O devrin gerici bir milletvekili, bu arkadaşlarınızdan şöyle söz ediyordu: "Köy Enstitülerinde gençler zehirleniyor. Komünistlik aşılanıyor. Ama bazı temiz kalmış (!) gençler 'Gelip bizi kurtarın' diyorlar."
Biz Köy Enstitüsü öğrencileri, amaç olarak köylerin kalkındırılması, okutulup uyandırılması için yetiştiriliyorduk. Bu fikirleri tehlikeli bulan çevreler önünde biz daha baştan damgayı
yiyorduk. Hele şehirlerden uzakta, yalnız köy çocuklarını alan, başka okullara pek benzemeyen, kız-erkek çocukları bir arada çalıştırarak eğiten Enstitüler, geri kafalı kişileri yerinden sıçratıyor, tüylerini diken diken ediyordu. Yazarak, çizerek, konuşarak, yoğun bir Enstitii düşmanlığı yavaş yavaş yayılıyordu. Çok acıdır, bizim bilinçsiz bazı arkadaşlarımız da bu akıma yataklık yapıyorlardı.
Yoksulluk gerile gerile iyice incelmiş, sıfıra doğru yaklaşmıştı. Hala Allah'tan diyorlardı. Köylüyü bu düşünce tarzına yatıranlar bilerek bilmeyerek ona en büyük kötülüğü yapmışlardı. Çünkü eli kolu bağlanmıştı. Çünkü yeni yöntemler arama gücünü yitirmişti. Ona bu gücü yeniden vermek çok zor olacaktı.
İnsanın toplum sözleşmesiyle yitirdiği şey, doğal özgürlüğü ile isteyip elde edebileceği şeyler üzerindeki sınırsız bir haktır. Kazandığı şey ise, toplumsal özgürlükle, elindeki şeylerin sahipliğidir.
Sayfa 18 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu