İLGİ DUYDUĞUNUZ ALANA GÖRE ÖNERİLER.
İlgili Alanlar: Psikoloji, mitoloji, botanik, felsefe, dil ve kökenleri, müzik, sanat tarihi, gastronomi, edebiyat. 1. PSİKOLOJİ 📚 Kitap İnsanın Anlam Arayışı – Viktor E. Frankl (Toplama kampı deneyimlerinden doğan, varoluşçu psikoterapinin temel taşı.) Hafifçe Bir Silkinsek? – Engin Geçtan (Türkiye’nin en değerli psikiyatristlerinden, insan ilişkileri ve çağın getirdiği yabancılaşma üzerine.) Düşünme, Hızlı ve Yavaş – Daniel Kahneman (Zihnimizin kararları nasıl aldığını ve bilişsel yanılsamaları anlatan Nobel ödüllü başyapıt.) 🎬 Film Shutter Island (Zindan Adası) – Yön: Martin Scorsese (Algı, travma ve savunma mekanizmaları üzerine kusursuz bir psikolojik gerilim.) Memento (Akıl Defteri) – Yön: Christopher Nolan (Anterograd amnezi [yakın hafıza kaybı] ve kimlik inşasını ters kronolojiyle işleyen bir yapıt.) Persona – Yön: Ingmar Bergman (İnsan ruhunun maskelerini [persona] ve kimlik çözülmesini anlatan sinema klasiği.) 🎙️ Podcast Merdiven Altı Terapi – Deniz Dülgeroğlu Anlam Arayışı – Umut Ateş Hidden Brain – Shankar Vedantam (NPR) (İngilizce; insan davranışlarının arkasındaki bilinçaltı kalıpları inceliyor.) 📄 Makale / Akademik Eser "Grup Psikolojisi ve Ego Analizi" – Sigmund Freud "Kitlelerin Psikolojisi" – Gustave Le Bon (Kitle davranışlarını anlamak için temel metin.) "The Magical Number Seven, Plus or Minus Two" – George A. Miller (İnsan hafızasının sınırlarını belirleyen, bilişsel psikolojinin en ünlü makalelerinden biri.)
İslam’ın Altın Çağı’ndaki Çeviri Hareketi, tarihin gördüğü en planlı, en yüksek bütçeli ve kurumsallaşmış entelektüel projelerinden biridir. Bu süreç, sadece kütüphanelerde bireysel olarak çalışan hevesli insanların çabası değil; arkasında devasa bir devlet bürokrasisinin, istihbarat ağlarının ve muazzam bir sermayenin olduğu küresel bir operasyondu. Çeviri hareketi, 8. yüzyılda Abbasi halifesi el-Mansur döneminde başlamış, Harun el-Reşid ile büyümüş ve 9. yüzyılda halife el-Me'mun döneminde zirve noktasına ulaşmıştır. Sürecin kalbinde, Bağdat'ta kurulan Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) yer alıyordu. Bu kurum sıradan bir kütüphane olmanın ötesinde; kitapların depolandığı, kopyalandığı, haritaların üretildiği ve profesyonel mütercimlerin maaşlı olarak istihdam edildiği çok işlevli bir akademi gibi çalışıyordu. İşleyişin en sıra dışı yanı, metinlerin elde edilme yöntemiydi. Halifeler, Bizans İmparatorluğu'na, Roma'ya, Kıbrıs'a ve çevre ülkelere sadece nadir el yazmalarını toplamakla görevli özel heyetler ve elçiler gönderiyorlardı. Hatta bazen askeri zaferlerin ardından yapılan anlaşmalarda bile altın yerine nadir bilimsel kitapların talep edildiği oluyordu. Araştırma heyetleri bazen Hristiyanlığın gelişiyle kapatılmış ve terk edilmiş antik tapınaklardaki mahzenlerde böceklerin kemirdiği çuvallar dolusu eski Grekçe metni bulup Bağdat'a getiriyordu. Metodoloji açısından zamanla büyük bir evrim yaşandı. İlk başlarda kullanılan yöntem, Yunanca metindeki her kelimenin altına doğrudan Arapça karşılığını yazma şeklindeydi. Ancak bu kelime kelimesine çeviri yöntemi, cümle yapıları uymadığı için metinleri neredeyse anlaşılmaz kılıyordu. Daha sonra Nesturi bir Hristiyan olan Huneyn bin İshak bu işi kurumsallaştırdı ve "anlam odaklı" çeviri metodunu mükemmelleştirdi. Mütercimler önce
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Siz ne düşünüyorsunuz?
