MÖ III. yüzyıl ile II. yüzyıllar arasında Roma'daki Yunanların sayısı ve onlarla birlikte Yunan sanat eserlerinin ve kitaplarının sayısı artar. Plautus, Curculio'da Roma sokaklarında dolanan Yunan hocalarını şöyle tasvir eder: "Başları kapalı, kollarında kitaplar ve küçük sepetlerle dolaşan, durup kaçak köleler gibi aralarında konuşan, insanın karşısında dikilip yolunu kesen, yürürken bilgiçlik taslayan bu Yunanlar.."
(...) Yunan hocaların sayısının giderek artmasıyla Romalılar Yunan eğitim kurumlarını ve filozofların pedagoji kuramlarını da incelemeye başlarlar. Bu incelemelerin izlerini görebileceğimiz Cicero'nun Devlet Üzerine eserinin bir bölümünde, Polybios'un Roma'nın eğitim alanındaki kurumlarının ne kadar özensiz olduğunu beyan eder. En eski dönemlerde Romalılar eğitimin herkes için eşit olmamasını ve yasalarla belirlenmemesini tercih ederdi. Aslında Romalıların örnek almak istediği, Yunanların somut eğitim kurumlarından çok Platon ve Aristoteles başta olmak üzere filozfların teorileridir.
Her yönetim, bir yönetim olarak ister devlet hayatında, ister tek insanın hayatında, bir başkasının iyiliğini değil, yönettiği, bakımını üzerine aldığı şeyin iyiliğini gözetir!
Platon'un Yasalar (Nomoi) eseri, ideal devlet tasarısının yanı sıra insanların kusurlu doğasını dizginlemek için pratik, uygulanabilir yasa ve kurumları ele alır. Eserde adalet, eğitim, ahlak ve devlet yönetimi üzerine çarpıcı birçok düşünce yer alır.
Gyges bu toplanuya parırıağında yüzükle gelmiş.
Otururlarken yüzüğün taşını farkına vamıadan avcunun
içine çevirmiş. Bunu yapar yapmaz da yanında oturanlar
kendisini görmez olmuşlar, nereye gitti diye soruşturma
ya başlamışlar. Şaşakalmış herkes. Yüzükle oynarken ta
şı çevirince gene göze görünür olmuş. Böylece işi çakan
Gyges, yüzüğün nlsımını denemiş, bakmış ki, yüzüğün
taşını içeri çevirince görünmez oluyoı; düzettince görünü
yor. Bunun üzerine saraya girenierin arasına katılmanın
yolunu bulmuş. Sarayda kralın karısını baştan çıkarmış,
onun yardımıyla kralı öldürüp yerine geçmiş.
Filozoflar gerçeklik üzerine düşünmede iyi oldukları için Platon onların sorumlu olmaları ve politik gücün tamamını ellerinde bulundurmaları gerektiğine inanmıştır. En ünlü eseri olan Devlet'te, hayali bir mükemmel toplum
betimledi.
Ülkede korkunç bir baskı vardı ve jurnalciler bütün aydınları izleyerek türlü palavralarla saraya jurnal ediyorlardı. Bütün yazarların ve şairlerin başı dertteydi. Ne düşünce özgürlüğü vardı ne de anlatım özgürlüğü... Rejim, baskı ve devlet terörü üzerine oturtulmuştu.