Hadi, gel, çıkıp dolaşalım.
Gidip, kıyıda bir lokantada balık yiyelim.
Bir rakı içelim.
Hayır, eski günlerden söz etmeyeceğim.
Ne de gelecek günlerden.
Ben falcı değilim.
Ne de sen.
Hiçbirimiz.
Bir gün, çevirdiğim kitaplardan birinde şöyle bir cümleyle karşılaştım (olduğu gibi çeviriyorum): "Beni bir başka dile çevirmek isteyen sen, sözcükleri evirip çevirme, ne anlıyorsan kendi dilinde onu yaz, ama bunu yaparken yalnız sözcüklerle yetinme."
Ya da, örneğin ben, "Aşk insanın içindedir" mi, diyorum. Önüme gelen kağıtta şöyle bir cümleyle karşılaşıyorum: "Aşk iki insan arasında oluşur, ama çoğu kez yalnız birinin gönlünde gelişir."
"Ne mutlu bana! Dur, çekme elini. Herkes uyurken, bak, gece ne denli güzel..."
"Kitaptan mı bu?"
"Sanırım. Ama hangi kitaptan bilmiyorum. Belki bir gün benim yazacağım kitaptan."