10/10
·152 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
İtiraf ediyorum bitmesin diye yenisi çıkmadan Murakami kitaplarını okumuyorum. Kitabı okurken kitaptaki şarkıların playlist ini dinliyorum. Kitabı okumuyorum yudumluyorum. Murakami iyi bir yazar mı kötü bir yazar mı bilemem ama benim zaafım var okurken kendimi iyi hissediyorum. Bu kitap ise Murakami’ye Sıla-i Rahim yaptıran Kobe depremi sonrası yazılmış içinde deprem geçen hikayelerden oluşmuş bir kitap her öykü bir senaryo olacak bütünlükte yazılmış. Objektif olamıyorum : Murakamist’im
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026164 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 27. kitabı
Kitabın baş qəhrəmanları narkotik asıllığından əziyyət çəkən gənc bir cütlükdür. Kitabda bir növ onların gündəliyi kimi yazılıb. Kitabın 3 əsas başlığı var, “O və Həvva” , “Həvva və O” və “Həvva və qızı”. Başlıqların ilki oğlanın gözündən, ikincisi qızın, yəni Həvvanın gözündən, üçüncüsü isə adından məlum olduğu Həvva və qızının gözündən yazılıb. Biz kitab boyu oğlanın adını öyrənmirik. Yalnızca Həvvanı və onun ətrafındaki insanları tanıyırıq. Hekayə xarici ölkədə keçdiyi üçün digər obrazların adları da xarici adlardır. Mənim üçün isə bu obrazlar arasından ən yadda qalanı Leo oldu. Leo istər dünyaya baxışı, istər dünyagörüşü, istərsə də fəlsəfə biliyi ilə məni özünə çəkməyi bacardı. Çox təəssüf ki biz kitab boyu onu çox az görürük. Kitabın qısaca çatdırmaq istədiyi mesaj isə, narkotikin nə qədər pis bir şey olduğudur. Lakin klassik mətnlərdən fərqli olaraq, 47-ci xromosom kitabında, yazıçı bizi narkotik aludəçiləri ilə güclü şəkildə empatiya qurmağa sövq etdirir. Həmçinin yazıçı Bizlərə “onlar asıllıdır, onlardan uzaq durmalıyıq” fikrinin əvəzinə “onlarda insandır, onlara əlimizi uzatmalı və onlara yardım etməliyik” firkini aşılamağa çalışır. Mən əsəri bəyəndim, xüsusən ilk səhifələri özünü oxutdururdu. Yeri gəlmişkən, bu roman yazıçının 4-cü romanıdır. O bundan başqa, “Mənim lənətlənmiş dünyam”, “Onu sevməyə məhkumam” və “Qullar” adlı romanlarında müəllifidir. Həmçinin bu kitabı xüsusi qılan bir digər xüsusiyyətdə, kitabın özünə xas musiqi playlisti olmasıdır. Siz onu oxuyarkən, kitabda keçən musiqiləri dinləyə bilərsiz. Kitabın içinə bu musiqilər aiddir: Hi Profile - Harmony Hi Profile - Dead or alive Hi Profile - Mediterranean Hilight Tribe - Free Tibet Relativ - Gayatri Fable - Temple of Light Technical Hitch - Mama İndia Technical Hitch - Reborn Shanti People
47-ci XromosomZiya Səfərbəyov · Əli və Nino Kitab · 201911 okunma
Reklam
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:29
Hep ileride ne olacağını merak ettiğim bu güzel serinin sonu... Her bir kitapta D. N. Archeron kendini daha da aştı. Akıcılığın artışı, olayların daha çok içine çekmesi.Teknik yönden sevdiğim şeyler oldu bunlar.Cümlelerin etkili olması uzun veya kısa olması değil, yaşanılanın içinde ne denli hissettirilmeye çalışmasıdır.Sadece üç karakterin hikayesi olmaktan çıkıp her bir karakterde ayrı duygu hissettiren bu seri sevdiğiniz bir tatlıyı kaşıklamak gibi güzel.Karakterlerin gelişimi, ilerleyişi, hareketleri... Gözümde çok güzel canlandı.Mevsimleri kendim hissettim.Yağan karı, esen rüzgarı, parıldayan güneş ve ayı... Kitabı bitirince içimde bunun devamı veya birkaç yıl sonrasını anlatan yeni bir seri devamı isteği bile oluştu.İnsan dünyasında geçse ne güzel olur.Olmasa bile bir karakterin bu olaylardan önceki yaşamını anlatan eser... Örneğin Bast.Bence çok iyi yaratılmış bir karakterdi.Seriyi okurken birkaç şarkı öneriyorum: open.spotify.com/track/612bl0KHz... open.spotify.com/track/6Vu8rrfew... open.spotify.com/playlist/2cBurr... (Gümüş Yürek çalma listesi) Onun dışında sonu güzeldi.Tatlı, maceralı, heyecanlı bu seriyi okuyun ve okutturun.Sayōnaraaaa:) Yol sizden yana olsun.
