Ben, kendinden yola çıkılarak evrenin ve uzayın
düzenlendiği kalkış noktasıyım: vizyonum beni ve başka her unsuru, her birini ait olduğu noktaya yerleştirerek konumlandırır. Bakarken, düzeni keşfederim. Bakışım, bana çevremdeki her şeyin
adım adım ilerleyen keşfini sağlayan art ardalık vasıtasıyla bu düzeni oluşturan şeyin bizzat kendisidir.
O, bir kaplumbağa değil
küçük yeşil kabuğunda saklanan.
O, bir taş değil
toplayıp, siyah kanadının altına koyacağın.
O, eskimiş bir tünel arabası değil.
O, yakabildiğin bir kömür yığını değil.
O, ölü bir yürek.
O, benim içim.
Bir zamanlar güzel olsa bile
istiridye gibi açılıp kapanan
O, bir yabancı.
ama insan kötülük hakkında öğrenmeli.
aşağı insanın ne olduğunu öğrenmeli.
kanın nasıl bir çığlık gibi fışkırdığını öğrenmeli.
günün farkına varmadan önce
insan geceyi görmeli,
iyice dinlemeli insan içindeki hayvanı,
yürümeli insan bir uyurgezer gibi
çatının kenarında.
bedeninin bir parçasını fırlatmalı insan
şeytanın ağzına.
bir gün saçımı topladım arkama
bir kurdeleyle ve sen
püriten hanımlara benzediğimi
söyledin ve en iyi
anımsadığım ise
senin odana açılan kapının
benimkine açılan kapı olduğuydu.