miyân ◇

miyân ◇
@plausible_deniability
|ben, benim.|
İlham olmak...
Y.Lisans
731 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
"Ya dışındasındır çemberin ya da..."
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 01:22
3 fotoğraf analizi ile başlayıp 3 Günce ile devam eden roman, başkarakter Yozo'nun yaşam öyküsüne, sorgulayarak şahitlik etmemizi sağlıyor: Karakteri yargılar gibi sorgulamak değil de karakterle birlikte toplumsal yapıyı, içimizi, dışımızı, içimize attıklarımızı ve dışında kaldıklarımızı... Osamu Dazai'nin biyografisinden anladığım kadarıyla yazarın ailesiyle ve toplumla ilişkisini, sıra dışı yaşam tarzını, buhranlarını, çözüm yollarını veya düğümlerini kurgusal düzlemde Yozo karakterine yansıttığını düşünüyorum. Romandaki zaman ve mekân seçimleri, ayrıca yazarın bu eseri de dahil eserlerinin bir kısmının Japon edebiyatına özgü kabul edilen, itiraf edebiyatı da denilebilen "ben-roman" (shishōsetsu) tarzı bir eser kabul edilmesi anlatının otobiyografik bir kurgu olduğunu vurguluyor. Yozo; çocukken aile ve okul çevresine uyum zorluğu yaşayan, günlük şeyleri kafasında tuhaf seslere dönüştüren, ailesini ve çevresindekileri mutlu etmeyi kendi görevi gibi düşünen ve suçluluk yaşayan biri. Birinci Günce'nin daha ilk cümlesi: "Yaşamım utançlarla doludur." (s. 9) Aslında iki türlü suçluluk ve utanç yaşıyor: Koşulsuz sevilmediğini düşündüğü çevresine karşı ve aslını ilan edemediği için yitirmekte olduğu kendisine karşı. "Sanki sadece ben farklıymışım gibi bir tedirginlik ve korkuya kapılıyorum. Çevremdekilerle neredeyse hiç konuşamıyorum. Neyi nasıl söylemeliyim, bilemiyorum. Böylece aklıma şaklabanlık yapmak geldi." (s. 12) Yozo; ailesi ve çevresi tarafından görülmemek, duygusal kucaklanma yaşayamamak, huzur ve mutluluk tesisini kendince görev bilip şaklabanlık oyunu oynayarak içindeki huzursuzluğu, sosyal anksiyetesini, kendi özünü kaybetmenin sancılarını ilk yetişkinlik ve yetişkinlik dönemlerinde seçimleri ve toplum akıntısından çıkmak için her çabasında madde
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2025 17:15
֍Deneysel bir kitap okudum ve anlamayı denedim hatta amaç ve sonuç düşünmektense sürecin -nasıl da böyle bir şey yapılabilirmişin ve yapılmış olanın cümleler dizisinde- tadını çıkardım. Çünkü bu tarz deneysel kitaplarda neyin denenmek istendiğinin peşinde koşmak zihnimize ve çağrışımsallığımıza egzersiz fırsatı sağlıyor. Emin değilim daha önce bu yoldan giden, gidip de dönen oldu mu?.. :) Literatürde yeri var: deneysel şiir, öykü, roman... Fakat yazma yeteneğinin analizi ile örülmüş öykülerden oluşan bir kitaba denk gelmedim. Yazma edimini yapan kişinin o edimi tasarlayış serüveni hakkında bir nevi yüzleşme de sayılabilecek bu deneysel tür ile yazmaya devam etme isteği konusunda risk alındığı da aşikar. ֍Kitap ilk bakışta işte bir yazar ve mutfağı dedirtiyor. Kitap kapağını çevirince karşılaştığımız "Yazan Hakkında" biyografi başlığı şaşırtıcı. Kurgularındaki karakterleri, okurları ona "yazar" derken MOY kendini "yazan" olarak