik, ne kadar kaldı yoksa çoktan vardık mı?.. Sonuncuyu merak etme sebebim: Verilen ruh iadesinin çok klasik olacak ama ölümle gerçekleştiğini düşünmemdi. Sonra diyordum ki "Madem insana ihtiyacı yok ama üfürdüğü ruha mı ihtiyacı var da istiyor?" Sonra onu sevip güvenerek inandığım için "Almak istemesi bizim hayrımız içindir: bizim için sevgiden ve güzel düşünceden başka niyeti yok ki. Her şeyi bilen O iken istiyorsa alsındı. Sahibi de o, biz emanetçiydik." ... Sonra aslında tersi olduğunu gördüm: Ona takdim etmek için yaşıyoruz: iade etmek için bu gerekli. Benlik duygusunu aşıp kendini sadece O' nun aracısı görmenle bunu sağlamış oluyorsun: Senden, sana geldim der
Duygu ve Düşünce
KİTAP TANITIMI-DERGİ TANITIMI-İMZA GÜNÜ VE HIDIRELLEZ ŞENLİĞİ...
FEYYAZ SAĞLAM VE LALELER LALELER LALELER İSİMLİ KİTABI... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 17-26 Nisan 2026 tarihleri arasında İzmir 7.Kitap Fuarı'nı ziyaret etmiştim, uğradığım standlardan birisi de ''KIBATEK STANDI'' idi. Kıbatek'te ki yazar ve şairlerle konuşurken Kıbatek Derneği Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam elime ''Laleler Laleler Laleler'' adını taşıyan 80 sayfalık bir kitap tutuşturdu, ofset kapaklı. İç sayfaları 1.hamur kağıt olan, 14*20 ebatlı bir kitap. Bu kitap bir derleme kitabı, Azerbaycan'lı Prof. Dr. Elçin İsgenderzade'ye armağan edilmiş. Ben, Elçin İskenderzade'yi yıllar önce ''Göller Bölgesi Şairler Şöleni'' için gittiğim Isparta'da tanımıştım. Oraya Başbakanlık Basın Müşaviri Prof. Dr. İsa Kayacan'la birlikte gelmişlerdi. Kayacan tanıştırdı, birlikte fotoğraf çekildik. Daha sonraları bir kaç şiir şöleninde daha karşılaştık, Azerbaycan'ı Türkiye'de tanıtmaya çalışıyordu. Bir çok vilayetimize ve ilçemize gelip gittiğini de biliyorum. Hep, Kayacan'la seyahat ediyorlardı. Bu seyahatlerinden birisinde Feyyaz Sağlam'la tanışmışlar, KIBATEK Türk Dünyası Ülkeleri ve Edebiyatları ile yakından ilgilendiği için dostluk ilerlemiş. İskenderzade'nin Azerbaycan'ın edebiyat dünyası ile güçlü bağları vardı, oraya yazar ve şairleri davet ediyor. Şiir şölenleri vb. gibi etkinlikler düzenliyordu, bazı yazar ve şairlerin Azerbaycan'da kitaplarının yayınlanmasında yardımcı olduğunu da biliyorum. Uzatmayalım, bu değerli kişi vefat edince bu kitap ona adanmış. Bu kitaba Kıbatek Derneği Genel Başkanı Dr. Mevlüt Kaplan önsöz yazmış, Kaplan'la 50-60 yıllık dostluğumuz var. Kendisi, öğretmenlikten emekli olduktan sonra İzmir'de ''Kaplan Yayınları''nı kurmuştu. Peki bu kitabın içinde neler var ? Genellikle Kıbatek'e üye olanların kısa hayat hikayeleri ile Azerbaycan üzerine
Uyanış vakti ne zaman gelecek? Uyan artık, uyan ve tamamlan. Yüreğini tazele, hayata bakış açını değiştir. ​Bir program yap ama unutma; Allah, plan yapanların en hayırlısıdır. "İnşallah" de her zaman. İşlerini Allah’a bırak, planına uymaya mutlaka çalış. Sakın sabit kalma; her gün bir başka şey ekle. Korkma "Yapamam, başarısız olurum" diye. Unutma; hiçbir zaman başarısız olmazsın. Emeğinin mükafatını bir şekilde alırsın, bunlara takılma. ​Yaptıklarına bak; içini besle, aklını besle. Tazelen, yenilen ve yeniden... Her şey mükemmel olmak zorunda değil, bunu sakın unutma. Peygamber öğretisi: "İki günü birbirine eşit olan ziyandadır." ​"Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık." (İsra Suresi, 13) ​ ​"Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır. Rabbin sana mutlaka lütuflarda bulunacak, sen de memnun olacaksın." (Duha Suresi, 4-5) ​Öyleyse... "Rabbinin lütuflarını şükranla an!" (Duha Suresi, 11)
1000Kitap