İnceleme
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025301 okunma
Bir Sessizlik Senfonisi: Serenad Üzerine
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 05:55
"Öncelikle belirtmeliyim ki; böyle bir esere inceleme yazmak bile başlı başına sorumluluk isteyen bir iş. Bu yüzden akademik bir makaleden ziyade, kalbime dokunanları en yalın haliyle paylaşmak istedim. Eminim bu derin mevzuları teknik olarak ele alan pek çok kişi olacaktır… 2001’in İstanbul’undan 1930 ve 40’ların yorgun dünyasına uzanan bir yolculuk bu. Kitaba başlarken kendinize mutlaka bir fon müziği seçin ya da özel bir playlist oluşturun; çünkü Livaneli hikâyeleri müzikle birleşince ruhu daha başka sarıyor. Maya Duran... Türkiye’den bir kadın. Hikâyenin başında hepimiz gibi; bir anne, bir işçi, sokakta her gün rastlayabileceğimiz biri. Ta ki Profesör Wagner ile tanışana dek. Maya’nın o andan sonra gösterdiği sabra, azme ve cesur başkaldırışına hayran kalmamak elde değil. Livaneli’nin bir kadın ruhunu bu denli incelikle analiz edip aktarması tek kelimeyle muazzam. Kitapta diller, dinler, milletler ve imkânsız aşklar çarpışıyor. Ama asıl odak noktası: İnsanlar ve devletler. Hükümetlerin pek sevmediği o ağır kelimeler… Benim için bu kitabın özeti şudur: İktidarın zalimleştiği yerde halkın mazlumlaştığı, çaresiz bırakıldığı ve insan hayatının bir imzaya, soğuk bir söze pamuk ipliğiyle bağlandığı gerçeği. Gerçekle kurgunun sentezlendiği bu eser; Struma’yı, Wagner’i ve Nadia’yı zihnimize kazıdı. Bambaşka diyarlarda hüzünlendik, öfkelendik. Okurken içimden sürekli 'Lütfen Struma batmasın, Türkiye karaya inmelerine izin versin' diye dua ettim. Ama maalesef tarih dualarla değişmiyor. Struma battı, insanlar öldü, iktidarlar sustu İnsanlar susturuldu. Ne acı ki bugün, üzerinden 80 küsur yıl geçmesine rağmen Ortadoğu hâlâ aynı kadere terk edilmiş durumda. Hâlâ insanlar ölüyor, iktidarlar susuyor İnsanlar susturuluyor. Bugün sessiz kaldığımız insanların hikâyeleri, 100
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,1bin okunma
Genç Kızlar, Yitik Kızlar
4/10
·352 syf.·
2026 51. kitabı
Selam. Güncel olarak epey sinirliyim. Duygularımı daha iyi aktarabilmek için arkadan gerilim müzikleri playlisti açtım. Hazırsanız, başlıyorum. Kitaba büyük beklentiyle başladım çünkü güvendiğim insanlar tarafından önerilmişti. İlk elli sayfada yarım bıraktım. Aylar sonra geri dönüp birkaç saatte bitirdim çünkü dili gerçekten akıyor. Ve maalesef sinirlenmemin sebebi de tam olarak bu: bu kitap korkunç derecede harcanmış bir potansiyel. Rstan çıkmak için tercih edebileceğiniz bir kitap. Ve arkadaşlar, birazdan söveceğim her şeye rağmen kitap GERÇEKTEN ÇOK YÜKSEK BİR POTANSİYELE SAHİP! Potansiyeli yok sayan yazarlar beni çıldırtıyor. Yazarı hepimiz tanıyoruz, Sessiz Hasta nın yazarı. Ben kitapları yazarın diğer kitaplarıyla karşılaştırmaktan nefret ederim ve konuyu da kıyaslama yapmak amacı ile açmadım zaten. Sessiz Hasta benim