İçten inancım şudur ki, Anadolu kadınlığı, Köy Enstitülü kızlarla ilk olarak değerlerini ve yeteneklerini geliştirme, ortaya çıkarma, tutsaklığını yırtma olanağı kazanmıştı. Siz yobazın iftirasına bakmayın, çoğu uydurmaydı, kuyruklu yalandı onun söyledikleri.
Köy Enstitülerinde ahlaksızlık olayları hiç geçmedi denebilecek kadar azdı, o da doğaldı. Öbür şehir
okullarında daha kesifti, daha korkunçtu. Ama yobaz bir kere köylünün okumasını, uyanmasını istemiyordu. Buna engel olacaktı.
Köylüyü en hassas yerinden yakalayıp Enstitüler aleyhine kışkırtacaktı. Onun için mış-mış'la biten hikayeler düzdü, kulaklara fısıldadı, köylere parasız gönderilen gazetelere, dergilere
kustu. Bu uğurda en iğrenç yollara başvurdu.
O yıllarda Köy Enstitülerinin yurda yararlı kurumlar olduğunu kavrayan iyi niyetli aydınların sessiz kalmaları, gerekli savunmaya geçmemeleri softanın işini kolaylaştırdı.
Türkiye ortamı hızla Köy Enstitüleri aleyhine çevrildi. Ateş olmayan yerde duman tüttürüldü. Ne hikayeler dinlendik. Tanrım, ne sorularla karşılaşmadık? İnsan donup kalıyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Benim düşündüklerimin tam tersini söylüyorsun baba" dedim. "Senin söylediklerinin tersini yapacağım ben. Kimseye müdahale etmeyeceğim, kimsenin yardımına, kayırmasına muhtaç olmayacağım. Çalışacağım ve hakkımı alacağım."
"Yok oğlum yok" dedi. "Mümkünü yok. Senin aklın ermiyor daha bu işlere. Nerede o senin dedigin? Kayıran adamın olmadan ilerleyemezsin. Hükümet işi bu. Muhakkak bir elinden tutanın olacak. Değilse başa çıkamazsın."
Amaç, genç-yaşlı, kadın-erkek bütün köylüye okuma yazmayı öğretmek, arkasından modern yaşam bilgilerini getirecek, müspet düşünceyi yayacak ortamı hazırlamaktı. Bunun için büyük bir tutkuyla hazırlanıyorlardı. Hep görürdüm, sögüt ağaçlarının gölgelerinde onar kişilik kümeler halinde sabahtan öğleye, öğleden akşama durmadan çalışırlardı. Okurlardı, yazarlardı, matematik problemi çözerlerdi. Köye nasıl yenilik sokacağız diye konuşurlardı. Eğitmen denince, ben hep gayret sözcüğünü de birlikte düşünürdüm. Öyle tamamlar bu iki sözcük
birbirini.