görüyor. Bu detay bile kitabın adı ve içeriği hakkında bir ipucu olabilir. İpin ucunu yakalayınca ipi çekmeye devam edersek MOY derken hem kitabın isminin tamlamasındaki kelimelerin hem de yazarın isimlerinin baş harflerinin bu kısaltmayı oluşturması, yazar olmak ve yazma evreni kurmak hâllerine şahitlik okuması diyebilirim. ֍Yazan; bu öyküleri yazarken nelerden beslenmiş, neler hayal etmiş, biriktirip kendi sesine dönüştürürken düşüncesinin alı al moru mor renklerine boyarken hayatının kaç güzel anını mahvetmiş -tersi de mümkün- bir o kadar da kaç sıkıcı anını anlamlandırmış, uykularla insanlarla huzurla ve rahatıyla arasını bozmaktan nasıl da çekinmemiş? İşte kıynaşık duran kapıyı itip belki görmemeniz, bilmemeniz gereken bir alana dahil oluyorsunuz. Bu şahitlik sadece bu kitap nezdinde değil belki birçok kitap ve yazar için zihninizde bir
Muharririn Otopsi YeteneğiMuhammet Oğuzhan Yalçın · Yakın Yayınevi · 015 okunma
Öykülerle Kara Kışın Tam Ortasına Yolculuk
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 83. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2023 01:09
"Kara Kışın Tam Ortası" bir öykü okyanusundan seçilmiş öykülerden mürekkeb bir eser. (Kaynak: Yazarla mülakat.) Fakat bu seçkide öyküler sanki biri bitince o ilhamla bir diğeri kaleme alınmış gibi hissettiren bir akrabalık içindeler. Öykü türünde bir eser demek eksik kalacaktır, türler arası bir tür diyebilirim bu esere. Öyküler adeta bir romanın bölümleri gibi duygu ve tema yönünden birbirine eklemlenmiş hissettiriyor. Kimileri ise bir deneme, bir oyun metni tadında. Okuma sürecinde öykülerin teknik olarak iki bölümde sıralandığı seziliyor. İlk bölümde Maupassant tarzı yazılmış, okuyucuyu bekleyen sürpriz sonlar ve gizil bir ders çıkarma sağlayan öyküler varken ikinci bölümde modernist öyküler akışı teslim alıyor. Öyküler öyle kurgulanmış ki elime isimsiz bir şekilde dosya hâlinde geçse kesinlikle bu coğrafyada üretilmeyen bir edebiyattan çıkmış derdim. Çünkü öykülerde evrensel bir üslubun tadı, keyfi var: olay örgüsünde, duygularda, karakter yaratımında, mekânlarda, izlenimlerde... Bir noktada okuyucu bir mağarada kendi kendine "İyi de Neden?" öyküsünün ismiyle müsemma sorular sorarken işitilen ses misali kitabın yaratıcısı bu öykü içinden size sesleniyor. Bu sesleniş, öykülerdeki evrensel tadın bir sebebinin de yazarının öznelliğinin eserinin önüne geçmesini önleme çabasının ödülü olduğunu düşündürüyor. Öykülerin içlerindeki küçük evrenlerden edebî damağımıza uzanan bir tat çeşitliliği var ki uzun süredir öykü okumamışım dedirtti. Akıcı bir dilde, zihni anlamlı yoran, doğal, berrak, bu duygu veya durum bu kadar net ifade edilebilir miymiş diye hayran bırakan tespitler, sırıtmayan bir mizah dikişi kitabın en büyük cazibesi. Öykülerdeki başka bir cazibe de konu seçimi ve kurgu zembereği. Kitap adını içinde geçen 9 öyküden birinden alıyor. 9 öykünün de izleği,
Kara Kışın Tam OrtasıMuhammet Oğuzhan Yalçın · Gri Yayınevi · 202352 okunma
Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem...
