Atamızın en sevdiği kitapların başında gelen Çalıkuşu...
Aslında kitabı çok önceden okudum fakat bir inceleme yazısı yazmayı düşünmüyordum bugün aklıma geldi ve yazayım dedim.
Kitap hakkında ne yazacağımı bilmeden oturdum bilgisayarın başına parmaklarımla klavyeden aklıma ne gelirse yazıyorum. Sanırım biraz spoiler içeren bir yazı olacak.
Kitap ana karakter olan Feride'nin Anadolu'da geçirdiği öğretmenlik hayatını konu alıyor.
Öncelikle yazarın üslubunu değerlendirmek istiyorum. Yazar; sade ve akıcı bir üslupla olayları dile getirmiştir, bu da kitabı sıkılmadan okumama yarar sağladı, duygusallığın da ön planda olması romanda sevdiğim şeylerden biridir. Feride’nin yaşadıklarını sanki kendim yaşamışım gibi veya gerçekten yanımdaymış da bunları yaşıyormuş gibi hissettim, bazen Feride’nin verdiği kararlar için keşke öyle değilde böyle yapsaymış dedim. Mesela Kamran’ın kendisini aldattıktan sonra Feride’nin evden kaçması, ben olsaydım böyle yapmazdım gider konuşur teyzelerime anlatırdım dedim kendi kendime.
Kitabı okurken birkaç hayal kırıklığı yaşamadım da değil, Feride’nin Anadolu’nun ıssız bir okuluna tayin edildiği ve orayı güzelleştirip köy halkı tarafından sevildiğini başarılı bir öğretmenin başarı hikayesini okuyacağımı düşünmüştüm oysa Feride sürekli “adının çıkması” sebebiyle yer değiştirmek zorunda kalıyor.
Genç ve güzel bir kadın olan Feride’nin görev için gittiği yerlerde, giyimi, hal tavırlar ve güzelliği sebebiyle erkekler tarafından ayrı kadınlar tarafından ayrı rahatsız edildiğini okuyoruz kitap boyunca. Ona devamlı lakaplar takılıyor ve bu tutumlar zaman zaman rahatsız edici oluyor. Böylece kitap boyunca genç ve güzel bir kadının tek başına Anadolu’da yaşamını sürdüremeyeceği anlatılıyor bizlere, sonuç olarak Feride her seferinde yeni bir hayat kurma