için çok tahmin edilebilir ancak hiç tatmin etmeyen bir kitap olmuştu. Sanırım yazar ile sorunlarım var, asla anlaşamayacağız gibi görünüyor. Eleştirime geçmeden önce kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Hikâye, Londra'da yaşayan grup terapisti Mariana Andros ile başlar. Mariana, bir yıl önce Yunanistan tatili sırasında denizde boğularak ölen eşi Sebastian'ın yasını tutmaktadır. Hayatı durma noktasına gelmiş, hastalarıyla olan profesyonel sınırları bulanıklaşmış ve anılarına hapsolmuş durumdadır. Mariana'nın dünyası, Cambridge Üniversitesi'nde okuyan yeğeni (ve kızı gibi sevdiği) Zoe'den gelen panik dolu bir telefonla sarsılır. Zoe’nin en yakın arkadaşı Tara, üniversite kampüsü yakınlarında vahşice öldürülmüş olarak bulunmuştur. Mariana, yeğenine destek olmak ve kendi öğrencilik yıllarının geçtiği Cambridge'e dönmek üzere yola çıkar. Mariana kampüse vardığında, Tara'nın ölümünün sıradan bir cinayet olmadığını fark eder. Odağında, Yunan
Edebiyat
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,282 okunma
4/10
·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 16:16
Anlatılacak bir hikâye var ama yazar onu anlatmamayı seçmiş gibi.Sürekli şimdi bir şey olacak diye bekliyorsun, olmuyor. Başlıkta Melanie Klein gibi bir isim geçince, ister istemez daha derin, daha psikolojik bir anlatı bekleniyor.Ama kitapta bu beklentiyi karşılayan neredeyse hiçbir şey yok.Başta birkaç cümleyle anılıp sonra tamamen kayboluyor.Bu da “neden bu isim?” sorusunu sürekli akılda tutuyor. “Benim için bir playlist hazırladı.” Bu cümle tek başına bir bağ kurabilecek güçte.Küçük ama anlamlı bir detay.Ama kitap bunu büyütmeden geçip gidiyor.İlişki var, ayrılık var, tekrar karşılaşma var, hastalık var.Üstelik “beni insanlara sen anlatacaksın” gibi gerçekten güçlü bir cümle de var.Bu cümle aslında birine şahit olmayı, birinin hayatını taşıyacak kişi olmayı ima ediyor.İnsanların hayatında birbirine şahit olması, belki de en derin ve en gerçek bağlardan biri. Ama kitap tam burada da durmuyor.O şahitlik duygusu kurulmadan geçiliyor.Sanki biri diğerinin hayatına gerçekten tanıklık etmiş ama biz okur olarak buna hiç şahit olamamışız gibi. Tensellik desen var, ama içi boş.Yakınlık anlatılıyor ama neden önemli olduğu yok.O yüzden okur olarak hiçbir şeye tutunamıyorsun.Bir noktadan sonra o sahneler de sadece var olmak için var hissi veriyor. Kedilerle açılan bölümler de sanki bir şey simgeleyecekmiş gibi duruyor, sonra hiçbir yere bağlanmadan kayboluyor. Buna rağmen dilde başka bir şey var.İçerik dolu olmasa da anlatımın bir akışı var;yer yer bir iç ses gibi ilerliyor.Sanki olayları dışarıdan dinlemiyor da, anlatıcının gözlerinden yaşıyormuşsun gibi bir his bırakıyor.Bu da metni tamamen koparmıyor, sadece eksik hissettiriyor. En garip tarafı şu:Bu kadar malzemenin içinde bile duygu oluşmuyor.Kitap bunu ısrarla sürdürüyor.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026757 okunma
Reklam
Reklam