8/10
·416 syf.··
2023 76. kitabı
Bir paşanın kızı ve başka bir önemli paşanın gelini, Hikmet Bey'in zevcesi, Nâzım'ın annesi, Yahya Kemal'in Ela Gözlü Pars'ı: Celile Hanım... Onu yaşadığı topluma tanıtan, çevreleyen her sıfat bir yana asıl Celile'yi anlatmaya çalışan bir roman bu. Celile; tutkulu, başkaldıran, arzuladığı hayatı kovalayan, dönemine göre özgün, entelektüel bir kadın. Osmanlı'nın ilk kadın nü ressamı ünvanına da sahip. Avrupa'da tahsil görmüş, Zonaro'dan da resim dersleri almış. Ayrıca oğlu Nazım Hikmet'in portrelerini de yapmış, kitabın sonunda bu eserlere yer veriliyor. (Bursa Cezaevi'nde Nazım, Benim Gözümle Oğlum tabloları.) Aydın kimliğinin yanı sıra tuvallerine de yansıyan ılık olduğu kadar gözü pek sanatçı ruhu, deli dolu maceracı yanları, aşkı tek kişilik ruh hali olarak tanımlayacağı kalp hareketleri yazar tarafından başarıyla yansıtılmış. Celile'ye o dönemde böyle bir Celile olabildiği için yani kendi rengini hayat tuvaline istediği gibi vurup dimdik ayakta oluşuna hayran olurken Yahya Kemal'le tutkulu, maceralı bir aşk yaşamasına da şahit oluyoruz. Celile ne yapıyorsun, kendine gel diye cıkcıkladığım oluyor tabii. Yahya Kemal'in sadece şairliğini, şiirlerini severim. Hele ki bu kitabı okudum ya tarafım sağlamlaştı, Celile'nin aşık olan gözleriyle değil de artık hayal kırıklığına uğrayarak baktığı gözleriyle de bakmaya başladım şairimize. Nazım da öfkelidir, skandal yaratan bu aşk ilişkisine pek bilinir şu hadise ile cevap veriyor: Kendisine eve ders vermek için gelen aynı zamanda okulda hocası olan Yahya Kemal'in cebine bıraktığı "Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz." notu ile. Celile ve Yahya Kemal büyük bir tutkuyla sevmişlerdir birbirlerini. Celile onunla evlenebilmek için evini terk eder, boşanır, evlenip birlikte yaşayacakları evin hayallerini
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Unutursak Kalbimiz Kurusun
8/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2023 51. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2023 17:53
Bir ömür bir hayat mıdır? Bir ömre kaç hayat sığar? Kimi ömürler, Orta Kuşak ülkeleri gibidir 4 mevsimi de yaşar kimi ömürlerdeyse kışları uzundur veya yazları. İlkbaharları kışlaşmış veya yaza karışmışsa bu ömrün de badirelerde üşüyen, telaş ve sıkıntılarda terleyen sert geçişleri olur. Unutma Beni Apartmanı romanında Süreyya da bir hayatına birçok hayat sığdırmış ama bu hayatlar, tüm odaları salona açılan salomanje bir ev gibi. Kapılar bir açılıp bir kapanıyor fakat sesleri ve yankısı Süreyya'da hep devam ediyor bu yüzden hayatının sınırlarını, şeklini şemalini bilemiyor. Bir şeye benzetemediği hayatını da sahiplenemiyor veya kendini hayatına ait hissedemiyor. Her seferinde sanki o gidiyor yerine bir başkası yaşıyor hayatını. İşte yazmaya karar veriyor Süreyya çok biriktirdiğinden değil bir şeyleri denemek için yazmak istiyor. Yaşadıklarını, gördüklerini ve işittiklerini yapboz usûlüyle yazmak bir de okurluk kariyerinin sağlamasını yapmak için. Bir romana kaç roman sığar? Nermin Yıldırım, bu ilk romanının örgüsünü Süreyya ve onun annesinin ellerine emanet etmiş. Birlikte örüyorlar her ikisinin de ipleri aynı ama örme şişleri ayrı, bu geçişleri 1. tekil ağzı anlatım ve punto farklılıklarından öğreniyoruz. Bir de anneye ait bölümlerin başında hep iki katlı ev resmi var, niyeyse :) Anlatımın hakimiyeti ve kişi başına düşen hacmi bakımından Süreyya 5 adım atıyorsa annesi 1 adım atıyor denilebilir böylelikle bir "aldım verdim" oyunu ile ilerliyor roman. Paragrafın başındaki sorumu cevaplamaya çalışmak istiyorum. Süreyya bu romanın içinde tam 7 roman yazıyor. Ama haklarını NY'ye teslim ediyor. Şu cümle buluşturuyor onları: "...bazen olanı değil olmasını istediğimizi yaşamayı tercih edebileceğimizi..." (s. 208) Yazan Süreyya ile Yazar NY arasında arasındaki gizli
Mekânların dili
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20166,1bin okunma