bir din adamı polis korumalarıyla geziyorsa ; onda ALLAH korkusundan ziyade göt korkusu vardır
Bir keresinde ailece düğüne gitmişiz dönüşte dondurma istemişim ağız açmışım, amcam da inadına almamış ağladım diye. Yolda polis durdurmuş; arabada çocuk var mı diye sormuş; amcam panik yapmış tabi biraz alkol almış. Polis demiş: Az önce bi dondurma kamyonu durdurduk dondurma aldık yedik bir tane kaldı, arabaları durduruyoruz içinde tek çocuk olanı aradık. Şansıma yolda durdurup dondurma vermişlerdi. Hayattaki şansımı bedava dondurmalarda kullanmışım sanırım çocukluğumda :) yazın günde kaç kere bakkala gider dondurma alırdık. Babannem camın önünde bekler: Bana da buzlu limonlu al kızım derdi. En son bir kere 6. Bedava çubukta, bakkal daha fazla vermiyoruz diye geri yollamıştı :D Bana dair kuzenlerin hatırladığı da; bayramlarda üst kata çıkıyorduk aburcubur poşetleriyle hep elimiz dolu olurduk senle :) Acıkan biri olsa yanımda, dolabımda mutlaka birkaç aburcubur olur ya da ünide favorimiz süt centro olurdu. Her gelişimde marketten bir torba aburcubur aldığımı hatırlıyorum. Sonrasında düşününce o baton çikolataları, mısır cipsleri falan nasıl ard arda içim alıyormuş da yiyormuşum diyorum. Midemiz bulanana kadar yemek :) Kilo verdiğim süreçte de hatırladığım hep yürümekti. Sporla beraber her gün 2.5 saat hareket halindeydim. Öğrenci olmayı özlüyor insan. Ara ara yine yeme atakları yaşayınca bunlar aklıma geldi.
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
thelma (2024) aksiyon filmi diye açıp, hayat enerjisi depolayıp çıktığım film. çünkü thelma'nın olayı aksiyon değil. inat. ve yaşlılığın “artık sen kenara çekil” baskısına verdiği cevap. filmde 93 yaşındaki bir kadın telefon dolandırıcılığına kurban gidiyor. normalde hikâye burada biter. ailesi üzülür. polis raporu tutulur. hayat devam eder. ama thelma'nın cevabı şu oluyor: “paramı geri alacağım.” ve film tam burada başlıyor. başrolde june squibb var.
Nasip.
2022-2023... polis teşkilatı için parkura kayıt olacağım an boydan kaybettim. Sonraki sene inat yüzünden sınava girmedim. Geçen yıl öylesine, hedefsiz girdim. Sınava yakın Jandarma Ast.Meslek Yüksekokulu'na girişime hiçbir engelin tabi olmayacağını öğrendim. Yeniden dünyaya geldim sanki. Mezuna kaldım. Mart'tan itibaren parkurdayım, sınava yönelik çalışıyorum. Bugünse -sınava tam bir hafta kala- JAMYO'nun bu yıl sadece erkek alım yapacağını öğrendim. Bu seneki hakkım son hakkımdı. Kısmetsizliğimden, bu meslek ile sınanmaktan yoruldum. Hiçbir söz teselli etmiyor. Kalbim yoruldu, bedenim yoruldu. Nasip diyip geçiştirmek kalıyor artık. Nasip... Çok ince bir kavram...
Yayınımıza Türkçe sözlü hafif hüzünle devam ediyoruz.
bana allah’ın olmadığını sen söyle anne! anne, bir polis devleti vatandaşı olduğunu yalnızca bana itiraf et! beni artık eve çağırma pencereden akşamları anne! ben sokağa nüfuz ettim. ben sokakça emildim. beni iktidarın kucağına bırakma; düzüleceksem eğer, beni sen düz anne! kırıldığım yerde yapıştırmaya kalkma beni! bir köre bir rengi nasıl anlatamazsan, bana da hakikati anlatamazsın. uçan kuşun hayatı değişmiştir; senin gibi malumatsız, şevksiz, palyaçosuz yaşayamam. mantarım içime kaçmışsa ve ben devrilip dökülmeye hazırsam, reklamımı yapma anne! beni hangi umacıdan döllediğini söylemeye hazırlan! idrarımı iç anne! aç karnına canlı hamamböcekleri yut, beni unut, artık yüzümü hatırlama anne! ölümümü hızlandır, büyümeme engel ol, şiirlerimi okurken osur anne! hep bir noktayı belirtmeden geçerek konuşmayı terbiyesizlik say! çok güzel diri taklidi yaptığımı bir sır olarak sakla anne! bütün hoş delikanlıları bana getir, onların tabanlarını jiletle yavaşça kesip tuz bastıktan sonra ağır ağır yalayacağım anne! Küçük İskender Burç Hikâyeleri
Alıntı
Kesik Kulak
Van Gogh, paketi verdikten sonra hiçbir şey olmamış gibi sessizce odasına döndü ve kanlar içindeki yatağında uykuya daldı. Ertesi sabah polis onu kan kaybından ölmek üzereyken buldu. Kulağını emanet ettiği o genç kadın ise bu travmatik gecenin izlerini hayatı boyunca taşıdı. Neden kesik kulağını o kıza verdi..? Neden o kızı seçti..? En çarpıcı ve en çok kabul gören teori şu, Van Gogh'un yaşadığı Arles kasabası, kanlı boğa güreşleri ile meşhurdu ve Van Gogh bu güreşleri sık sık izlemeye giderdi. Bu güreşlerin çok vahşi bir geleneği vardır: Matador boğayı öldürüp zafer kazandığında, boğanın kulağını keser ve arenadaki izleyiciler arasından seçtiği bir kadına ödül olarak sunardı. Gauguin ile yaşadığı kavgada kendini yenilmiş bir boğa gibi hisseden Van Gogh'un, kendi kulağını kesip bunu genelevdeki bir kadına sunması, bilinçaltında bu kanlı matador ritüelini canlandırdığı şeklinde yorumlanır. Kendisini hem kurban hem de matador yerine koymuştur. Van Gogh'un da kendini toplumdan dışlanmış, yaralı ve kusurlu gördüğü biliniyor. Kriz anındaki o karanlık mantığıyla; kendisi gibi acı çeken, bedeni parçalanmış bu kadına,(kadın köpek tarafından ısırıllmıştır) kendi bedeninden bir parça vererek sapkın bir empati kurduğu düşünülüyor. Sanki kendi kanlı etini, onun eksik veya yaralı etinin yerine koymak istemişti. # @lıntı