Platon’un Devlet eserindeki bu yaklaşımı, kadınları birer nesne olarak görmekten ziyade, yönetici sınıf içindeki "benim" duygusunu ve özel mülkiyet anlayışını tamamen yok ederek mutlak bir toplumsal birliği hedefleyen radikal bir mühendislik projesidir. Platon, sadakati aileden alıp devlete yönlendirmek amacıyla aile kurumunu ortadan kaldırmayı teklif ederken, aynı zamanda kadınların erkeklerle aynı eğitimi alması ve aynı görevleri üstlenmesi gerektiğini savunarak dönemine göre devrimci bir eşitlik modeli de sunar. Ancak bu "ortaklık" fikri, bireysel duyguları, anne-çocuk bağını ve insan doğasının en temel mahremiyet ihtiyacını devlet çıkarları uğruna feda ettiği için, kadını özgürleştirmekten ziyade onu ve doğacak çocukları devletin bekası için kullanılan birer biyolojik araca dönüştürme riskini taşır.
1000k
Batı Edebiyatı Önemli kişiler
BATI EDEBİYATI A) ESKİ YUNAN VE LATİN EDEBİYATI Batı edebiyatının kaynağı, Eski Yunan ve La tin edebiyatlarıdır. İsa'nın doğumundan dokuz yüzyıl öncesine giden ve MÖ II. yüzyıla kadar sü regelen Yunan edebiyatının ana kaynağı, Homeros'un llyada ve Odysseia destanları sayılır. Eski Yunan ve Latin edebiyatının önemli sanatçıları şunlardır: 1. HESİODOS: — Didaktik bir şairdir. Didaktik şiirin kurucu su sayılmaktadır. — Yurttaşlarını şiir yoluyla eğitmeye çalışmış; onları adaletli olmaya ve çalışmaya çağırmıştır. — Köylü hayatını ve insanların günlük işlerini anlatan ilk şairdir. — İşler ve Günler, en önemli eseridir. 2. SAPPHO: — Yunan edebiyatının en büyük lirik şairi sayıl maktadır. — Şiirlerinde özellikle aşk temasını işlemiş; aş kı, Tanrı'nın bir nimeti olarak görmüştür. Yaşadığı çağdan başlayarak, ünü gittikçe ge nişlemiş, kendinden sonraki bazı Yunan ve Latin şairlerini etkilemiştir. — Sappho'nun şiirleri dokuz ciltte toplanmıştır. Şiirlerinden 170 kadar küçük parça kalmıştır. 3. AİSOPOS: — Yalnız fabl türünde yazmıştır. Fabl türünün kurucusu sayılmaktadır. Anlattığı masalların konularını, gezileri sırasında uğradığı Doğu memleketlerinden topladığı tahmin ediliyor. Batı edebiyatında fabl türünde yazan şairler üzerinde derin etkisi görülür. Özellikle, Fran sız şairi La Fontaine, ondan çok yararlan mıştır. — Fabiler adlı bir eseri vardır. 4. AİSKHYLOS: — İlk büyük tragedya şairidir. Tragedyanın gelişmesinde büyük payı vardır. — Eserlerinde gelenekleri ve ahlakı savunur. — Onun eserlerinde insanlar tanrıların iradesiy le hareket eden yaratıklar olarak gösterilir; bunlar ne yaparlarsa yapsınlar, alınyazılarının dışına çıkamazlar. — Doksan kadar eser yazmış olan Aiskhylos'un yalnız yedi tragedyası elimize geçmiş, diğer leri kaybolmuştur. 5. SOPHOKLES : —
Edebiyat
Hasan Ali Yücel Klasikleri Tam Listesi
