Kitabın sonuna geldiğimde bazı yerler için kafamda soru işaretleri kaldı. Ama genel anlamda ters köşeden ziyade kitabın kurgusunu iyi buldum.
Sonu biraz genel kitlenin beklentisi için yazılmış gibi, ben daha farklı bir son okumak isterdim.
Kitabın kurgusu, sonu, ters köşesi... es geçeyim içindeki cümleler çok doluydu. Genelde bu tarz kitaplarda yazarların tek derdi ters köşe yapmaktır ama cümleler, örnekler, düşünceler bana felsefik bir kitap okuyorum havası verdi. Bu sayede kitabı bir tık fazla sevdim.
Ortalama puan olarak 6.5 alması beni son derece şaşırttı. Çünkü kurgu oldukça sağlam, karakterlerin birbiriyle ilişkisi ve diyalogları da çok güçlü. Kitaptaki merak unsuru da güzel korunmuş ve işlenmiş.
Fransa'dan Türkiye'ye izne gelmiş biridir Sinan. Babası Fransız, annesi Türk. Bir de sevgilisi vardır Fransa'da kedisiyle birlikte yaşayan. Sinan çocukluk arkadaşı Hilmi'nin anneannesinin evinde bir süre tatil yapacaktır. O ev beş katlı bir binanın en üst katındadır ve diğer dört daire de Süheyla hanıma miras kalmıştır. Roman başlarken Sinan ve Hilmi'nin geçmişini, sonrasında Sinan'ın özel hayatını ve roman gelişirken de diğer dört dairede yaşayan kişilerin hayatlarını öğrenmeye başlarız.
Bazı yerlerde Mine hanımın seçmiş olduğu kelimeler bana garip gelse de (basım hatası mı yoksa bilinçli seçilmiş kelimeler mi anlayamadım) kitap genel olarak doyurucu.