Hikaye gerçekten harika başladı, bir sürü klişe ve tesadüflerle; Princess Bride, Stardust, Cinderella gibi nostaljik masalları okuyormuşum gibi hissettim, fakat tabi daha karanlık bir ambiyansla. Ancak ortalara doğru bu tesadüfler dayanılmaz hale geldi. Gotik bir kitapta gerçekçilik aramak anlamsız, biliyorum, ancak olay örgüsünü kurtarmak için bu kadar çok tesadüfü kullanmak bana zayıf ve amatör bir yazım tarzı gibi geldi. 5 yıldız verebileceğimi düşünmüştüm ilk 100 sayfaya kadar ama beklentilerimi karşılamadı.
Roman, bir kadının kendini bulma ve hayatındaki anlamı bulma arayışını anlatıyor. Fuyuko Irie’nin etrafındaki insanlarla olan ilişkilerinin parça parça göstererek, kendini dünyaya ve insanlara karşı nasıl açtığını görüyoruz. Dünyanın onun için seçtiği bir hayatı
yaşarken, onu bir hayalet, transparan bir varlık olarak algılarken, gözlerimizin önünde yavaş yavaş materyalize oluşunu takip ediyoruz bu hikayede.