10/10
·152 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
İtiraf ediyorum bitmesin diye yenisi çıkmadan Murakami kitaplarını okumuyorum. Kitabı okurken kitaptaki şarkıların playlist ini dinliyorum. Kitabı okumuyorum yudumluyorum. Murakami iyi bir yazar mı kötü bir yazar mı bilemem ama benim zaafım var okurken kendimi iyi hissediyorum. Bu kitap ise Murakami’ye Sıla-i Rahim yaptıran Kobe depremi sonrası yazılmış içinde deprem geçen hikayelerden oluşmuş bir kitap her öykü bir senaryo olacak bütünlükte yazılmış. Objektif olamıyorum : Murakamist’im
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026164 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:29
Hep ileride ne olacağını merak ettiğim bu güzel serinin sonu... Her bir kitapta D. N. Archeron kendini daha da aştı. Akıcılığın artışı, olayların daha çok içine çekmesi.Teknik yönden sevdiğim şeyler oldu bunlar.Cümlelerin etkili olması uzun veya kısa olması değil, yaşanılanın içinde ne denli hissettirilmeye çalışmasıdır.Sadece üç karakterin hikayesi olmaktan çıkıp her bir karakterde ayrı duygu hissettiren bu seri sevdiğiniz bir tatlıyı kaşıklamak gibi güzel.Karakterlerin gelişimi, ilerleyişi, hareketleri... Gözümde çok güzel canlandı.Mevsimleri kendim hissettim.Yağan karı, esen rüzgarı, parıldayan güneş ve ayı... Kitabı bitirince içimde bunun devamı veya birkaç yıl sonrasını anlatan yeni bir seri devamı isteği bile oluştu.İnsan dünyasında geçse ne güzel olur.Olmasa bile bir karakterin bu olaylardan önceki yaşamını anlatan eser... Örneğin Bast.Bence çok iyi yaratılmış bir karakterdi.Seriyi okurken birkaç şarkı öneriyorum: open.spotify.com/track/612bl0KHz... open.spotify.com/track/6Vu8rrfew... open.spotify.com/playlist/2cBurr... (Gümüş Yürek çalma listesi) Onun dışında sonu güzeldi.Tatlı, maceralı, heyecanlı bu seriyi okuyun ve okutturun.Sayōnaraaaa:) Yol sizden yana olsun.
İnceleme
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025300 okunma
Reklam
Bir Sessizlik Senfonisi: Serenad Üzerine
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 05:55
"Öncelikle belirtmeliyim ki; böyle bir esere inceleme yazmak bile başlı başına sorumluluk isteyen bir iş. Bu yüzden akademik bir makaleden ziyade, kalbime dokunanları en yalın haliyle paylaşmak istedim. Eminim bu derin mevzuları teknik olarak ele alan pek çok kişi olacaktır… 2001’in İstanbul’undan 1930 ve 40’ların yorgun dünyasına uzanan bir yolculuk bu. Kitaba başlarken kendinize mutlaka bir fon müziği seçin ya da özel bir playlist oluşturun; çünkü Livaneli hikâyeleri müzikle birleşince ruhu daha başka sarıyor. Maya Duran... Türkiye’den bir kadın. Hikâyenin başında hepimiz gibi; bir anne, bir işçi, sokakta her gün rastlayabileceğimiz biri. Ta ki Profesör Wagner ile tanışana dek. Maya’nın o andan sonra gösterdiği sabra, azme ve cesur başkaldırışına hayran kalmamak elde değil. Livaneli’nin bir kadın ruhunu bu denli incelikle analiz edip aktarması tek kelimeyle muazzam. Kitapta diller, dinler, milletler ve imkânsız aşklar çarpışıyor. Ama asıl odak noktası: İnsanlar ve devletler. Hükümetlerin pek sevmediği o ağır kelimeler… Benim için bu kitabın özeti şudur: İktidarın zalimleştiği yerde halkın mazlumlaştığı, çaresiz bırakıldığı ve insan hayatının bir imzaya, soğuk bir söze pamuk ipliğiyle bağlandığı gerçeği. Gerçekle kurgunun sentezlendiği bu eser; Struma’yı, Wagner’i ve Nadia’yı zihnimize kazıdı. Bambaşka diyarlarda hüzünlendik, öfkelendik. Okurken içimden sürekli 'Lütfen Struma batmasın, Türkiye karaya inmelerine izin versin' diye dua ettim. Ama maalesef tarih dualarla değişmiyor. Struma battı, insanlar öldü, iktidarlar sustu İnsanlar susturuldu. Ne acı ki bugün, üzerinden 80 küsur yıl geçmesine rağmen Ortadoğu hâlâ aynı kadere terk edilmiş durumda. Hâlâ insanlar ölüyor, iktidarlar susuyor İnsanlar susturuluyor. Bugün sessiz kaldığımız insanların hikâyeleri, 100
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,1bin okunma
4/10
·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 16:16
