Ben bu incelemeyi 2 kısımda yapmak istiyorum. Kitabın biçimi ve içeriği şeklinde yazacaklarımı gruplandırmaya çalışacağım. Öncelikle, biçim kısmında dile odaklanacak olursak ben İş Bankası Kültür Yayınları çevirisinden oldukça memnun kaldım. Çevirmenin notları gayet yerinde ve bilgilendirici olmuş. Kitapta özellikle Shakespeare’in eserlerine çok fazla gönderme var. Ben birçoğuna hakimdim ancak ona rağmen çevirmenin notları olmasa kaçıracaklarım elbette olurdu. Editoryal anlamda kitabın bölümlendirilmesinden de memnun kaldım. Teknik kısmı bir kenara bırakıp Oscar Wilde’a gelecek olursak ben çoğunluğun aksine kitabın, okuru o kadar da hızlıca içine çektiğini düşünmüyorum. 258 sayfalık bir roman olmasına rağmen benim kitabın içine girmem 100-110 sayfa aldı. Çok uzun bir roman olmadığı için bir şeyler eksiltilebilirdi diyemem ancak çok fazla durağan kısım vardı. Aslında kısa denilebilecek bir romanda çok fazla aksiyon var. !!!Buradan sonrası bazıları için spoiler sayılabilir. Bir sonraki ünleme atlayabilirsiniz:)️Çok fazla kişi ölüyor, intiharlar, cinayetler peşi sıra geliyor. Dorian Gray’in hayatına farklı insanlar katılıyor. Bu kadar aksiyonun yaşandığı bir roman nasıl bu kadar temposuz aktarılabilir anlam veremedim. Tabii bunlar benim şahsi yorumum.️ !!!spoiler sonu️!!! Tüm bunların yanı sıra romanda beni tatmin eden kısımlar Oscar Wilde’ın ahlakla ilgili sorgulamaları oldu. Yalnızca Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar isimli kitapta da aslında bulabileceğimiz ancak türü gereği daha soyut kalan aforizmaların hayatta nerelerde karşımıza çıkabileceğini görmüş olduk. Ruh ve beden güzelliğinin ahlakla ilişkisi, beden güzelliğinin kalıcı olması durumunda bireysel değerlerin nasıl yeniden oluşturulacağı, ahlakın normatif yönünün kırılması ve zaman zaman yok olan, değişim ve