Polislerden birinin cep telefonu "Yedi Karanfil" albümündeki ezgilerden biriyle çalmaya başladı. Tuhaf hissettim kendimi. Polis arabasına bindik. Radyoda Neşet Ertaş'tan "Gönül Dağı" çalıyordu. "Radyonun sesinin biraz açar mısın?" diye seslendim öndeki polise. Suçlu birinin talebini yerine getirmekle ilgili çok kısa tereddüdün ardından sesi açtı. Emniyete doğru yola çıktık. "Gönül Dağı"nın ardından Zeki Müren' in "Gitme Sana Muhtacım" şarkısı çalmaya başladı. İçim acımaya başladı. "Radyoyu kapatır mısınız?" dedim. "Siktir git lan şerefsiz. Babanın uşağı mı var burada!" dedi ve şarkı devam etti.
Sayfa 26 - Profil Kitap (Beni Uçurumdan Atıyorsun Ama Çok Güzelsin)·Kitabı okuyor
Alıntı
ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK. HEPSİ HÂLÂ ORADA VE ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK
Artık bir araya gelebileceğimiz sokaklar yok, her yer kalabalık ve kimse orada değil, artık köyler yok, toplu konutlar var, artık sokaklar yok, otoyollar var, şehirler yerde silinip gitmiş, dümdüz yukarı uzanıyorlar, sokakları duvarlarla çeviriyorlar, artık denize, şehre, ormana açılan pencereler yok, kaçıp kurtulacak bir yol yok, tüm kapılar korkunun üzerine kapanıyor, siyasi korkunun, atomik korkunun, yağmalanma korkusunun, şiddet korkusunun, bıçakların korkusunun, ölüm korkusunun; ölüm korkusu hayata karar veriyor; yiyecek korkusu, yol korkusu, tatil korkusu, devlet adamlarının ve alçakların korkusu, polis korkusu tıpkı devlet adamlarının korkusu gibi, devlet adamlarının korkusu tıpkı alçakların korkusu gibi, artık nereye gideceğimizi, kendimizi nereye koyacağımızı bilmiyoruz, bir otomobil altı ila yedi insanın yerini alıyor, otomobil nüfusumuz kabaca üç yüz milyon, Hindistan nüfusu hızında artıyor, yeni bir absürtlük baş gösteriyor, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor, orada, dışarıda, her tarafta; onun varlığı öyle deşifre edilemez ki, insan tarafından değil de ilahi bir güç tarafından üretildiğini söyleyebilirsin; sınırlar artık değişmiyor, artık nüfus hareketleri yok, iş gücü hareketleri var, Japonların hareketleri var ama artık savaş yok, çok az şey var, çok, çok, çok az, şimdiki gerçekliğin ve benlik ile dünyanın yakınlaşmasının yetersizliği giderek daha fazla elle tutulur hal alıyor; bazen, doğru, insan değişiyor, ama bu oldukça nadir, ve üstelik artık neyi değiştirdiğimizi de bilmiyoruz, bir çamaşır makinesini, insanlar artık kendileriyle birlikte neyin var olduğunu bilmiyorlar, ve bu kendi ülkelerinde, hâlâ futbolları, rock müzikleri, sinemaları, sonsuz beklentileri var, sinemaya sadece bir filme hapsedilmiş korkuyu görmek için gidiyorlar, çoğunlukla
Reklam
Haliyle, gericilik yıllarında ilk karamsarlık emareleri gösterenler, her zaman akıntıya kapılmaya ve devrimci sloganları yumuşatmaya eğilimli, pratik çalışma yürüten Menşeviklerdi ve bunlar liberal burjuvazi ile de yakın bağ içindeydi. Menşeviklerin büyük bir çoğunluğu, bu karamsar havayı, dikkat çekici bir şekilde, Parti'yi dağıtma amacıyla dile getiriyordu. Bu tasfiyecilerin ("likidatörler") - böyle deniyordu onlara- iddiasına göre, yasadışı parti yalnızca polis baskınlarına ve tutuklamalara yol açar ve emek hareketinin kapsamını daraltırdı. Gerçekte ise, gizli partinin tasfiyesi proletaryanın bağımsız politikasını terk etmek, işçi sınıfı mücadelesinin devrimci ruhunu alçaltmak, proletaryanın örgütünü ve eylem birliğini zayıflatmak anlamına gelecekti. Parti'nin tasfiyesi, Marxın tüm öğretisini ve ilkelerini reddetmek demekti.
Haydi karakola. Allahtan, yamulmasına karşın arabam yürüyor. Karakolda, ifade, çay, sigara. Polis raporu alınacak ve fakat sekiz fotokopi yaptırmamı istiyor başkomser. Günlerden pazar. Ne fotokopisi? Nerde? Karakollarda fotokopi makinesi bulundurulamaz mı? O kadar işkence aleti alacaklanna bir tane eksik alıp, yerine fotokopi makinesi alabilirler ve bize bu fotokopi işkencesini yapmayabilirler.
"Başka bir sebep yok mu yani?" dedi arka koltuktaki polis. "Atları da vururlar,değil mi?"dedim.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Aslında Özgürlük Ordusundan sadece küçük bir grup geldi. İnsanlar onları gördüklerinde rahatladılar, çünkü sandılar ki gelenler topları olan düzenli Arap Ordusuna mensuplardır. Oysa düzenli bir ordu falan yoktu, sadece aslında polis olan 12 deneyimsiz asker gelmişti.
Alıntı
Reklam
Reklam