No Kitap Adı Yazar I Ütopya Thomas More II Devlet Platon III Denemeler Montaigne IV Poetika Aristoteles V Söylevler Cicero VI Tragedyalar Sophokles VII Hamlet William Shakespeare VIII Faust Goethe IX Kendime Düşünceler Marcus Aurelius X İlahi Komedya Dante Alighieri XI Prens Machiavelli XII Gargantua François Rabelais XIII Candide Voltaire XIV Toplum Sözleşmesi Jean-Jacques Rousseau XV Türlerin Kökeni Charles Darwin XVI Seçme Öyküler Anton Çehov XVII Don Quijote (2 Cilt) Cervantes XVIII Ölü Canlar Nikolay Gogol XIX Madam Bovary Gustave Flaubert XX Karamazov Kardeşler Dostoyevski XXI Savaş ve Barış (2 Cilt) Lev Tolstoy XXII Kırmızı ve Siyah Stendhal XXIII Gureba-yi Laklakan Ahmet Haşim XXIV Mai ve Siyah Halid Ziya Uşaklıgil XXV Eylül Mehmet Rauf XXVI Şehir Mektupları Ahmet Rasim XXVII Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar XXVIII Sergüzeşt Samipaşazade Sezai XXIX Kiralık Konak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Miletli Aspasia
Adını fısıltıyla andıkları o kadın... Bugün size, tarihin en parlak zihinlerinin bile önünde diz çöktüğü, ancak çoğu kitabın dipnotlara hapsettiği bir kadın filozoftan bahsetmek istiyorum. Periklesin eşi, Sokratesin hocası ve Atinanın gizli mimarı: Aspasia. Miletos’un o özgür havasından çıkıp Atina’nın katı kurallarına çarptığında, elinde sadece retoriğin (hitabetin) ve logosun (aklın) sarsılmaz gücü vardı. Atina yasaları onu "yabancı" diyerek dışlarken, o zekasıyla demokrasinin kalbine bir akademi kurdu. Perikles’in o meşhur cenaze söylevlerinin arkasındaki asıl kalemin Aspasia olduğu söylenir. O, kadınların evlere hapsedildiği bir çağda; Anaxagorastan Sophoklese kadar devrin tüm dehalarını kendi salonunda toplayıp, onlara felsefe ve siyaset dersi verecek kadar cüretkardı. Peki, neden bu kadar korktular ondan? Çünkü Aspasia, bir kadının zihninin bir kenti yönetebilecek kadar geniş olabileceğini kanıtladı. "Dinsizlikle" suçlanıp mahkemeye çıkarıldığında, Perikles’in onun için döktüğü gözyaşları aslında bir kadının entelektüel zaferine duyulan o derin saygının nişanesiydi. Aspasia benim için tarihsel bir figür değil; o, düşüncenin cinsiyeti olmadığını, bilginin ise hiçbir sınıra hapsedilemeyeceğini haykıran o kadim sestir. Eğer bugün felsefe raflarında özgürce dolaşabiliyorsak, bunda binlerce yıl önceden bize göz kırpan o Miletli "yabancının" payı büyüktür. Biliyor muydunuz? Platonun diyaloglarında Sokrates, hitabet sanatını bizzat Aspasiadan öğrendiğini itiraf eder. Aspasia’yı retorik (hitabet) ve felsefe konusunda mükemmel bir öğretmen olarak kabul etmiştir. Platon'un diyaloglarında aktarıldığına göre Sokrates, ona akıl danışmış ve kendi öğrencilerini de eğitim almaları