İbnü'l Arabi Metafiziği
Puan vermedi·424 syf.··
2026 5. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 01:32
İbnü’l Arabi daha çok mistiszm ve tasavvuf alanında kategorize edildiği için felsefe kitaplarında pek yer bulamamıştır. Ancak kurduğu sistematikle belki de atanamamış ateistlerin dillerine pelesenk olan Spinoza’nın Tanrı’sından daha çok konuşulmayı hak ediyor. İlk iş olarak İbnü’l Arabi öncesindeki benzer sayılabilecek bazı görüşleri anlamakta fayda var. Hakikatin, görünen evrenden çok farklı olduğu fikri oldukça kadim bir bilgi olsa da yazılı olarak günümüze ulaşan felsefe tarihine bakacak olursak Platon’un idealar fikrinden bahsetmek gerekir. Ona göre deneyimlenen şeylerin, göremediğimiz hakikatleri mevcuttur ve bunlar da şey’lerin aslı olan değişmez özler, yani idea’lardır. Nesneler ancak katıldıkları idea’lar ölçüsünde vardırlar. Söz konusu idealar’ın tanrılarla ilişkisi net değildir. Zira yerleşik inanç çok tanrılı bir sistemi dayatmaktadır. O’na göre evreni düzenleyen bir akıl vardır. Ayrıca “iyi ideası” da en yüksek ilkedir ve neredeyse Tanrı’ya denktir. Özellikle Tanrı ispatı açısından Aristo’dan bahsetmemek olmaz. Onun Platon’daki idealar ve gerçeklik gibi iki ayrı dünyası yoktur. Şeyler doğada gözlemlediğimiz madde ve formlardan ibarettir. Buradaki tek istisna, yaratıcı ilke, yani Tanrı’dır, ancak o bile idealar evrenindeki gibi ikilik oluşturmaz. Ona göre evren sürekli hareket halindedir ve her hareket eden şey bir hareket ettirici gerektirmektedir. Ancak bu döngü sonsuza kadar geri götürülemeyeceğinden ilk hareket ettirici gerekir. Bu ilke Tanrı olarak olarak adlandırılabilir ancak Aristo’nun tanrısı burada kalır. Zira evrene müdahil, irade sahibi bir tanrı değildir onunki. Ancak tam bir pasiflik de söz konusu değildir, çünkü Tanrı saf düşüncedir ve evrenin nihai amacıdır. İbn Sina’nın zorunlu ve mümkün varlık anlayışının kökenleri -sistematik açıdan
İbnü’l-Arabî MetafiziğiEkrem Demirli · Sufi Kitap Yayınları · 201347 okunma
5/10
·224 syf.··
2026 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 21:18
Okumayı hevesle beklediğim, belki de o yüzden beni hayal kırıklığına uğratan bir roman oldu. Konusu gayet ilgi çekici, bence böyle bir konuyu heba etmiş yazar. Mutlak hakikat, evrendeki her şeyin tek bir yerde tecellisi, Platon, Aristoteles, Plotinus, tasavvuf, bunlar hep kendine okuyucu bulan ama artık bayatlamış konular. Huguenotlar neden Katoliklerden kaçıyor, kitapla bunların ve simya gibi konuların ilişkisi ne, Kitap’ın esas özelliği ne, bunlar hep havada kalmış gibi geldi bana. Çok daha etkileyici ve bütüncül yazabilirdi diye düşünüyorum.
Kitap’ın YolcularıOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20251,072 okunma
Reklam
Puan vermedi·262 syf.··
2025 16. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 21:20
Birinci Ders Idea bir şeyi temsil eden düşünme tarzıdır. Ortaçağdan sonra nesnel gerçeklik adını almıştır. Idenın temsil ettiği nesneye olan bağından dolayıdır. Bir şeyi ne kadar temsil ediyorsa, benziyorsa o kadar gerçektir. Duygu ise; hiçbir şey temsil etmeyen düşünme biçimidir. Spinoza, ideanın duygudan önce geldiğini söylüyor. Biçimsel gerçeklik de; ideanın sahip olduğu yetkinlik dercesi, içsel karakteridir. Biçimsel içsel karakter, nesnel dışsal karekterdir. Varyasyon ( iyi veya kötü rastantılar, çeşitlemeler), varolma kuvvetini arttıran ya da azaltan unsurdur. Varolma kuvveti ile eyleme kudreti aynı şeydir. Bu varyasyonlar hayat boyu sürer. Spinoza eyleme kudretinin azalışını siyasal sorunlara değindirmiştir. İster eyleme kudretini arttıran isterse azaltan olsun sevinç ya da üzüntü tutkudur. Bizi üzüntülü duygularla etkilemek isteyenler tezgah kurmuştur. Rahip cemaatin üzüntüsüne ihtiyaç duyar, cemaatin kendini suçlu hissetmesine ihtiyaç duyar. İktidar için üzüntülü insanlara ihtiyaç vardır. Spinoza hep ruhtan bahsettiği halde materyalist, hep Tanrı'dan bahsettiği halde Tanrıtanımaz nasıl olmuştur? İnsanın alabileceği etkiler kültürel farklılıklara göre değişir. Etki alma kudreti aşılmaya eğilimlidir. Pasif duygulardan nasıl çıkabiliriz, hapsedildiğimiz dünyadan nasıl çıkarız? Bize uyan karşılaşmalar yapmayı bilmek gerek. İnsanlar genellikle mutsuzluklarının toplamını yaparlar; nevrozun ya da depresyonun başladığı nokta toplama yapmaya koyulduğumuz andır. Spinoza tersini önerir. Bunun üzerine ortak mefhum oluşur. Bu yaşam alıştırmasıdır. Bu artık varyasyon değil, çan eğrisidir. Yaşlanmadaki büyüleyici şey eyleme kudretinin azalmasıdır. Yaşınıza ait yeni cazibe türü bulup, hayata takılıp kalmamanız gerekir. Hayranlık verici
Spinoza Üzerine Onbir DersGilles Deleuze · Meltem Kabalcı Yayınevi · 2021275 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 19:09
Her kitabın bir zamanı vardır. Benim için bu kitap öyleydi. İlk defa tanıştım Plotinus ile. Biraz daha tanımam gerekiyor daha erken kendim için. Kitaptaki kadar varoluşsal sorgulamalar ve tanımlamalar içerisinde olmadığımı fark ettim. Ancak derinleştirmek istiyorum tabiki. Zamanla..
