birbirinden bağımsız iki ayrı dünya var adeta. Biri uzmanların bir konu üzerinde yıllarca kafa patlatıp araştırmalar yaptığı ve bu araştırmaların sonuçlarını çoğu zaman meslektaşlarının bile zor anladığı bir dilde yayımladığı akademik dünya; diğeri de bu araştırma ve bulguları hiç kaale almadan hayatın temel sorunlarını kişisel gözlem ve tecrübeler üzerinden çözmeye çalışan "normal" insanların oluşturduğu bambaşka bir evren
İnsanların kafayı "kendini geliştirmek"le bozduğu bir çağda, çetrefilli mevzulara matematiksel kesinlikte cevaplar aramak
tüketim toplumunun kolay elde etme hastalığının bir tezahürü.
Her şeyin imaj haline geldiği bir "ambalaj çağı" nda "nasıl gözüktüğü"nden ziyade "nasıl olduğu" ile ilgilenmenin zor olduğunun ve en azından kısa vadede pek de bir kar vadetmediğinin farkındayız.