"Onun da dudakları
Martin’inkiler gibi ettendi, vişnenin suyu kendi dudaklarını nasıl boyuyorsa,
onun dudaklarını da öyle boyuyordu. Bu durum dudakları için geçerliyse her
tarafı için geçerliydi. Kadındı o, bütün kadınlar gibi bir kadındı. Aniden gelmişti
bu fikir. Martin’i afallatan bir keşifti. Sanki güneşin gökten düştüğünü görmüş,
sanki taptığı masumiyetin kirlendiğine tanık olmuştu."
"Kaz'ın elinin kaydığını hissetti. Sonra eli elindeydi, avucu avucuna yapışmıştı. Kaz ürperdi. Yavaşça parmakları birbirine dolandı. Uzun süre orada durdular, elleri birbirine kenetli bir halde engin gri denize baktılar."
"Bakalım doğru anlamış mıyım," dedi Nina."Yani sen şimdi beni ortam romantizme uygun olmadığı için mi öpmedin?"
"Burada mesele romantizm değil. Doğru öpüşme, doğru flörtleşme değil. Her şeyin bir usulü var."