Anlatılacak bir hikâye var ama yazar onu anlatmamayı seçmiş gibi.Sürekli şimdi bir şey olacak diye bekliyorsun, olmuyor. Başlıkta Melanie Klein gibi bir isim geçince, ister istemez daha derin, daha psikolojik bir anlatı bekleniyor.Ama kitapta bu beklentiyi karşılayan neredeyse hiçbir şey yok.Başta birkaç cümleyle anılıp sonra tamamen kayboluyor.Bu da “neden bu isim?” sorusunu sürekli akılda tutuyor. “Benim için bir playlist hazırladı.” Bu cümle tek başına bir bağ kurabilecek güçte.Küçük ama anlamlı bir detay.Ama kitap bunu büyütmeden geçip gidiyor.İlişki var, ayrılık var, tekrar karşılaşma var, hastalık var.Üstelik “beni insanlara sen anlatacaksın” gibi gerçekten güçlü bir cümle de var.Bu cümle aslında birine şahit olmayı, birinin hayatını taşıyacak kişi olmayı ima ediyor.İnsanların hayatında birbirine şahit olması, belki de en derin ve en gerçek bağlardan biri. Ama kitap tam burada da durmuyor.O şahitlik duygusu kurulmadan geçiliyor.Sanki biri diğerinin hayatına gerçekten tanıklık etmiş ama biz okur olarak buna hiç şahit olamamışız gibi. Tensellik desen var, ama içi boş.Yakınlık anlatılıyor ama neden önemli olduğu yok.O yüzden okur olarak hiçbir şeye tutunamıyorsun.Bir noktadan sonra o sahneler de sadece var olmak için var hissi veriyor. Kedilerle açılan bölümler de sanki bir şey simgeleyecekmiş gibi duruyor, sonra hiçbir yere bağlanmadan kayboluyor. Buna rağmen dilde başka bir şey var.İçerik dolu olmasa da anlatımın bir akışı var;yer yer bir iç ses gibi ilerliyor.Sanki olayları dışarıdan dinlemiyor da, anlatıcının gözlerinden yaşıyormuşsun gibi bir his bırakıyor.Bu da metni tamamen koparmıyor, sadece eksik hissettiriyor. En garip tarafı şu:Bu kadar malzemenin içinde bile duygu oluşmuyor.Kitap bunu ısrarla sürdürüyor.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026751 okunma
Şimdi bir b•aşka duyacaksın!
10/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 17:50
İçsel gelişim kitabı; aşk, benlik, zihin ve kalp, devinim ve durağanlık gibi bir çok konuyu tasavvufi bakış açısıyla ele alıyor.. Şiirsel bir dille.. İnsanı kendinden koparan 'ben'lik duygusundan kurtararak, şöhret olma, beğenilme, bilinme, tanınma gibi birçok hastalıklı ruh halinden kopabiliriz. Bunun yanında günümüzün en belirgin bir diğer hastalığı kibir, ego, empati yoksunluğu, vefasızlık gibi birçok derde deva olacaktır benlikten sıyrılmak. Bunun yanında birçok içsel konuya farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Aşk gibi, kalp ve zihin gibi.. Okuması oldukça kolay, kavranması -içselleştirme- biraz zor bu içsel yolculuk kitabını fikirlerine kıymet verdiğim bir arkadaşım! önerdi. Oldukça keyifli bir yolculuk oldu. Herkese tavsiye olunur.. "Bir nefes kadar yakınım, ayrılmadın bir adım Dikkatini, kelimelerden sessizliğe kaydırdım.." Mükemmel bir albüm tavsiyesiyle.. music.youtube.com/playlist?list=O...
1000Kitap
Yüz SözZ. Abdal Kadri · Rumi Yayınları · 20252 okunma
6/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
“O günlerde ânın içinde olduğumun farkındalığıyla işkence çeker gibiydim. Her an bana sonsuzluk gibi geliyordu. Bir gün bir ömür demekti. Zamanın dalgalarına atlıyordum ama o dalgalar beni boğmak üzereydi. Suyun altındaydım ve nefes alamıyordum.” İşte Matt Haig, o suyun üstünde kalmasını sağlayan düşünceleri derlemiş ve ortaya bu kitap çıkmış. Kitap, en fazla 2-3 sayfalık kısa bölümlerden oluşuyor. Her bölümde farklı bir düşünce, küçük bir farkındalık ya da bakış açısı var. Bazı bölümler… daha önce pek çok kişisel gelişim kitabında karşılaştığımız, tanıdık cümlelerden oluşuyor. Ama bazıları var ki… gerçekten durup düşündürdü. ‘Aa evet, ben bunu hiç böyle düşünmemiştim’ dedirtti. İçinde; anda kalmak, kaygıyla baş etmek, her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabullenmek gibi konulara değiniyor. Rahatlattı mı? Emin değilim. Ama… iyi geldi. Bir de kitabın içinde, onu iyi hissettiren şarkılardan oluşan bir playlist ve izlemeyi önerdiği bir film listesi var. Sanırım en çok onları merak ettim. Kesinlikle bakacağım.
Rahatlama KitabıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20225,5bin okunma
Reklam
Reklam