İçimde yükselen ama sonunda yine de sessiz kalan, insanlara gerçekliğin sıradan sıkıcılığını anlatma dürtüsüne her seferinde yenik düşerim. Sonra hemen, diğerlerinin de olup biten her şeyin ne denli acınası olduğunu bildiklerini fark ederim. Bu sefer de o insanların sahip olduğu bu bilgiyi kasten mi gizli tuttukları, yoksa başka nedenlerle mi bu konu hakkında konuşmak istemedikleri meselesi meşgul eder zihnimi. En sonunda da hepimizin bu apaçık zavallılıkla nasıl bu kadar iyi baş edebildiğimiz sorusu belirir.
Kitabın sonuna kadar yazım tarzı ve naratörün konuşma şeklinden nefret ettim. Tam son sahnede, hatta son paragrafta anlamam gereken şeyi anladım fakat genele bakarsak çok hoş bir okuma deneyimi değildi. Fakat eminim belirli bir süre sonra tekrar okuduğumda kitaba aşık olacağım, çünkü içinde sevdiğim her şey var: saplantı, belirsizlik ve delilik.
The Turn of the ScrewHenry James
Shakespeare’in trajedilerinde neden olası her karakteri yok etmeye bayıldığını asla anlayamayacağım.
spoiler:
1. Mercutio
2. Tybalt
3. Paris
4. Romeo
5. Juliet
6. Lady Montaigue
(Gerçi 13 ölümü olan Titus Andronicus nasıl olur çok merak ediyorum)