Plotinus - Her İçe Yönelme Aynı Zamanda Tanrı'ya YönelmedirTurgut Özgüney · Destek Yayınları · 2022115 okunma
7/10
·112 syf.··
2025 57. kitabı
Otoritenin salt sözle kül edilmeyeceğinin bilinciyle hakikat iddiasını filhakika tüküren bir eser. Hem Felsefe-i Ferd'in müellifi Baha Tevfik hem de editörü Burhan Şaylı'nın iddiasıyla orantılı bir dil ve metot kullanmış olması, gözlemlemesi keyifli bir detay. Dil anlamında bahsettiğim orantı yazım kurallarının otoritesini reddetmenin yanında, klasik soğuk ve akademik tondan zaman zaman ayrışan samimi eleştirileri de kapsıyor :) "Ey kinini boşluklara haykıran kalabalık! Yüzünü dön, fermanlar yanık. Kılıç kuşananın, ferman Kendişah’ındır! Başka şah istemeyişimiz, haysiyetimizdendir. Açılın kapılar kendimize gidelim!" (1987, Ene'l-Hak Ene'l Halık, Burhan Şaylı) Eser gerçekten de eleştiri gücünü kendisi dışında yerel bir birikime dayandırmıyor; Baha Tevfik'in Osmanlı'nın ilk felsefe dergilerinden Felsefe Mecmuası'nı kurması, zühde sarılmış tasavvurların mekaniğini hesaplanmaya çalışması, gelenek ve görenekleri topyekun reddi ona cismani bir kutbiyet rolu vermiştir. Kendisi bu rolde kuşandığı kılıcıyla Rıza Tevfik'e, Şehbenderzade Ahmed Hilmi’ye, Ziya Gökalp'e, Ali Kemal'e savaş açmıştır. Osmanlı'nın ilmi ve ahlaki olarak hiçbir yetkinliği olmadığına mevzubahis isimler ve onların eserlerinin tenkidiyle varmıştır. Bu eserdeki bir yazısında hususen Plotinus ve İbn'ül Arabi'yi karşılaştırmıştır. Kendi topraklarında fikrî savunusundaki yalnızlığı ona birçok Avrupaî sözün ilk defa bu dilde söylenmesine imkan sağlasa da bu derlemesinde benzer görüşlerdeki arkadaşlarının yazılarına da yer vermiştir. Otorite, memurluk, diğergâm değerler, evlilik konularına karşı "çağın sonu"nu getiren karamsar eleştirilerle doludur. Osmanlı'nın pek alışık olmadığı, ancak günümüz için pek klasik eleştiriler güncelliğini nispeten korumaya devam ediyor.
Felsefe-i FerdBaha Tevfik · Yumuşak G Yayınları · 199752 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2025 678. kitabı
Bertrand Russell’in düşünce dünyası çok geniş gerçekten. Zamanımıza yakın bir filozof olması onun okuyucu tarafından daha iyi anlaşılmasını da sağlıyor. 3 Ciltlik Batı Felsefesi Tarihi serisinin 530 sayfalık bu 1.cildinde Russell, ilkçağ felsefesini çok berrak üslubuyla aktarmaya çalışmış . Özellikle Sokrates-Platon-Aristoteles ekseninde şekillenen aktarımında İlk Çağ’ın düşünce ikliminin nasıl şekillendiğini ve olgunlaştığını, düşünüm sürecini etkileyen iç ve dış faktörleri, bu düşüncenin yayılımı ve o zamanki toplumların sosyolojik yapılarını ve nihayetinde Batı derken ilkin akla gelen Yunan-Sparta-Makedon ve Roma toplumlarının özgün teolojik,kültürel ve düşünce yapıları ile Helenizm, Epiküros , Septikler , Kinikler ve Stoacılık düşüncesinin özetle aktarımından sonra çağın kapanışını yapan Plotinus ile İlk Çağ düşüncesi konusunda tamamlanmış bir bilgi dağarcığına sahip olma imkanı bulabiliyoruz. Batı’ya ait ve yakın tarihte yaşamış bir filozofun duygu ve düşünce dünyasından İlk Çağ felsefesini anlamaya çalışmak ayrıca daha anlaşılır özellikler taşıyor.
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1Bertrand Russell · Alfa Yayıncılık · 20161,370 okunma
Reklam
Reklam