Hindistan'ın bazı bölgelerinde yeni evli kadının kızlık zarını tahta lingam'a kurban etmesi gerekmekteydi. Ve ermiş Augustin'in anlattığına göre, aynı gelenek (kendi döneminin olup olmadığı tartışmalıdır) Roma evlilik seremonilerinde de bulunmaktaydı ancak genç evli kadının sadece Priapus'un (Ploss ve Bartels, (1891,1,xıı) ve Dulaure (1905, 142) devasa taş fallusu üzerine oturtulmasının kafi geleceği bir biçimde modifiye edilmişti.
O andan sonra olan her şey halkın gözleri önünde cereyan etti. Limandan dönmekte olan insanlar, bağrışmalardan telaşlanarak, cinayete tanık olabilmek amacıyla meydandaki yerlerini almaya başlamışlardı.
"Şurada, kendine mahsus tek kuralı 'dışarıdan içecek getirmek yasaktır' olan şu çay bahçesinde; 'Bize iki çay' diye seslenen adamın sırtını sandalyeye yasladığı anı ve kırmızı beyaz örtünün üzerine dökülen susam tanelerini parmağıyla toplayıp ağzına götüren yaşlı kadının masumiyetini alıp garsonun uzattığı adisyona sarıp sarmalasak seninle, bir meşrubat söylesek sonra, pısss diye açılsa, his diye dinlesek"
Ekmek ve şarapla bize, yiyip içmemiz için Rab Mesih İsa'nın gerçek bedeni ve gerçek kanı verilmektedir. Sunak Sakramenti," Mesih'in kurban olmasının temsili değildir. Kut-sal Cuma gününe işaret eden simgesel bir ibret dersi değildir. Rab'bin Sofrası, Üst Kattaki Oda'da olanların 100 canlandırıldığı törensel bir drama değildir. O, Mesih'in sözleriyle ilan ettiği gibi, günahların bağışlanması için, O'nun feda edilen bedeni ve dökülen kanıdır.
Yasama yönetim altındakilere söylendiğini biliyoruz. Bu nedenle yakından direklerini yapmakta hiç kimse Allah katından bir sayılmayacaktır çünkü yasa sayesinde günah bilincine varılır