Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
Bağlarını gevşek kur
Djuna dayanıksız nesnelerden oldu bitti hoşlanmıştı. Sağlam, kunt şeyler onda süreklilik, kalıcılık duygusu uyandırıyordu. Hiçbir zaman sağlam bir ev, dayanıklı mobilyalar istememişti. Bütün bunlar birer tuzaktı. Onlara sonsuza kadar bağlanabilirdin. O, yerinden kolayca oynatabileceği, en küçük bir pişmanlık duymaksızın içeri ya da dışarı sürebileceği dekorları, sahne donanımlarını yeğlerdi. Az sonra dağılıp giderler, sen de herhangi bir şeyi yitirmiş olmazsın. Geride kalan, yaşamayı sürdüren tek şey canlılık, parlaklıktır.
Pdf
Alıntı
Reklam
Bu alışılmadık, yabancı deneyimi nasıl yaşayacağına henüz karar verememişti de, harıl harıl düşünüyordu sanki: Onu içselleştirsem mi yoksa yalnızca tadına mı baksam?
Pdf
Alıntı
Gözlerin kamaşmışken buna doğru cevap veremezsin
Bir türlü çözememişti: Duygu iplikleriyle, birlikte dokunmuş, bir yankı gibi birbirini yanıtlayan iki kişi, karanlıkta fosfor gibi ışıyarak birleşmenin kimyasal kıvılcımlarını mı saçıyordu, yoksa biri ötekinin üzerine içsel rüyasının ışıldağını mı tutuyordu?
Pdf
Alıntı
Yüreğin Çin kırmızısı, vernikli odası; zihnin uçuk yeşil ya da felsefe kahverengisi salonu; bedenin, deniz kabuğu pembesi odası; belleğin amberçiçeği kokulu, çok eski dolaplarla dolu tavan arası.
Pdf
Alıntı
Senin şu benzetmelerinin hastası olmak üzereyim
Bazı acı olaylar karşısında hala ağlayabiliyordu, ancak bazı insanların narkozun etkisine girmek üzereyken ağlamaları gibi. Narkoz etkisini göstermeye başlayınca, bir ses, "Hala acıyor," diye fısıldar; oysa insan hiçliğe yuvarlanmadan hemen önce acı körelmeye başlamıştır ve beden otomatik olarak, aslında acıdan değil, onun anısından yakınmaktadır.
Pdf
Alıntı
Reklam